Öne Çıkanlar
Son Eklenenler
Tamamlanmış Kitaplar
Premium Kitaplar
O gece ikisi de merkeze bir daha yaklaşmadı.
Ama Sylvariella, yaklaşmasalar da onları bırakmadı.
Gece derinleştikçe açıklığın üstündeki ışık inceldi. Ağaçların gümüş kabukları karanlıkta daha soluk görünüyor, göl derinleşiyor, yarım halka ise gündüz olduğundan daha eski duruyordu. Sanki taş olan şey, gece yalnızca taş kalmıyordu. İçinde bekleyen hafıza yavaş yavaş yüzeye çıkıyor, toprağın altından eski bir bilincin dikkatle uyanışı hissediliyordu.
Lura büyük kökün yanında ayakta duruyordu.
Oturmayı denemişti. Ama bedeninin gevşemeye başladığını fark ettiği anda bundan vazgeçmişti. Sylvariella’da gevşemek yalnızca dinlenmek anlamına gelmiyordu. Bazen yanlış bir şeye yer açmak, bazen de bir çağrının içeri süzülmesine izin vermekti.
Omzundaki Bluebell durgundu.
Küçük mavi ışık ne merkeze bakıyor ne göle dönüyor ne de Lura’ya açık bir işaret veriyordu. Yalnızca oradaydı. Ama Lura artık Bluebell’in “orada olmasının” bile anlam taşıdığını biliyordu. Bluebell kıpırdamadığında bile nöbet tutuyordu. Işığı azaldığında bile karar saklıyordu. Susarken bile, bazen bütün açıklıktan daha yüksek konuşuyordu.
Kael biraz ötede, açıklığın karşı yanında kalmıştı.
Bu bölümün ilk 8 paragrafını okudun. Geri kalanını okumak için ücretsiz hesabınla giriş yapabilir veya hemen kayıt olabilirsin.
Bölüm Yorumları