Öne Çıkanlar
Son Eklenenler
Tamamlanmış Kitaplar
Premium Kitaplar
Koridordaki siluet kıpırdamadan duruyordu.
Tren yeniden tünele girdiğinde lambalar birkaç saniyeliğine söndü. Karanlıkta yalnızca rayların metal sesi duyuluyordu.
Işıklar geri geldiğinde siluet hâlâ oradaydı.
Ve elindeki gümüş çakmak hâlâ parlıyordu.
Mert’in boğazı kurudu.
“O çakmağı nereden buldun?” diye bağırdı.
Siluet cevap vermedi.
Sadece bir adım geri çekildi.
Sonra dönüp vagonun sonundaki kapıya doğru yürümeye başladı.
“Mert, dur!” diye seslendi siyah pardösülü yaşlı adam. “Onun peşinden gitme.”
Ama Mert dinlemedi.
Koşmaya başladı.
Koridor uzuyormuş gibi görünüyordu. Normalde birkaç metre olan mesafe bitmek bilmiyordu. Vagondaki diğer yolcular sanki donmuştu; hiçbiri hareket etmiyor, sadece boş gözlerle önlerine bakıyordu.
Siluet son kapıyı açtı.
Mert de arkasından geçti.
Ve bir anda durdu.
Çünkü karşısında olması gereken yemek vagonu yoktu.
Onun yerine eski, karanlık bir vagon vardı.
Duvarları ahşaptı. Tavandan sallanan lambalar soluk yeşil bir ışık yayıyordu. Her yer toz içindeydi.
Kapının üzerindeki metal levhada şu yazıyordu:
“Vagon 13”
Mert’in nefesi kesildi.
Böyle bir vagon yoktu.
Tren toplam on iki vagondan oluşuyordu.
Arkasından kapı sertçe kapandı.
Mert hızla döndü ama geçtiği kapı artık yoktu.
Yerinde sadece paslı metal duvar vardı.
Uzaktan bir müzik sesi duyuldu.
Eski bir gramofondan çıkan bozuk bir vals melodisi…
Vagonun sonunda loş bir salon görünüyordu. İçeride insanlar vardı.
Bu bölümün ilk 30 paragrafını okudun. Geri kalanını okumak için ücretsiz hesabınla giriş yapabilir veya hemen kayıt olabilirsin.
Bölüm Yorumları