Öne Çıkanlar
Şu An Trend
Son Eklenenler
Murat’ın Anlatımı
Gözlerimi onun güzelliğinden çekip dışarıya bakamadım bir türlü. Ben başka yere baksam, gözlerim istemsizce ona dönüyor ve buna ben bile engel olamıyordum. Bizimkilerin âşık olduğunda aptallaşmasına kızardım. Yaşamadan anlayamıyoruz bazı şeyleri. Şu an onları iliklerime kadar anlıyorum. Kalbim hızla atıyor, avuçlarım terliyor, mideme kramplar giriyor.
Eve gelmek üzereydik. Beş dakika sonra Leylam, benimle aynı evde, benimle aynı havayı soluyacaktı. Benim oturduğum kanepede oturacak ve benim yatağımda uyuyacaktı. Tabii ki, o benim yatağımda, ben ve Ateş salondaki kanepede yatacaktık.
Aklıma Ebru Sultan öğrenirse neler olacağı geldi bir an. Hepimizi sıra dayağına çekerdi. Bunu herhangi bir araçla yapmaz tabii. Laflarıyla döver adamı. Yaşandı, oradan biliyoruz.
Hazal bir gün ailesiyle kavga etmişti. Her zamanki gibi yine konu, Ateş’in yetim ve öksüz olmasından dolayı çıkmıştı.
“Ne olduğu belli olmayan birine kız mız vermem ben. Sen de bir daha onunla görüşmeyeceksin,” demişti Hazal’ın babası.
Evi Hazal geçindiriyordu. Dolayısıyla da zengin bir adamla evlensin de hepimizin hayatını kurtarsın diye bakıyorlardı. En sonunda ikisinin de canına tak etti. "Eğer kaçarsak evlendirmek zorunda kalırlar," diye düşündüler ve iş çıkışı hepimiz Hazal’ı eve getirdik.
İmamı çağırmak için evden çıkmıştık. Hazal ve Ateş kısa bir süre evde yalnız kaldılar. İmamla birlikte eve döndüğümüzde Ateş ve Hazal başlarını suçlu çocuklar gibi yere eğmişti. Önlerinde de Ebru Sultan, elinde terlik...
İmamı geri yolladı ve hepimizi sıraya dizdi. Yarım saat öğüt dinledikten sonra:
“Kızım, sen evine git geç olmadan. Seni de kimseye veremezler. Ne zaman telli duvaklı evlenmek istersiniz, ben arkanızdayım. Ne gerekiyorsa yaparım. Ateş kimsesiz değil, o benim oğlum. Senin o paragöz anan ve baban beni çok iyi tanır. Bir daha Ateş’e kimsesiz derlerse selamımı söyle. Bu onlara korku için yeter,” dedi.
Biz sessizce Hazal’ı evine kadar bıraktık. Zaten Hazal hemen üst sokağımızda oturuyordu. Hazal’ı evine bıraktık ama eve dönmeye korkuyorduk. Evet, biz dört adam, 160 cm boylarında, tonton yanaklı Ebru Sultan’dan ölesiye korkuyorduk.
O bizim annemizdi. Onu üzmek, kırmak, öfkelendirmek bizim en son isteyeceğimiz şeydi. Annesini kaybetmiş çocuklar beni çok iyi anlar. O keşkeler hiç bitmez.
"Keşke annemi üzmeseydim.
Keşke anneme ‘Ben bunu yemem’ demeseydim.
Annem o yüzden öldü..."
gibi sözler beynimizde hiç susmaz.
Bu sebeptendir ki, Ebru Sultan’ı üzmek bize yük oluyordu.
Eve döndüğümüzde bizi karşısına aldı ve konuştu:
“Ne yaparsanız yapın, ben arkanızdayım. Yeter ki benden gizli olmasın. Ben sizin gözlerinizden yanlış yaptığınızı anlarım. Ama sizden duymak isterim. Herkes hata yapar. Bu hataların bazılarımız için ağır sonuçları olur. Her fırsatta insanlar sizi ezmek isteyecekler. Ben buna izin vermem. Siz benim pırlantalarımsınız. Ben o pırlantaları kimseye ezdirmem. Bu yüzden kimsenin ağzına laf vermeyin. Her şey usulüyle olsun,” dedi.
Bu bölümün ilk 19 paragrafını okudun. Geri kalanını okumak için ücretsiz hesabınla giriş yapabilir veya hemen kayıt olabilirsin.
Bölüm Yorumları