Öne Çıkanlar
Şu An Trend
Son Eklenenler
Herkese merhaba yeni bölümle karşınızdayım. İnşallah severek okuduğunuz bir bölüm olur .
Ecrin Gürmen'i bu kızın piercingsiz hali olarak düşünebilirsiniz:)
Satır aralarında yorum yapmayı unutmayın:)
İyi okumalar dilerim 🎀🫶🏻✨️
2.Bölüm:İlk Gün
Ezgi Doğan'ın anlatımıyla;
Uçak inişe geçtiğinde gözlerimi oluşan basınç ve yapılan duyurulardan dolayı oluşan hareketlilik yüzünden yavaşça aralamıştım. Gözlerimi ovarak kafamı sağ tarafıma çevirdiğimde gördüğüm ilk manzara ise hiç şaşırtmamıştı: Karşımda heyecandan eli ayağı titreyen bir adet Ecrin vardı. Öyle bir titriyorduki biraz daha zorlasa tüm uçak onun yüzünden titreyerek düşecekti. Hem heyecandan eli ayağı titriyordu, hemde bir an önce varmak istiyordu. Yolculuk aralarında ben uyanınca söylediği tek cümle bir an önce Hakkâri'ye inip, eve yerleşmekti. Çünkü bu pazartesi görev başlayacağından ona göre vakit çok azmış.
Aslında heyecan konusunda benimde ondan pek bir farkım yoktu. Hem heyecanlıydım hemde gerçekten yeni hayatıma başlamak için dakikaları sayıyordum. Gerçekten ilk defa ailem olmadan, onlardan uzakta yaşayacaktım. Hemde kesintisiz 3 yıl boyunca. Bir yandan ürperticiydi ama bir yandan da kendi ayakların üzerinde durabileceğim için sabırsızlanıyordum.
Uçak inişe geçtiğinde sıkıca koltuğun kenarlarına tutunarak derin derin nefes aldım. Birkaç dakika içinde indiğimizde kapılar açılınca Hakkari'nin temiz havası içeriye doldu. Yüzümde ve bedenimde hissetmiş olduğum bir soğukluk benim daha da heyecanlanmama sebebiyet verdi.
Uçaktan inip valizlerimizi geri teslim aldıktan sonra Hakkâri Havaalanında tanıdık birisi var mı diye etrafa boşça bakındım. Bakışlarım bir tanıdıktan çok bizim kızları arıyordu. Biraz bakıp onları göremeyince odak noktamı değiştirdim.
Başımı arkamda kalan koskoca dağlara çevirdim. Tepeleri normalde yaz mevsiminde olsak bile karla kaplıydı. Bembeyaz bir pamuk gibi duruyordu ama işte aynı zamandada bir o kadar hırçın gözüküyordu.
Bakındığımda, bana ilk izlenim olarak Hakkâri sıcak bir şehir gibi geldi. Bu güzel dağlarda terör denilen illet olmasa eminim ki ülkenin en turist çeken yerlerinden biri olurdu. Bu dağları korkunç diye nitelendirmek, cahillikti bana göre.
Bu sefer bakışlarımı arka cepheye bakan dağlardan çekip insanlara çevirdim. Çevrede kimi insanları sevdikleri karşılıyor, kimilerini aileleri, kimilerini ise arkadaşları.
Onlarda bizim gibi ailelerini bırakıp mı gelmişti acaba buraya?
Yada buradaki hayatımın içine dahil olacak mıydı içlerinden bazıları?
Bu gereksiz soruları bir kenara bırakarak bu sefer tam karşı tarafı çepeçevre saran dağlara baktım. İlk başta her ne kadar kendime hayran bıraksada o dağlarda terör olduğunu bilmem...insanı korkutup kaçırmaya yeterdi. Tüm bu olumsuz düşüncelere rağmen Hakkâri bana ilk izlenim olarak huzur ve güven verdi. Bunda tabii ki de Türk Askerlerinin emeği çoktu. Yaptıkları iş gerçekten çok kutsaldı.
Ecrin'e döndüğümde onun da benim gibi etrafa hayran kalmış bir şekilde bakındığını gördüm ve ona dönerek ilk soruyu yönelttim.
"Hakkâri'yi nasıl buldun?"
Bakışları ilk başta benim gibi biraz soğuk baksa da hemen peşine tebessüm ederek yanıtladı sorumu.
"Bence güzel bir şehre benziyor. En azından İstanbul gibi kalabalık bir yer değil ve ayrıca terörün çok yaygın olduğu bir bölgeye görede gayet güven veriyor."
"Hı hı, evet bana da güvenli gibi geldi. Nazlılar nerede acaba baksana bir etrafa ben göremedim."
Derken aynı zamanda da etrafa bakmayada devam ediyordum. Hâlâ daha onları bu kalabalıkta göremeyince çantamdan telefonumu çıkarıp arayacakken karşımdaki kalabalığın biraz olsun dağılmasıyla Nazlıları fark ettim. Daha doğrusu sadece Nazlı'yı. O, arabanın kapısına yaslanmış, kollarını göğsünde birleştirerek günlük hayattaki asker duruşuyla etrafa bakıyordu. Onun dışarıda bizi aramasının aksine Eslem Rana arabanın dılına dahi çıkmamıştı. Büyük ihtimalle arabanın içindeydi diye düşündüm. Ama insan en azından camı açmaya tenezzül ederdi yani Eslem.
Nazlı'yı gördüğümde, Ecrin'in kolunu dürterek Nazlı'ya doğru fazla yüksek olmayacak şekilde seslendim. Etragı kolaçan eden bakışları bizi farkedince yüzünde oluşan, mesleğinden dolayı abartı olmayan bir gülümsemeyle, arabanın camına iki kez tıkladı. Onun tıklamasıyla kapı birkaç saniye sonra açılıp Eslem'de yüzündeki gülümsemeyle arabadan çıktı ve sonra yanımıza doğru gelmeye başladılar. Biz, elimizdeki valizlerle bir çocuk edasıyla onlara doğru hızlı hızlı adımlarken yanlarına varınca valizleri kenara bırakarak ikisinede teker teker sarıldık. Sonra Eslem Rana ve Nazlı 'hoşgeldiniz' dediğinde bizde klasik olan 'hoşbulduk' cevabını verdik. Birazda aramızda havadan sudan konuştuktan sonra Nazlı,arabayı göstererek yeni geldiğimizden ve ölü balık gibi bakan bakışlarımızdan yorgun olduğumuzu anlayacak ki, "Hadi gidelim artık daha eve yerleşeceksiniz. Zaten yorulmuşsunuzdur." Diye bir öneride bulundu.
Ecrin'in ettiği lafa karşılık, bende ima dolu bakışlarımı ona dikerken üstü kapalı bir şekilde göndermede bulundum.
"Ecrin hanım zaten pek meraklı eve gitmeye, gelene kadar başımın etini yedi. Bir an önce yerleşmek istiyor."
Cümlemi birir bitirmez Ecrin'in ölümcül bakışlarıyla karşı karşıya kaldım. Bana ters bir bakış attıktan sonra kendini savunmaya geçti.
"Ya farkında mısın bilmem Ezgi, ama 2 gün sonra iş başı yapacağız. İşlerimizi hemen halletmemiz gerekiyor."
Bir anda agresifleştiğinden bu işin sonunun kötü olmaması için lafımı geri aldım. Şaka diye bir arkadaşımın kalbini kırmak istemezdim asla.
"Tamam öyle olsun"
Dediğimde artık daha fazla beklemeden arabaya geçtiğimizde biz yorgunuzdur diye arabayı süren kişi Nazlı'ydı. Yanındaki ise, telefona bakıp 32 diş sırıtan bir adet Eslem Rana'ydı. Neye sırıtıyordu ki bu şimdi? Kendisi çok fazla telefona bakan bir insanda değildi yani.
Eslem'in uzun zaman sonra telefona karşı sırıtan o halini görünce çaktırmadan bakmaya çalıştım ama ışığı son seviyeye kadar kıstığından hiçbir şey görünmüyordu. Görebilmek için yerimde hafifçe diklenirken yaptığım şeyle utandım. Özel hayata tabii ki de saygım vardı. Bu yüzden yaptığım yanlıştan dönerek ona telefonla olan bağını kopartmak için başka bir soru yönelttim.
"Eslem Rana, sen ev arkadaşımızla tanıştın mı, nasıl biri?"
Eslem Rana, beni tınlamayıp cevap olarak telefondan kafasın kaldırmadan ve üstüne üstlük hâlâ aynı yüz ifadesindeyken beni yanıtladığının kendi bile farkında olmayarak yanıtladı.
"Hı hı aynen bencede. Çok iyi bir kız."
Deyip bizi geçiştirince benim cevap vermeme fırsat tanımadan Ecrin atıldı.
"Sen öyle sırıtarak kiminle konuşuyorsun? Daha sen geleli dün bir bugün iki. Bu kısacık zamanda manita mı yaptın?"
Dedi sonda bariz bir şekilde dalga geçtiğini belli ederek. Ecrin'in dediğinin ardından ben hafif bir şekilde kıkırdarken, Nazlı'da göz ucuyla Eslem'e bakıp vah vah diye dizini döven teyzeler gibi yakındı.
"Sormayın ya son 3 gündür bu halde. Telefondan başını kaldırmıyor. Ay bir de ekrana bakarak sırıtması yok mu? Yakında düz duvara da sırıtacak diye endişeleniyorum."
Nazlı'nın cümlesiyle arabada, bir kişi hariç, hepimizin kahkaha sesi yükseldi. Sonrasında Eslem her şeyin yeni farkına varmış gibiydi. Başını telefondan kaldırırken boğazını temizledi, akabinde hepimize teker teker bakarak kendini açıkladı.
"Yok ya Bakanlıktan bizim meslekle alakalı mesaj gelmişte onu okuyordum."
Evet Eslem, sakin ol. Yedik ve doyduk, çok şükür elhamdülillah.
Sırıtıyordu ama aynı zamanda sesinide ciddi tutmaya çalışıyordu. Sözüne hiçbirimizin inanmadığı gibi onun lafı üzerine Ecrin, Eslem'in yalanını ortaya çıkarmak adına daha baskın bir ton kullandı.
"Aynen Eslem, biz de yedik. Sen psikologsun ve yalanın nasıl ve ne şekilde söyleneceğini de iyi biliyorsundur. Uydura uydura bunu mu uydurdun gerçekten? Yeme bizi şimdi."
"Ecrin çaktırma, bizimki bakanlıkla flört ediyor galiba, çünkü bu sırıtışın başka bir sebebi olamaz." Diye bende Ecrin'i destekledim kahkahalarımı tutamazken. Benim gülmemle de herkes, sanki bu anı bekliyomuş gibi tabiri caizse patladı. Eslem Rana hariç. Bize ters ters bakarken hafif kızgın bir tonda söylenmeye başladı.
"Siz daha geçin dalganızı. Ben sizi düğünümde çiçeğimi atarken yakalamak için birbirinizi yerken göreceğim. Ben evlenip gideceğim bu Bekar Tayfa'dan. Yaşınız geçiyor, ayrıca yani Hakkâri'ye geldik. Burada bulun bari birisini."
Ben bu gibi konularda hassas olduğumdan, aslında biraz gereksizce üzerime alınarak Eslem Rana'yı biraz sert olacak bir şekilde cevapladım.
"Ben isteseydim zaten olurdu, bunu en iyi sen biliyorsun Eslemciğim. Ama istemiyorum. Ayrıca bu işler nasip işi belki çıkar biri karşıma. Zaten ben evde falan kalmadım. Yaşım senden küçük. Bak, ben hâlâ çıtır gibiyim maşallah."
Dedim sonda iğneleyici bir tavırla gülerek. Arabanın içinde ufak bir gülme sesi yayıldı. Daha sonra Ecrin beni desteklemek adına, "Bende katılıyorum Ezgi'ye." Dediğinde akabinde Nazlı'da bana katıldı. "Bende katılıyorum." Diye düşüncelerini kısa ve öz bir şekilde dile getirdi. Çok konuşkan bir yapıya sahip olmasa bile arkadaş ortamında olunca konu konuyu açtığından kızlarla bayağı laflıyorduk. Yavaş yavaş onunda çenesini açıyorduk. Biz hiç ellemesek, soru sormasak çok ketum birisiydi. Allahtan, en azından bizim yanımızda, onu normal bir insan yapabilmiştik. Bizim için büyük başarıydı.
Yol boyu bu şekilde tatlı sohbetlerle geçince eve vardığımızda Nazlı'yı da yemeğe çağırdık ama bize, ''Siz yerleşin rahat rahat ben sonra gelirim'' dedi. Bizde zaten ev çok karışacağı için fazla üstelemedik ve vedalaşarak ayrıldık.
Daha sonra eve girdiğimizde bizi, ismini yeni öğrendiğim, Birce karşıladı. Birce Naz Kaya. Saçları hafif açık kumral-sarı arasıyken gözleride en az saçları kadar güzel bir yeşildi. Bence güzel bir kızdı. Ayrıca düşündüğüm gibi kibar ve iyi birisiydi ama galiba biraz çekingen biriydi. Bir süre sonra tanışıp kaynaşma faslı bittiğinde odalara dağıldık. Ev 3+1 idi. Ecrin ve Eslem Rana kendi istekleriyle aynı odada kalacaklardı. Benim odamda sadece ben, Birce'nin odasında da sadece kendisi kalıyordu. Akşama doğru eşya yerleştirmeyi biraz olsun bitirmiş, becerebildiğim kadar yemek yapmıştım. Pek birşey bildiğim söylenemezdi yemek yapma konusunda ama bildiğim tarifleri becerebiliyordum en azından.
Kızlarla birlikte yemek yedikten sonrada yarım saat annemle konuşup yatmıştım. İki gün sonra hastanede çalışmaya başlayacağım için çok heyecanlıydım. Yeni hastane ortamım nasıl olacaktı?İnsanlara ve bu şehre alışabilecek miydim?
Zihnimde olabilecek olayları düşünürken bir anda Eslem'in bugünkü söyledikleri geldi aklıma. Acaba gerçekten Aşkı dağın başında mı bulacaktım? Bunu şuanda bana deseler gerçekten gülerdim. Düz yolda, şehirde bulamayan ben, burada, dağın başında mı bulabilecektim? Bu imkansızdı.
Ben bu tarz şeyleri düşünürken gözlerim, uyumadan son kez beyaz tavanda gezindi. Akabinde uykuma engel olamayarak gözlerimi kapattım ve yarın için heyecandan güm güm atan kalbimi susturabilmek için yavaşça gözlerimi kapattım...
***
-2.Bölüm Sonu-
Bölüm hakkındaki düşüncelerinizi yazarsanız çok sevinirim.
●Sizce Ezgi gerçekten aşkı dağın başında mı bulacak?
●Bir dahaki bölümde neler olacak, tahminleriniz nelerdir?
Kendinize iyi bakın, seviliyorsunuz 🎀
Bu bölümü beğendin mi?
Bölüm Yorumları