Öne Çıkanlar
Şu An Trend
Son Eklenenler
Emir bir ümit Lila'ya yine bir konum atmıştı. Lila konuma baktı "Beyazlı kilise" Aslında zaten para kazanmıştı ama biliyordu, yirmi bin asla yetmeyecekti. Çünkü bu para hiçbirşeye yetmiyordu. Ve şimdi dar sokaklarda koşuyordu Lila, belinde silahıyla. Para kazanmak için yine birinin Azraili olmak için koşuyordu.
Lila beyazlı kiliseye girdiğinde nefes nefeseydi. İçeriye girip girmemek konusunda kararsız kalmıştı, çünkü kendisini neyin bekleyeceğini bilmiyordu. Yukarıdan gelen sesleri duydu ve merdivendeki ilk iki basamağa bastıktan sonra gerisi çorap söküğü gibi geldi. Artık ne olacaksa olacaktı. Bu oyunlara girdiği gün, Emir'in oyunları anlattığı gün bunları göze almış olmalıydı.
Lila hızlı adımlarla yukarı çıktı. Bir yandan ise tetikteydi ve elindeki silahı sıkıca kavramıştı. Hatta o kadar sıkı kavramıştı ki parmakları kızarmış bile olabilirdi. Lila, en yukarıya çıktı. Burası yaklaşık yirmi katlıydı ve epey yüksekteydi. Nefes nefese kalmıştı ve nihayet büyük salona geldiğinde iki adam birbirleriyle dövüşüyordu. Adamlardan biri öbürüne sert bir yumruk atmış ve diğerinin sendelemesine sebep olmuştu. Birisi Uğur diğeri ise para için bu oyuna katılan oyınculardan birisiydi ancak ortada Lila için büyük bir sorun vardı. Hangisi Uğur Acardı?
Lila ikisini de öldürmeyi düşündü. Belki de diğer oyuncular haklıydı. İki oyuncu öldürmek iki kat para kazanmak da olabilirdi. Lila silahı iki adama doğrulttuğunda iki adam da kendi kavgaları sebebiyle muhtemelen Lila'nın varlığından bile haberleri yoktu.
Ama sonra hiç beklenmedik korkunç birşey oldu. Soldaki adam, sağdaki adamı geriye doğru sertçe ittiğinde,soldaki adam kendisini iten adamın yakasından tuttu ancak dengesini kaybederek az önce kavga ettiği adamı fav kendisiyle birlikte camdan aşağı düşürdü. İkisi birlikte kilisenin büyük camından aşağı düşerlerken Lila ise olduğu yerde şok içinde donakalmıştı.
İki adam aşağı doğru düşüyordu. Yüksektelerdi ve muhtemelen birkaç saniye içinde güneş ile kavrulmuş sıcak zemine çakılacaklardı. Adamlardan biri yolun yarısında karnına saplanan şey ile gözleri kocaman açıldı. Ah tabii ya! Beyazlı kilisenin aşağısındaki kılıçlı adam heykeli... Bu heykel epey eski bir heykeldi. Bir adam elinde kılıçı gökyüzüne tutuyordu. Sanki gökyüzünü delecekmiş gibi duruyordu ve şimdi zavallı adamın karnı bu heykelin kılıcın içinden geçmişti. Ne talihsizlik ama! Adamın gözleri açık gökyüzüne bakıyordu. Bir diğer adam ise yere çakılmış, her yeri kanla kaplıydı.
Lila korkuyla birkaç adım ilerledi ve kırık cam parçalarına değmeden aşağıya baktığında gördüğü manzara karşısına ne yapacağını bilememişti. İki adam aslında epey minyatür görünüyordu hatta yirmi katlı olan bir binadan aşağı bakıldığında oyuncak gibi gözüküyorlardı. Elbette kanları pek de oyuncağı çağrıştırmıyordu.
Bu esnada Uğur Güneşi öldürmek umuduyla gelen Rabia kapının önündeki heykel ve biraz ilerisinde yerde kanlar içinde yere yatan iki adama baktı. Daha sonra Rabia tekrar başını kaldırdı ve büyük kılıçlı adam heykeline baktı. Kılıçlı adam heykelinin elindeki kılıç gerçek bir insana acımasızca saplanmıştı ve yerler ise cam kırıklarıyla dolmuştu. Rabia'nın gözleri doldu ve kendi kendine mırıldandı. "Ben neye bulaştım böyle? "
Bu bölümün ilk 8 paragrafını okudun. Geri kalanını okumak için ücretsiz hesabınla giriş yapabilir veya hemen kayıt olabilirsin.
Bölüm Yorumları
Yorum yapmak için giriş yapın.
Al işte 3 aylık adama güvenirsen böyle olur
Yorum
Yorum bulunamadı.