Sakin bir yaz akşamıydı.
Ve evet...
Sonunda internet üzerinden yaptığım iş başvurusu kabul edilmişti.
O kadar mutluydum ki anlatamam.
Son birkaç ay hayatımın bana pek nazik davrandığı söylenemezdi.
Bir önceki çalıştığım iş yerinde bazı çalışanların attığı korkunç iftiralar yüzünden işten kovulmuştum.
Kovulmam yetmezmiş gibi bir de çevredeki diğer iş yerlerine girmem neredeyse imkânsız hale gelmişti.
Kısacası...
Hayat bana güzel bir tekme atmıştı.
Ama artık bunların önemi yoktu.
Çünkü önümde yepyeni bir başlangıç vardı.
"Tamam Betty."
Yatağa uzanırken kendi kendime konuştum.
"Üzülmek yok."
"Yarın yeni bir gün."
Evet.
Kulağa klişe geliyordu.
Ama o gece uyumamı sağlayan şey de buydu.
---
Ertesi sabah alarm çalar çalmaz yataktan fırladım.
Çantamı kaptım.
Ağzıma ne olduğunu bile anlamadığım birkaç lokma tıkıştırdım.
Ve evden çıktım.
İlk günden geç kalmak mı?
Yok teşekkürler.
Benim becerebildiğim şeylerden biri çalışmaktı.
Hem çalışmayı seviyordum.
Hem de para kazanmayı.
Özellikle para kazanmayı.
---
İş yerine vardığımda girişteki danışmanın yardımıyla önce müdürle görüştüm.
Yapmam gereken görevleri ayaküstü dinledim.
İşler basit görünüyordu.
Ya da ben öyle sanıyordum.
Çocukların vakit geçirdiği büyük bir eğlence merkezinde çalışacaktım.
Ebeveynler çocuklarını burada bırakıp işlerini hallederken ben de çocuklarla ilgilenecektim.
Kulağa yeterince normal geliyordu.
Birkaç evrak işi.
Birkaç ayak işi.
Bir miktar sorumluluk.
Ve bolca çocuk.
Kolaydı.
En azından teoride.
Ancak küçük bir ayrıntı vardı.
Burada yalnız çalışmayacaktım.
Bir partnerim olacaktı.
Ve işin ilginç tarafı...
Çalışacağım kişi tam olarak insan değildi.
"Nasıl yani?" diye soruyorsanız...
Beni o tuhaf ilk tanışma anına götürün.
---
Eğlence merkezinin içi rengârenkti.
Parlak ışıklar tavandan sarkıyor, çocuk sesleri koridorlarda yankılanıyordu.
Yeni tanıştığım teknik servis çalışanı Jorge bana etrafı gezdirirken bir yandan da kuralları anlatıyordu.
Ben de dikkatlice dinliyordum.
Ya da dinlemeye çalışıyordum.
Çünkü bir anda üzerimize devasa bir gölge düştü.
Kafamı kaldırdım.
Ve...
Donup kaldım.
Karşımda yaklaşık iki metre boyunda bir silüet duruyordu.
Bana bakıyordu.
Üstelik kocaman gülümsüyordu.
Ben daha ne olduğunu anlayamadan yüzüme doğru eğildi.
Neredeyse göz göze gelecek kadar yaklaştı.
Beni dikkatle inceliyordu.
Açıkçası biraz utanmıştım.
Ama dürüst olmam gerekirse...
Biraz da korkmuştum.
Çünkü o...
Fazlasıyla tuhaftı.
Robotik sesi.
Mekanik parçaları.
İnsanı andıran ama tam olarak insan olmayan görünüşü.
Sanki bütün varlığı:
"Ben normal değilim."
diye bağırıyordu.
Sonra Jorge'ye döndü.
"Yoksa bu sefer getirdiğin benim yeni asistanım mı?!"
Sesinde öyle bir heyecan vardı ki istemsizce irkildim.
Jorge gülmeye başladı.
"Evet Sun, bu doğru."
"Umarım iyi anlaşırsınız."
"Benim birkaç işim var."
"Siz tanışın."
Bir saniye.
Ne?
Jorge dönüp yürümeye başladı.
"J-Jorge bekle..."
Kapı kapandı.
...
Ben.
Dev bir robot.
Ve bomboş bir oda.
Harika.
Gerçekten harika.
İlk iş günüm tam olarak böyle başlamalıydı zaten.
---
Tekrar ona döndüm.
O ise hâlâ bana bakıyordu.
Bir saniye.
İki saniye.
Sonra bir anda gözleri ışıldadı.
"MERHABA YENİ ARKADAŞIM!"
İrkilerek bir adım geri gittim.
Ama Sun çoktan konuşmaya başlamıştı.
"Adın ne?"
"Nereden geldin?"
"Kaç yaşındasın?"
"Çocukları sever misin?"
"En sevdiğin renk ne?"
Bir nefes aldı.
"Dur tahmin edeyim."
"Mavi!"
Sonra birkaç saniye düşündü.
"Yok yok."
"Mor olabilir."
"Mor güzel bir renk."
Ben hâlâ ilk soruya cevap verememiştim.
Sun ise çoktan bir sonraki konuya geçmişti.
"A dur dur!"
"Daha önemli bir soru."
Bir an gerçekten önemli bir şey söyleyeceğini düşündüm.
"Dondurma sever misin?"
...
Ne?
"Ben severim!" 😋
Hiç beklemeden devam etti.
"Özellikle çilekli olanları."
"Gerçi limonlu da güzel."
"Ama çilekli daha güzel."
"Hatta..."
Bir an durdu.
"İkisini karıştırmayı hiç denedin mi?"
Ben ise olanları işlemeye çalışıyordum.
İçimden sessizce yardım çağrısı gönderiyordum.
Jorge.
Geri dön.
Lütfen geri dön.
Bu şey bozuldu galiba.
Sun sonunda konuşmayı bırakıp cevap bekler gibi bana baktı.
Ben ise ancak o zaman ağzımı açabildim.
"Şey..."
"Benim adım Betty."
Sun'ın yüzü daha da aydınlandı.
"Betty!"
"Bu güzel bir isim!"
"Bence sana yakışıyor."
Bir an durdu.
Sonra tekrar gülümsedi.
"İçimden bir ses çok iyi anlaşacağımızı söylüyor."
Zoraki bir gülümseme takındım.
"A-a öyle mi?"
"Ne güzel..."
İç sesim ise farklı düşünüyordu.
"Ne demesin."
---
Bir an duraksadım.
Sonra cesaretimi topladım.
"Yanlış anlamazsan bir şey sorabilir miyim?"
"Tabii!" dedi neşeyle.
"Sor bakalım."
Derin nefes aldım.
"Sen tam olarak nesin?"
Bir sessizlik oldu.
Başını hafifçe eğdi.
"Niçin sordun?"
Anında panikledim.
Harika.
İlk gün.
İlk saat.
Ve galiba çalışma arkadaşımı kırdım.
"Şey..."
"Merak ettim sadece."
"Alışılmışın biraz dışında bir görünüşün var."
Sun bana birkaç saniye baktı.
"Hmmm..."
Tam o sırada beynim felaket senaryoları üretmeye başladı.
Yanlış mı söyledim?
Alındı mı?
İncittim mi?
Kovulacak mıyım?
İlk gün mü?
Gerçekten mi?
Sonra bir anda kahkaha attı.
"Hahahahaha!"
Donup kaldım.
"Komik kızsın."
"Seni sevdim."
---
Ve o an bunun sıradan bir iş günü olduğunu sanıyordum.
Ne kadar yanıldığımı ise henüz bilmiyordum.
Çünkü bazı hikâyeler...
İnsan işe başladığında değil,
doğru kişiyle tanıştığında başlar.
Bölüm Yorumları
Yorum yapmak için giriş yapın.
Çok beğendim ve rica etsem benim kurgumu da okur musun şuan sadece karekter tanıtımlarını yayınladım ama yakında ilk bölüm gelecek lütfen okuyup yorumlar mısın?
Harika bir kurgu olmuş devamı gelir mi :)
Yorum
Yorum bulunamadı.