Öne Çıkanlar
Şu An Trend
Son Eklenenler
4. Bölüm: Sır
İnsan bazen en büyük sırrını, en güvendiği insana anlatır.
Ben de öyle yapmıştım.
O gün okulun bahçesinde oturuyorduk. Dersin başlamasına daha vardı. Müge yanımda, elindeki su şişesinin kapağıyla oynuyordu. Ben ise dakikalardır aynı cümleyi içimde evirip çeviriyor, kalbimin göğsüme vurmasına rağmen bir türlü ağzımdan çıkaramıyordum. İçimde bir ses, “Söyle artık,” diyordu. Bir başka ses ise, “Sus, yoksa her şey bozulur,” diye fısıldıyordu. Sanki söylersem her şey değişecekmiş gibi geliyordu. Sanki içimde sakladığım o küçük, kırılgan şey, gün ışığına çıkar çıkmaz herkesin önünde ezilecekmiş gibi.
Sonunda dayanamayıp, “Bir şey söylemem lazım,” dedim.
Müge bana baktı. “Dinliyorum.”
Derin bir nefes aldım. Avuçlarım terlemişti. Parmaklarımı dizlerimin üzerinde sıktım. “Bunu kimseye anlatmayacağına söz ver.”
Kaşlarını kaldırdı. “Söz. Söyle.”
Yutkundum. Boğazımda düğümlenen kelimeler sanki çıkmak istemiyordu. “Gülmeyeceksin.”
“Gülmem.”
Başımı hafifçe eğdim. O an yüzümü görmesin istedim; çünkü utanıyordum. Hem de öyle sıradan bir utanma değildi bu. İçimdeki ses, “Bunu söyleme, rezil olacaksın,” diye bağırıyordu. Sanki içimde sakladığım şey kirliymiş, söylersem herkesin bakışı üzerime yapışacakmış gibi hissediyordum. “Galiba… Kemal’den hoşlanıyorum.”
Bunu ilk kez sesli söylemiştim.
Kalbim öyle hızlı atıyordu ki sanki bütün okul duyacaktı. Sözcükler ağzımdan çıkar çıkmaz geri almak istedim. Bir an için kendimi küçücük hissettim; sanki elimde olmayan bir şey yüzünden yakalanmışım gibi. Yüzümün kızardığını, kulaklarımın yandığını hissediyordum. İçimden, “Keşke zaman geri alınsa,” diye geçirdim.
Müge birkaç saniye bana baktı. Sonra yüzündeki ifade yumuşadı.
“Belli.”
Şaşkınlıkla doğruldum. “Gerçekten mi?”
“Sen onu görünce başka oluyorsun.”
Yüzüm daha da kızardı. Utançla önüme baktım. Bir yandan da içimde hafif bir rahatlama vardı; çünkü en azından alay etmiyordu. “Kimseye söyleme.”
Müge omzuma hafifçe dokundu. “Benden çıkmaz.”
O an ona gerçekten inanmıştım.
Çünkü dostluk biraz da buydu.
Birinin en savunmasız yerini görüp oraya dokunmamak.
En azından ben öyle sanıyordum.
Ertesi gün okul her zamanki gibiydi.
Ama insanlar aynı değildi.
Koridorda yürürken birkaç kişinin bana dönüp baktığını fark ettim. Fısıldaşıyorlardı. Ne dediklerini seçemiyordum ama bakışlarının üzerimde dolaşması bile midemi sıkıştırıyordu. İçimde bir ses, “Bir şey oldu,” diyordu. Bir şeylerin ters gittiğini anlamak için sözcükleri duymama gerek yoktu. İçimde, adını koyamadığım bir huzursuzluk ağır ağır büyüyordu. Sanki görünmez bir şey sırtıma yapışmıştı da herkes onu benden önce fark etmişti.
“Neden bana öyle bakıyorlar?” diye geçirdim içimden.
Cevabını bilmiyordum.
Omuzlarımı biraz daha içime çektim. Bir an, keşke görünmez olabilsem diye düşündüm. Keşke yüzümdeki kızarıklık, içimdeki panik, kalbimin hızını kimse fark etmese. Ama okul koridoru, fısıltılar ve üzerime çevrilen gözler bunu imkânsız kılıyordu. Utanç, sıcak bir dalga gibi boynumdan yüzüme tırmanıyordu. İçimdeki ses, “Bakıyorlar, biliyorlar,” diye fısıldıyordu.
Bu bölümün ilk 29 paragrafını okudun. Geri kalanını okumak için ücretsiz hesabınla giriş yapabilir veya hemen kayıt olabilirsin.
Bölüm Yorumları
Yorum yapmak için giriş yapın.
umarım destek olabilmişimdir. bir sonraki bölümünü heyecanla bekliyorumm ❤
Yorum
Yorum bulunamadı.