Öne Çıkanlar
Son Eklenenler
Tamamlanmış Kitaplar
Premium Kitaplar
Bebek haberinin malikânede yarattığı o muazzam şok ve mutluluk dalgasının üzerinden birkaç hafta geçmişti. İstanbul’un o gri, kasvetli havası yerini cıvıl cıvıl bir bahar güneşine bırakırken, hayatımız da hiç olmadığı kadar hızlı ve heyecanlı akıyordu. Bir yanda benim içimde gün geçtikçe büyüyen o minik mucize, diğer yanda ise Defne’nin o meşhur "evlenmeden olmaz" kuralı yüzünden holding işlerini bile askıya alan hırslı bir Emir vardı.
Bugün, o büyük günün ilk adımıydı. Defne ve Emir’in nişan ve nikah alışverişi için şehrin en lüks moda evlerinden birini kapatmıştık. Defne, üzerinde bembeyaz, taşlarla bezeli mini bir elbiseyle kabinden çıktığında gözlerim gururla doldu.
"Nasıl olmuşum abla?" diyerek kendi etrafında döndü. O masum ama dik duruşu, Yılmaz kadınlarının o asil havasını sonuna kadar taşıyordu.
"Kusursuzsun canım," dedim, elimi hafifçe belirginleşmeye başlayan karnıma götürerek. "Emir seni bu halde gördüğünde o çapkın maskesini bir daha takmamak üzere çöpe atacak, eminim."
Tam o sırada moda evinin kapısı korumalar tarafından açıldı ve içeri jilet gibi takım elbiseleriyle Yankı ve Emir girdi. Emir, kapıdan adımını atıp Defne’yi o beyazlar içinde gördüğü an adımları bıçak gibi kesildi. O her zamanki alaycı, kendine aşırı güvenen adam gitmiş, yerine büyülenmiş, nefesi kesilmiş hırslı bir aşık gelmişti.
Yankı ise etraftaki hiç kimseyi görmüyordu bile. O aşılmaz mavi gözleri doğrudan beni buldu. Yanıma adımlarken yüzündeki o sırılsıklam aşık ifade içimi titretmeye yetti. Önümde eğilip elini usulca karnımın üzerine koydu ve her zamanki o sahiplenici tavrıyla alnımdan, ardından şakağımdan uzunca öptü.
Bu bölümün ilk 6 paragrafını okudun. Geri kalanını okumak için ücretsiz hesabınla giriş yapabilir veya hemen kayıt olabilirsin.
Bölüm Yorumları