Öne Çıkanlar
Şu An Trend
Son Eklenenler
Kaybetme korkusu... Bunu en son annemin ölümünde yaşamıştım. Birini çok sevmek ve ona koşulsuz bağlanmak, ilk kez tattığım bir histi. Çok korktum. Ona bir şey olmasından ödüm kopuyordu. Onu öylece yerde baygın gördüğümde, yerimde mıh gibi çakılıp kaldım. Ne ileri ne geri kıpırdayabildim. Etrafımda insanlar koşturuyor, panikle Leyla'nın yanına gidiyorlardı. Ben ise sadece izliyordum.
Ateş'in beni sarsmasıyla kendime geldim. Hemen Leyla'yı kucaklayıp hastaneye götürdüm. Korkuyordum. Hastalığının belirtisi olmasından, ona bir şey olmasından çok korkuyordum.
Arabayı ne kadar hızlı sürdüğümü bilmiyorum. Bir gözüm onda, bir gözüm yoldaydı. Ateş ve Hazal da bizimle geldi. O kadar panik haldeydim ki, Ateş beni sarsmasaydı kaza yapabilirdik. Ben... Onu gerçekten çok seviyorum. Ona bir şey olursa nasıl nefes alırım, bilmiyorum.
Hastaneye vardığımızda, hemen Leyla'yı kucağıma alıp acile koştum. Şansımıza, daha önce karşılaştığımız doktor nöbetteydi. Yine kimlik sorunu çıkarmadan kaydını açtırdı. Gerekli testler yapıldı ve yaklaşık bir saat sonra beni yanına çağırdı.
"Test sonuçları çıktı. Önceki sonuçlara göre bir yükselme yok. Yani bayılması kanserle ilgili değil. Aslında hiçbir sorun gözükmüyor," dedi doktor.
"Peki bu bayılma neden olmuş olabilir? Hiçbir şeyi yoktu, aniden bayıldı," diye sordum endişeyle.
"Dediğim gibi, sonuçlara baktığımda bayılmasına neden olacak bir durum göremiyorum. Ancak hafıza kaybı vardı. Eğer her şeyi hatırladıysa, beynine aşırı yüklenme bilincini kaybetmesine sebep olmuş olabilir. Ama bu sadece bir tahmin," diye açıkladı.
"Nasıl yani? Her şeyi hatırlamış olabilir mi?" dedim şaşkınlıkla.
"Evet, bu da ihtimaller arasında. Ancak tansiyonu veya şekeri aniden düştüğü için de bayılmış olabilir. Bunu uyandığında davranışlarından anlayabilirsin. Kesinlikle strese girmesin ve üzülmesin. Bu, hastalığının ilerlemesine yol açabilir. Bir an önce tedaviye başlamalısınız," diye ekledi.
"Tamamdır doktor bey, gerekeni yapacağım. Çok teşekkür ederim," dedim ve odadan çıktım.
Doktorun söyledikleri içimi bir nebze rahatlatmıştı. Hastalığından dolayı bayılmamıştı. Testlerde de bir kötüleşme yoktu. Bu iyi haberdi. Diğer konu ise hafızasının yerine gelmiş olabileceğiydi. Bu ihtimal beni hem sevindiriyor hem de korkutuyordu. Her şeyi hatırladığında beni sevmezse, beğenmezse ya da kalbinde başka biri varsa diye dehşete kapılıyordum.
İçimdeki bu korkularla boğuşurken, Ateş ve Hazal'ın hâlâ burada olduğunu hatırladım. Leyla'nın durumunu anlattım ve geç olmadan gitmelerini söyledim. Hazal eve geç kalıyordu. Onlar gittikten sonra, Leyla'nın başucunda beklemeye devam ettim. Onu izledim bir süre. Başımı yastığına dayadım. "Bir gün aynı yastıkta uyumak nasip olur mu?" diye düşündüm.
Ne kadar zaman geçti bilmiyorum. Saat gece yarısını çoktan geçmişti ki, Leyla gözlerini açtı. Pür dikkat onu izliyordum. Hareketlerinde bir değişiklik var mı diye.
Leyla gözlerini açar açmaz önce bana baktı ve gülümsedi. Sonra, aklına gelen her neyse, arkasını dönüp ağlamaya başladı. Anlam veremedim. Hemen sarıldım. Yaklaşık on beş dakika hiç durmadan ağladı. Teselli etmeye çalıştım, ama bu onun daha çok ağlamasına sebep oldu. Sanırım Leyla her şeyi hatırladı. Durduk yere böyle ağlaması normal değildi. Belki kabus görmüştü diye düşündüm, ama hayır. Bana bakışlarında bir hüzün vardı. Bu, onun gözlerinde daha önce görmediğim bir ifadeydi. Yaşanmış acıların ruhunda bıraktığı izin yansıması gibiydi.
Bu bölümün ilk 14 paragrafını okudun. Geri kalanını okumak için ücretsiz hesabınla giriş yapabilir veya hemen kayıt olabilirsin.
Bölüm Yorumları