Öne Çıkanlar
Son Eklenenler
Tamamlanmış Kitaplar
Premium Kitaplar
Mert sabah olur olmaz fotoğrafın arkasındaki adrese gitmeye karar verdi.
Kasabanın dışındaki eski yatılı okul yıllardır kapalıydı. Kimse oraya gitmezdi.
Söylentilere göre bina, otuz yıl önce açıklanamayan olaylar yüzünden terk edilmişti. Öğleden sonra bisikletine atladı ve ormana doğru yola çıktı. Yaklaşık bir saat sonra okulun paslanmış demir kapısına ulaştı.
Kapının üzerinde solmuş bir tabela vardı:
Karaçam Yatılı Erkek Okulu
Bina sislerin arasında hayalet gibi yükseliyordu. Bazı pencereler kırılmıştı.
Çatının bir kısmı çökmüştü.
Ama Mert’in dikkatini başka bir şey çekti.
Ana giriş kapısı açıktı.
Sanki biri onu bekliyordu.
İçeri adım attığında ağır bir rutubet kokusu burnuna çarptı. Koridorlar boştu.
Duvarlardaki boyalar dökülmüştü.
Her adımı binanın içinde yankılanıyordu.
Bir süre sonra müdür odasını buldu.
Kapı yarı açıktı. içeride eski dosyalar ve sararmış belgeler duruyordu.
Masanın çekmecelerinden birinde öğrenci kayıtlarını buldu.
Titreyen ellerle sayfaları çevirdi.
Sonunda fotoğraftaki çocukların isimlerine ulaştı.
Emir Kaya, Murat Yıldız, Can Erdem, Selim Aydın.
Dört çocuk. Tam fotoğraftaki gibi.
Ama kayıtların altında kırmızı kalemle yazılmış korkutucu bir not vardı:
“Dördü de aynı gece kayboldu.”
Mert’in nefesi kesildi.
Herkes sadece Emir’in kaybolduğunu sanıyordu. Gerçekte dört çocuk birden ortadan kaybolmuştu.
Tam o anda üst kattan bir gürültü geldi.
Mert irkilerek tavana baktı.
Sonra ikinci bir ses duyuldu.
Ayak sesleri…
Bir değil, iki değil. Dört faklı ayak sesi.
Sesler yavaşça merdivenlere doğru ilerliyordu. Mert’in kalbi hızlandı.
Bu bölümün ilk 30 paragrafını okudun. Geri kalanını okumak için ücretsiz hesabınla giriş yapabilir veya hemen kayıt olabilirsin.
Bölüm Yorumları