Öne Çıkanlar
Son Eklenenler
Tamamlanmış Kitaplar
Premium Kitaplar
Dün geceki o çatışmanın, patlayan silahların ve dökülen cam kırıklarının ardından ev tam bir sessizliğe gömülmüştü. Odama kapanmış, yatağın üzerinde dizlerimi kendime doğru çekmiş oturuyordum. Yankı’nın beni korumak için hiç düşünmeden kurşunların önüne atılışı zihnimde dönüp duruyordu. Ona kızgındım, kırgındım ama içimdeki o buz dağının da yavaş yavaş çatırdadığını hissediyordum.
Öğlene doğru odamın kapısı hafifçe çalındı. Cevap vermedim. Kapı yavaşça açıldı ve Yankı içeri girdi.
Üzerinde bu kez o resmi takım elbiseleri yoktu. Siyah bir sweatshirt ve kot pantolon giymişti, saçları hafifçe dağılmıştı. Gözlerindeki o sırılsıklam aşık, pişman bakış doğrudan gözlerime kenetlendi. Elinde, üzerinde benim en sevdiğim çilekli milföy pastasından bir dilim olan küçük bir tabak vardı.
"Melis..." dedi, sesi o kadar yumuşak ve pürüzlüydü ki içim titredi. Yanıma doğru adımlayıp yatağın kenarına, aramızda mesafe bırakarak oturdu. Tabağı komodinin üzerine bıraktı. "Dünden beri hiçbir şey yemedin. Lütfen, benim için olmasa bile kendin için bir şeyler ye."
"Aç değilim," dedim, sesimi ne kadar duygusuz tutmaya çalışsam da o eski katılık kalmamıştı.
Bu bölümün ilk 5 paragrafını okudun. Geri kalanını okumak için ücretsiz hesabınla giriş yapabilir veya hemen kayıt olabilirsin.
Bölüm Yorumları