Öne Çıkanlar
Şu An Trend
Son Eklenenler
Murat'ın Anlatımı
Arabayla ilerlemeye başladım. Önce Ateş'i, sonra diğerlerini alacaktım. Ateş'in çalıştığı inşaata yaklaşmıştım ki telefonum çaldı. Telefonun ekranına baktım: Ateş arıyor.
"Az daha sabredemedin mi? Geliyordum zaten." dedim bıkkın bir ifadeyle.
"Bir sus lan! Olaylar ciddi. Sen bir süre diğer olayı ertele, mahallede işler karışmış. Acilen mahalleye dönmemiz lazım." dedi Ateş, panik haldeydi.
"Ne olmuş oğlum? Adam gibi anlatsana."
"Oğlum, çabuk gel lan! Zaman kaybettirme bana. Hazal, Ayça'yı dövmüş. Karakolluk olmuşlar. Şansımı seveyim, bugün inşaata denetmen ve patron geldi. Göze batmamak için telefonun sesini kısmıştım. Yüz defa aramış beni. Karakola gidince selamı okursunuz. Mezarıma da çiçek getirip bir fatiha okumayı unutmayın."
"Hallederiz onu. İlk kez mi karakolluk oluyor? Peki, neden kavga etmişler, öğrenebildin mi?" dedim merakla.
"Bilmiyorum o kadarını. Fazla konuşamadık, karakolda kız. Ha unutmadan bizim kızlar Leyla ile tanışmış. Çok da sevmişler. Kavga anında Leyla da oradaymış. Beni al da hemen karakola geçelim." dedi Ateş. Hazal'ın karakola girmesinden çok, açmadığı telefon için yaşayacaklarından korkuyordu. Bizim kızlar hemen Leyla'yı sahiplenip tanımışlar demek.
"Tamam, geliyorum." dedim ve iki dakika sonra Ateş'i otobüs durağından aldım. Birlikte karakola doğru ilerledik.
Yol boyunca teoriler düşündük, neden kavga ettiklerine dair. Hazal, Ayça'yı sevmezdi evet, ama dövecek kadar da önemsemezdi. Kesin Ayça onun damarına basacak bir pislik yapmıştır. Hazal durduk yere birine saldırmaz. O an fark ettim, eğer Leyla kavga anında oradaysa Hazal'la karakola gitmiş olabilir.
Eğer karakola o da gittiyse ve fark edilirse olaylar başka yerlere gidebilirdi. Hemen Sultanım'ı aradım.
"Efendim oğlum."
"Sultanım, nasılsın? Ne yapıyorsun? Neredesiniz?" dedim, panikten soruları sıralamıştım.
"İyiyim, evdeyiz de... Sen hayır olsun, beni soru yağmuruna tuttun."
"Yok, öylesine sordum Sultanım."
"Sen öylesine sorular sormazsın oğlum, çıkar ağzından baklayı. Hem neredesin sen bakim?" dedi, sesinden sinirlenmeye başladığını anlıyordum.
"Ateş'le karakola gidiyoruz. Hazal, Ayça ile kavga etmiş. Karakoldalarmış. Leyla da kavga sırasında oradaymış. Leyla da karakolda mı, onu soracaktım da... Sen evde olduğunuzu söyledin. Sakın karakola gönderme onu."
"Biliyorum herhalde! Karakola gidebilecek olsaydı, en başta sizin eve gelmez, karakola giderdi. Saf mı sandın sen beni?" dedi Sultanım. Yaşlı kurttu tabii. Her şeyi ince ince düşünür, hesap ederdi.
"Tamam Sultanım. Ben sadece hatırlatmak istedim." dedim sakin bir ses tonuyla.
"Senin hatırlatmana kalsaydı, kız çoktan karakoldaydı. İki saattir karakoldalar. Leyla da gitmek istedi de ben göndermedim. Alara ve Gizem karakolda. Diğerlerine de haber verin, onlar da gelsin. Bana bak: Oradaki polislerden biri Ayça'ya göz koymuştu. Sırf ona yaranmak için Hazal'ı içeride tutuyordur. Normalde şimdiye çıkmış olması gerekirdi. Eğer sorun çıkarırlarsa mutlaka beni ara. Adana'da komiser yeğenim var, ismi Barış. Annesi Zehra ahretliğimdir. İki yıl Adana'da yaşamıştım. O haytayı bıraktığımda daha 14 yaşlarındaydı. O zamandan belliydi polis olacağı. Hâlâ arar, halimi hatırımı sorar. Aksi bir durum olursa onu ararım, anında çözer. Ben gelinimi karakol köşelerinde süründürmem." dedi Sultanım, gururlu bir şekilde.
Bu bölümün ilk 20 paragrafını okudun. Geri kalanını okumak için ücretsiz hesabınla giriş yapabilir veya hemen kayıt olabilirsin.
Bölüm Yorumları