Öne Çıkanlar
Şu An Trend
Son Eklenenler
Çalan telefon ile okuduğu Kur'an-ı Kerim’i erken bitirip telefona doğru uzandı Ebru Hanım. Arayan numaranın kim olduğunu bilmiyordu. Telefonu açtı ve sessizce bekledi.
“Bacım, nasılsın?”
“İyiyim abi, sen nasılsın?”
“Ben de iyiyim çok şükür. Bizim tayfa ne âlemde, iyiler mi?”
“İyiler iyiler. Ama dün gece Ateş ve Murat eve gelmedi. Şüphelendirmemek için çok üzerlerine de gidemiyorum. Artık küçük değiller, koca adam oldular. Anlayacaklar da senin sırrın ortaya çıkacak diye ödüm kopuyor abi.”
“Merak etme, ben öğrendim niye eve gelmediklerini.”
“Hayırdır, kötü bir şey yoktur inşallah?”
“Şimdilik yok. Ama ileride ne olur, bilmiyorum. Senin Murat baygın bir kız bulmuş, onu hastaneye götürmüş. Bütün gece Ateş’le ikisi kızın başında beklemişler. Murat izin almış, Ateş işe gitmiş. Kız hafızasını kaybetmiş. O yüzden muhtemelen bizimkiler kızı evde saklarlar. Sen onlardan önce davran da kızın adı çıkmasın. O mahallenin ne dedikoducu insanlarla dolu olduğunu biliyorum. Eğer biri kıza laf söylerse Murat dayanamaz, başı belaya girer. Kız seninle kalsın. Henüz kızın kim olduğunu bilmiyorum. Geldiğinde sen çaktırmadan resmini çekip bana atarsın, ben kim olduğunu öğrenirim. Bu arada diğer bir haber de Murat bu kıza fena tutulmuş.
“Bizim Murat bir kızı beğenmiş ve ona tutulmuş, öyle mi?”
“Evet, doğru duydun. O yüzden başı belaya girmesin diye uğraşıyorum.”
“Ben geldiklerini anladığım an baskın yaparım. O kızcağızı onların yanında bırakmam. Zaten dört delikanlıyla aynı evde kalması da doğru değil. Biz onunla gül gibi geçinip gideriz.”
“Tamam bacım, göreyim seni. Bu işi sen çözersin.”
“Hallederim abi, sorun yok. Mervem nasıl, iyi mi?”
“İyi iyi, yanımda. Sana selamı var.”
“Sen de selam söyle abi.”
“Var mı isteğin bacım?”
“Canınızın sağlığı, dikkat edin kendinize, bana yeter,” dedi Ebru Hanım.
Telefonu kapattıktan sonra içinden söylendi:
“Vay hayta vay. Âşık oldun, benden habersiz eve kız saklayacaksın ha. Ben yer miyim? Yiğit abim aramasa, ben gözlerinden anlardım bir şey sakladığını. Ama durun bakalım, sizinle azıcık eğleneyim. Bu yaşta başka eğlencem de yok, ne yapayım,” dedi kendi kendine gülerken.
Sonra tekrar usulca yana bıraktığı Kur'an-ı Kerim’i aldı ve okumaya devam etti. Eşi Ortaç’ın ölümünün üzerinden yirmi sene geçmişti. Onun sene-i devriyesi gelmeden hatmini bitirip mevlidini okutmak ve ruhuna hediye etmek istiyordu.
Bir an aklına eski günler geldi. Hep birlikte mutlu oldukları günler… O günler ne kadar da güzeldi. Şimdi o günlerden geriye sadece güzel anılar kaldı. Yiğit ve Merve ile Mardin’de tanışmışlardı. Ortaç’ın tayini Mardin’e çıkmış ama kendisi pek Mardin’de duracak durumda değildi. Sürekli sahadaydı. Ebru Hanım taşınmaya o kadar çok alışmıştı ki, eve gereksiz hiçbir eşya almıyor, aldığı eşyaları da minimalist olanlardan seçiyordu. Bu şekilde taşınmak daha kolay oluyordu.
Bu bölümün ilk 21 paragrafını okudun. Geri kalanını okumak için ücretsiz hesabınla giriş yapabilir veya hemen kayıt olabilirsin.
Bölüm Yorumları