Öne Çıkanlar
Son Eklenenler
Tamamlanmış Kitaplar
Premium Kitaplar
Gölge önce yalnızca ışığı bozdu.
Patikanın ağzındaki soluk aydınlık, biri önünden geçmiş gibi bir anlığına karardı. Normalde Sylvariella’nın ışığı böyle kırıldığında hemen kendini toparlardı; yaprak damarlarındaki çizgiler yeniden parlar, gümüş gövdeler günün rengini geri alır, gölün yüzeyindeki yansıma eski durgunluğuna dönerdi.
Ama bu kez öyle olmadı.
Karanlık orada kaldı.
Patikanın başında, ince ve uzun bir insan biçimine benzeyen ama bir insanın taşıması gereken ağırlığı taşımayan bir şey gibi duruyordu. Toprağa basmıyor gibiydi. Dallar onun için kıpırdamamıştı. Gelişini haber veren bir ayak sesi olmamıştı. Sanki beden değil de bedenin eksik bir hatırası ormanın kenarına dikilmişti.
Lura kıpırdamadı.
Onun için saldırmak çoğu zaman düşünceden önce gelen bir şeydi. Tehdit görülür, mesafe ölçülür, ölüm yolu seçilirdi. Beden bunu yıllar önce öğrenmişti. Göz zayıf noktayı bulur; omuz hamlenin yönünü seçer, diz ağırlığı taşır; el öldürücü ya da etkisizleştirici noktaya giderdi. Düşünmek çoğu zaman ikinci sırada gelirdi.
Ama Sylvariella’da her şey kendi dünyasındaki kadar düz çalışmıyordu.
Bu bölümün ilk 8 paragrafını okudun. Geri kalanını okumak için ücretsiz hesabınla giriş yapabilir veya hemen kayıt olabilirsin.
Bölüm Yorumları