Öne Çıkanlar
Son Eklenenler
Tamamlanmış Kitaplar
Premium Kitaplar
O sabah, Boğaz’daki yeni bembeyaz evimizde gözlerimi açtığım an, içimde dün geceden çok daha büyük bir fırtına koptu. Yataktan nasıl fırladığımı, kendimi banyoya nasıl attığımı bilemedim. Midem o kadar fazlasıyla bulanıyordu ki, adeta içim dışıma çıkmıştı. Klozetin kenarına tutunmuş, nefes nefese kalmış bir halde öğürürken kapı sertçe açıldı.
Yankı, üzerinde sadece gri eşofmanıyla, saçları darmadağın bir halde içeri daldı. O aşılmaz mavi gözlerindeki o sırılsıklam aşık ve ölümcül endişeli ifadeyle hemen yanıma diz çöktü. Büyük, sıcak elleriyle saçlarımı arkadan toplarken, diğer eliyle sırtımı usul usul sıvazlamaya başladı.
"Melis... Güzelim, çok kötü görünüyorsun," dedi, sesi o boğuk ve tir tir titreyen tonuna bürünerek. Yüzümü buz gibi suyla yıkayıp beni göğsüne yasladığında, kalp atışlarının ne kadar deli gibi çarptığını duyabiliyordum. "Bu böyle olmayacak, hemen hastaneye gidiyoruz. Gerekirse tüm doktorları ayağına dikerim."
Hiç itiraz edecek halim kalmamıştı. Yankı beni kucağına aldıgı gibi yatağa taşıdı. Üzerime rahat bir şeyler geçirmeme yardım ettikten sonra hemen Emir ve Defne’ye haber uçurdu.
Yarım saat sonra holdingin özel hastanesinin vip odasındaydık. Defne ve Emir kapıdan içeri fırtına gibi girdiğinde, ben yatakta uzanmış, kolumdaki serumla hafifçe kendime gelmeye çalışıyordum.
Defne elindeki çantayı koltuğa fırlatıp hemen başucuma geldi. "Abla! İyi misin? Ay ne oldu birden böyle?" diyerek ellerimi tuttu.
Emir ise her zamanki o hırslı ve çapkın gülüşüyle Yankı’nın omzuna vurdu. "Sakin ol ortak, heyecan yapma. Baba olmak kolay değil, ilk aylarda bu plaza savaşlarından daha zorlu sahneler yaşayacaksınız, alış buna," diyerek Yankı’yı sakinleştirmeye çalışıyordu ama Yankı’nın gözü benden başkasını görmüyordu.
Bu bölümün ilk 7 paragrafını okudun. Geri kalanını okumak için ücretsiz hesabınla giriş yapabilir veya hemen kayıt olabilirsin.
Bölüm Yorumları