Öne Çıkanlar
Son Eklenenler
Tamamlanmış Kitaplar
Premium Kitaplar
Aylin ve babasının polis arabalarına bindirilip götürülmesinin üzerinden iki saat geçmişti ama malikânenin salonundaki o barut ve yanık kokusu hala gitmemişti. Kırılan devasa camlardan içeri giren sert deniz rüzgarı, yerdeki lüks avize parçalarını birbirine çarparak çınlatıyordu. Korumalar etrafı toparlamaya çalışırken, ben şöminenin kenarındaki sağlam kalmış tekli koltuğa çökmüş, titreyen ellerimle kahve fincanını tutuyordum.
Yankı, polislere son talimatları verip kapıdaki adamlarını organize ettikten sonra adeta bir aslan gibi salona geri döndü. Üzerindeki o tozlu gömleği çıkarmış, yerine siyah bir tişört giymişti ama omuzlarındaki o gerginlik hala geçmemişti. Doğrudan yanıma geldi. Hiçbir şey söylemeden önümde diz çöktü, büyük ve sıcak elleriyle çıplak bacaklarımı kavrayıp beni kendine çekti.
"Hala titriyorsun," dedi, sesi dün gece tenimi kavuran o boğuk tondaydı ama bu kez içinde saf bir endişe barındırıyordu. Mavi gözlerini gözlerime dikti. "Seni o kurşunların önüne atan o kadını kendi ellerimle boğmamak için kendimi zor tuttum Melis. Yemin ederim bir daha kimse senin kılına bile zarar veremeyecek."
"Ben korkmuyorum Yankı," dedim, sesimi dik tutmaya çalışarak. Fincanı sehpaya bırakıp ellerimi onun o sert, kirli sakallı yüzüne koydum. "Sen önüme siper olduğun an, bana hiçbir şey olmayacağını biliyordum. Ben sadece... Bizim o gerçeğe dönen hikayemizin bir yalan yüzünden bitmesinden korktum."
Bu bölümün ilk 4 paragrafını okudun. Geri kalanını okumak için ücretsiz hesabınla giriş yapabilir veya hemen kayıt olabilirsin.
Bölüm Yorumları