Öne Çıkanlar
Şu An Trend
Son Eklenenler
Herkese merhabalar yeni bölümle geldimmmm.
İnşallah severek okuduğunuz bir bölüm olur.
Keyifli okumalar 🥰
4.Bölüm:İlk Karşılaşma
Ezgi Doğan'ın anlatımıyla;
''28 yaşında, Asker, sol göğsünden 2 kurşun yarası var, birinin çıkışı yok. Nabız düşük!''
Ambulans görevlisinin 'Asker' demesiyle içimde aniden anlamlandıramadığım bir hüzün ve endişe belirdi. Bunun sebebi ilk defa bir asker ameliyatına gireceğim içindi diye düşündüm.
Yarası derin bir yere gelmişti, bu göğsünden oluk oluk akan kandan belli oluyordu. Burada gerçekten zamanla bir yarış içerisinde olduğumuzdan vakit kaybetmeden içeriye alındı. Bende arkalarından gidecekken bakışlarım hastanenin benim arkamda kalan bahçesini buldu. Yaralı askeri içeri aldıklarında hemen peşinden askeri araçtan Nazlı ve onun arkasında 6 kişinin -büyük ihtimalle timin devamı- girdiğini gördüm. Bakışlarım detaylıca olmasa bile kısa bir süre üzerlerinde gezdi, saniyelik bir andı neredeyse. Hepsinin üstü başı görevden geldiklerini belli ederek toz, toprak ve kan içindeydi. Şaka gibiydi ama onların varlığını hissetmek bile insanı güvende hissettirmeye yetiyordu.
Galiba yaralı asker timin komutanıydı çünkü Nazlı bir timin komutanı değildi. Kızlarla oturup konuşuyorken arada konusu açılınca detaylara girmeden anlatırdı bize. Sonuçta ne kadar az detay bilirsek o kadar güvendeydik ona göre.
Bakışlarımı en son detaylıca Nazlı'nın üzerinde gezdirdiğimde pek belli olmasa bile omzundan ince bir şerit halinde kan sızdığını fark ettim. Hızlıca yanına gittiğimde üzerime çöken kara bulutlarla ve telaşla sordum.
''Nazlı, yaralanmışsın omzun kanıyor.'' Bir an duraksayıp yandaki time baktım. Nazlı'yı tanıyor olduğuma şaşırmış gibilerdi. Akabinde bakışlarımı tekrar Nazlı'ya çevirdiğimde hastaneyi işaret ederek konuşmaya devam ettim.
''Yaralı asker... Timin komutanı mı?''
Nazlı şuanda hâlâ görev başında olduğundan her asker gibi dik ve güçlü duruşunu bozmadan bana baktı. İlk sorduğum soruyu umursamayarak sert ama endişeli bir ses tonuyla beni yanıtladı.
''Evet, timin komutanı o. Onu yapıp edip yaşatmanız lazım.''
Ben, her doktor gibi klasik ama gerçekten içten bir şekilde söyleyeceğim o cümleleri sıralayıp cevap verecekken tam o sırada arkadan iri yarı bir adamın tok sesi geldi. Üzerinde diğerleri gibi askeri kamuflaj vardı. Esmer tenini örten bordo berenin altından sızan alnındaki kırışıklıkları görünce yaşlı birisi olduğunu anladım. Hafiften yaşlı birisi olmasına rağmen vücudu genç askerler gibi, hatta daha bile fazla, yapılıydı. Rütbesinden anladığım kadarıyla Albaydı. Bana doğru sert adımlarla gelip karşıma geçti ve sanki karşısında bir doktor değilde askerine emir verirmiş gibi konuştu.
"O askeri yaşatmanız gerek doktor! Ne gerekiyorsa yapın! O benim en iyi askerlerimden ve ben bu hastaneden bir şehit haberi ile daha çıkmayacağım!"
Ses tonu sonlara doğru gittikçe yükselmişti. İçindr bulunduğu duygu durumu zordu elbette ama karşısında bir askeri değil, devletin doktoru vardı. Kendimide geçtim hastane ortamındaydık ve hastalar bu durumu görüp korkabilir veyahut kötü etkilenebilirdi. Bu yüzden ses tonu gerekçesiyle bende ona uyarıcı bir şekilde prosedürleri hatırlattım.
Bu bölümün ilk 17 paragrafını okudun. Geri kalanını okumak için ücretsiz hesabınla giriş yapabilir veya hemen kayıt olabilirsin.
Bölüm Yorumları