Öne Çıkanlar
Şu An Trend
Son Eklenenler
Murat’ın Anlatımı
Ebru Sultan yine neler döktürdüyse, yemek kokuları daha kapıdan içeriye girmeden burnuma dolmuştu. Mis gibi yemek kokusunu çektim içime. Karnıyarık yapmıştı, o kesin. Sultanımın üstüne bu yemeği güzel yapanı tanımam.
Sırayla kapının önüne dizildik. Göktuğ çaldı kapıyı. Kapıyı her zamanki güler yüzüyle Ebru Sultan açtı. İçeriden ferah temizlik kokuları yükseliyordu. Bizim evin ağır kokusuna karşılık, bu evin sıcacık, mis gibi bir kokusu vardı. Bu eve kadın eli değmişti. Bu yüzdendir ki kadın eli değen her ev yuva olurdu.
"Heh, geldiniz mi haytalar? Buyurun geçin. Önce ellerinizi yıkayın bakayım," dedi bize.
Elimdeki kıyafet poşetini alıp hemen odaya doğru ilerledi. Biz de ellerimizi yıkamak için sırayla banyoya geçtik.
Koca koca adamlar olmuştuk ama Ebru Sultan’a göre biz hâlâ çocuktuk. Bu eve ilk geldiğimizde Ateş 18, ben ise 16 yaşındaydım. O zaman da bize aynı şekilde davranmıştı. Üzerinden 10 yıl geçmesine rağmen hiçbir şey değişmedi. O hâlâ bizim Ebru Sultanımız, biz ise onun hayta oğullarıydık.
Ebru Sultan da çok büyük acılar yaşamış. Bazen saatlerce temizlik yapardı, bazen de 4-5 çeşit hamur işi... Bize getirir ve biz daha getirdiklerini bitiremeden yenilerini yapardı. Sonradan öğrendik nedenini. Aklına yaşadığı acılar geldiğinde kendini bu şekilde oyalıyordu. Bu, onun acılardan kurtulma biçimiydi.
Hiçbir zaman onun ne yaşadığını tam olarak öğrenemedik. Anlatamadı. Yüzeysel anlatıp geçti, sonra da uzaklara daldı ve sessizleşti. O günden sonra da hiçbirimiz ona bunu soramadık. Biz, acıların yükünü daha küçük yaşta öğrenmiştik. O yüzden de bunu ona sorduğumuzda ne hissettiğini az çok biliyorduk.
Ellerimizi yıkayıp yemek masasına doğru ilerledik. Masaya şöyle bir baktığımda, daha yemeğe oturmadan gözlerimle doymuştum. Masada yok yoktu. Bu kadının kesin özel güçleri vardı. Bu kadar çeşit yemeği ne ara yapmıştı?
"Allah’ım, neler görüyorum! Neler döktürdün yine sultanım?" dedi Furkan, aç kurt gibi yemeklere bakarken.
"Yaşasın! Midemiz bayram edecek! " dedi Göktuğ, ellerini ovuştururken.
"Yiyin yavrularım, yiyin. Hepsini sizin için yaptım," dedi Ebru Sultan.
Susamıştım ve önce bir bardak su doldurup içmek istedim. Gözlerim Leyla’yı aradı ama göremedim.
"Sultanım, Leyla nerede?" dedim merakla, bardağımdan koca bir yudum su içerken.
"Hayırdır, çok mu merak ettin yavuklunu?" dedi Ebru Sultan.
Bunun üzerine ben öksürük krizine girdim. İçtiğim bir yudum su, genzime savaş ilan etmişti. Bu kadın hemen nasıl da anlamıştı Leyla’yı sevdiğimi?
"Sultanım, doğruyu söyle, senin özel güçlerin mi var? Artık şüphelenmeye başlıyorum. Bizim zihnimizi falan mı okuyorsun?" dedim, hâlâ öksürmeye devam ederken.
"Bunun için özel yeteneğe mi ihtiyaç var salak oğlum? Senin ona bakışlarını uzaktan gören her insani varlık, ona âşık olduğunu anlar. Azıcık etrafınıza dikkatli bakın. Dünyayı ve çevrenizi gözlemleyin evladım. Böyle ot gibi işe gidip gelmeyin. Leyla odada giyiniyor, birazdan gelir, " dedi gülümseyerek.
Bu bölümün ilk 18 paragrafını okudun. Geri kalanını okumak için ücretsiz hesabınla giriş yapabilir veya hemen kayıt olabilirsin.
Bölüm Yorumları