Öne Çıkanlar
Son Eklenenler
Tamamlanmış Kitaplar
Premium Kitaplar
Gece çöktüğünde Lura kimseye bir şey söylemedi.
Kael açıklığın kenarındaki büyük kökün dibinde oturuyordu. Yarası gün boyu süren gözlemlerden, Bluebell’in gösterdiği yarım cevaptan ve taş düzeninin her yeni tepkisinden sonra onu yeniden yavaşlatmıştı. Uyuyor gibi görünmüyordu; fakat bazen insan uyumadan da kendi içine çekilirdi. Kael de o hâlde duruyordu. Gözleri açıktı, ama gördüğü şey yarım halkanın taşları değil, onların ardında duran eski saray geceleri, kazınmış arşiv notları ve açılmayan odalardı.
Periler de dağılmıştı.
Alyssum yüksek bir daldan açıklığı izliyor, altın ışığını fazla büyütmeden havayı yokluyordu. Linaria kırık taşın yakınında kıvrılmıştı; fakat uyumaya bile sabırsızlanan biri gibi arada bir kanatlarını titretiyordu. Aryaeis görünmüyordu. Cytise karanlığın içine karışmıştı; yokluğu bile nöbet gibi duruyordu. Yalvina, Lura’nın omzundaki kararmış izin çevresinde son kez küçük bir serinlik bırakmış, sonra uzaklaşmıştı.
Bluebell ise yarım halkanın önünde, kendi nöbet yerinde asılı duruyordu.
Küçük ışık artık küçük görünmüyordu.
Lura onu izlerken bu fikri kabul etmek istemedi. Bluebell’in bedeni hâlâ avuç içinden biraz büyüktü, kanatları hâlâ saydamdı, ışığı hâlâ narin görünüyordu. Ama bundan sonra Lura onu yalnızca bir peri olarak göremeyecekti. Bluebell’in ardında daha eski bir şey vardı. Tanıklık. Sınır. Belki de geçidin kendisinden bile daha inatçı bir irade.
Ve Lura, kendisine irade dayatan her şeyden nefret ederdi.
Bu bölümün ilk 8 paragrafını okudun. Geri kalanını okumak için ücretsiz hesabınla giriş yapabilir veya hemen kayıt olabilirsin.
Bölüm Yorumları