Öne Çıkanlar
Son Eklenenler
Tamamlanmış Kitaplar
Premium Kitaplar
Korku, hırçın bir dalga gibi göğüs kafesime çarptı; kalbimin ritmi altüst olurken damarlarımda dolaşan kanın ise buz kestiğini hissettim.
“Kaçın,” diye fısıldadım bir an, deli gibi bağırmak isterken.
Sahnenin arka perdesinde göstericiler için ayrılan bir oda olduğunu bilen eğitmen arkadaşlarım ve öğrencilerim oradan kaçmayı başarmışlardı, ben ise bana doğru koşan o saldırgan insanın beni de yakalayacağı paniğine kapılarak o an bunu akıl edememiş ve kendimi kumaşların tepesinde mahsur bırakmıştım. Fakat girişi kapatan saldırgan insanlar yüzünden diğer insanların ısırılmasını, ölmesini ya da onlar gibi saldırganlaşmasını göze alamadığım için onlara kendimi duyurmaya çalıştım. “Perdenin arkasında oda var, oradan kaçabilirsiniz! Beni duyuyor musunuz? Perdenin arkasında oda var! Oradan kaçabilirsiniz!” Sesimi duyan insanlar dediğimi yapmaya başladı. “Evet, oraya doğru koşun! Oradaki kapıdan kaçın!”
İnsanlar panikle kaçıyordu. Birkaç kişi kalmak üzereydi ki sahnenin arka kapısından da saldırgan insan grubu gelmeye başladığında köşeye sıkışmışlardı. Sonrasında mahsur kaldığım kumaşlara benim gibi birinin daha asıldığını ve beni sallamaya başladığını hissettim. “Ya ne yapıyorsun?” diye çıkıştım hızla. “Beni düşüreceksin ruh hastası!”
“Beni de mi ısırsınlar?” diye sordu sertçe, o da benim gibi kırmızı ipek kumaşlara tırmanıyordu. O koyu kahve gözlü asker adamdı.
“Tamam yeter, çıkma daha fazla,” diye homurdandım, sıcak elleri ara sıra çıplak bacaklarıma çarpıyordu ve bu beni huylandırıyordu. “Çıkma diyorum, çıkma!”
“Yetişiyor kızım bir dur,” derken bir saldırganın yüzüne tekme atmıştı, saldırgan sırt üstü yere düştü ama bu hareketi bizi kumaşlarda oldukça dengesiz bir şekilde sallandırdı.
“Ellerin bacaklarıma değiyor huylanıyorum.”
Bu bölümün ilk 8 paragrafını okudun. Geri kalanını okumak için ücretsiz hesabınla giriş yapabilir veya hemen kayıt olabilirsin.
Bölüm Yorumları