Öne Çıkanlar
Son Eklenenler
Tamamlanmış Kitaplar
Premium Kitaplar
"Sen ne dediğinin farkında mısın baba?"
Babam bu ani çıkışım yüzünden öfklenmiş olacaktı ki o da yüksek sesle konuştu.
"Sakın sesini yükseltme Esrigün. Ben ne dediğimin gayet farkındayım."
Bana doğru hafif büktü belini. Birazsa sesini kısmıştı.
“Lütfen anlamaya çalış. Mecburuz.”
Bende şu an nefs-i müdafaya mecburum.
Boş boş baktım babamın yüzüne. Dikleşerek devam ettim. Lütfen ama. Zorla evlendirilmek üzereyim.
"Kusura bakma baba. Ama böyle bir şey asla olmayacak."
Beklemediğim bir şekilde cevap verdi babam.
"Ben evleneceksin diyorsam evleneceksin. Anlıyor musun beni? Bunu yapman gerekiyor. Böyle olmalı."
Sen benim babam olduğundan emin misin bir kere?
"Hayır hayır hayır. Baba. Seni anlamadım ve anlamakta istemiyorum. Ben asla evlenmeyeceğim. Sen delirdin mi? Ben daha okulumu bile bitirmedim. Onca hayalim varken saçma sapan bir evlilik mevzusu için hayatımı mahvetmeyeceğim."
Hayal mayal biraz abartılı oldu sanırım.
"Esrigün. Zorlaştırma lütfen."
Estağfurullah...
"Hiç bir şey yapmak zorunda değilim. Ben ne evlenmek zorundayım ne de bunların yüzünü görmek zorundayım."
Dedim parmağımla şaşkın bir şekilde bizi izleyen misafirleri işaret ederek.
Kadın hanım hanımcık dediği kızı bu halde görünce şok oldu tabi. Adımlarını da kapıya doğru çevirdiğini görmedim değil.
Hormonlarıma yenik düşerek ağlamaya başladım o an. Gözlerimi silerek konuştum.
"Şimdi. Ben gidiyorum ve geri geldiğimde bunları görmek istemiyorum."
Dedim oturan kişileri işaret ederek. Bir hışımla çıktım odadan. Kapıyı da sert bir şekilde kapatmıştım.
Babam arkamdan geliyor mu diye kontrol etmeyi de ihmal etmedim tabi. Küçüklükten alışkanlık. Normal şartlarda muhakkak babam bir şey derdi. Ama şu an hiç bir şey umurumda değil. Beni hiç kimse zorla evlendiremez.
Ayakkabılarımı ayağıma geçirirken hala neden ağlıyordum? Üzüldüm evet. Beni mal yerine koydukları için içerledim. Kalbim pıt oldu.
Annem yanıma geldi o sırada.
"Ağlama kuzum. Bir dur, düşün n’olur."
Dedi. O da üzülüyordu. ama bu ne biçim hüzündü. Ne ara bu kadar gözden çıkarılmıştım?
Bir hışımla arkamı döndüm. Kızdığımı herkes anlamalıydı.
"Siz de biliyordunuz ve buna engel olmadınız. Öyle mi?"
Ablam da konuşmaya dahil olmuştu.
"Biz engel olmaya çalıştık Esrigün. Ama babam..."
Yüzlerine kısa bir bakış attım. O kadar hint dizisini boşuna mı izledik.
"Ben şimdi gidiyorum ve geri geldiğimde de o odadaki hiç kimsenin yüzünü görmek istemiyorum anne."
Dedim kırgınlıkla. Daha sonra da hızlı adımlarla çıktım evden.
🍀Ateş'ten🍀
Esri'nin babası Ender amcaya dönerek,
"Ben Esrigün'e bakayım. Hem biraz da konuşuruz. Belki az da olsa yumuşar."
Dedim. Annem,
"Haklısın oğlum. Sen Esrigün'ü yalnız bırakma. Sonuçta kız tarafı. Olur o kadar. Git bir bak."
Dedi. Kafamla onaylayıp yerimden kalktım. Hemen odadan çıkıp hızla arkasından gittim.
🍀Esrigün'den🍀
Hüma'nın evine gidip kapıyı çaldım. (Hüma kuzenim. Evimiz de hemen yan yana.) Aynı zamanda da Hüma'ya sesleniyordum. Hüma'nın ailesi şehir dışındaydı. Hüma evde tek olduğu için gür bir sesle bağırdım.
"Hüma. Hüma benim Esrigün. Kapıyı aç."
Ağlayarak kapıyı yumrukluyordum. Hala sinirimi atamamıştım.
Kapı aniden açılınca yumruğum kısa bir süre havada kalmıştı. Elimi indirip hızla Hüma'ya sarıldım. Hüma, bu ani hareketime tepkisiz kalmıştı.
"Esrigün. İyi misin?"
Kollarımı ondan ayırıp gözlerimi sildim.
"Değilim Hüma. Ben hiç iyi değilim."
Dedim ağlamamaya çalışarak.
"İçeri geç."
Dedi kolumdan çekiştirip. İçeriye geçip boş olan bir koltuğa oturdum.
"Anlat."
Dedi kızarmış yüzümü işaret ederek.
"Evleniyormuşum."
Dedim bütün yaşananları kısaltarak. Kaşlarını çatıp bir süre bekledi.
"Ne?"
Bir ben ve bir erkek kişisi diyorum Hümaa.
"Doğru duydun işte. Evleniyormuşum. Hemde daha yüzünü bugün gördüğüm yabancının tekiyle."
Hüma anlamamış gibi yüzüme bakıyordu. Bende mi böyle görünüyordum acaba.
"Ender hazretleri ..."
...
"...ve buna kimse engel olmamış Hüma."
"Ne yani? Şimdi sen ciddi ciddi evleniyor musun?"
Diye sordu. La havle…
"Yok Hüma. Ciddiden evlenmiyorum. Evcilik oynayıp geleceğim."
Dedim üzerimdeki duygu karışıklığın sebebiyle.
"Şu halinle bile espri yeteneğini koruyorsun ya. Valla helal olsun."
Deyip el çırptı. Eyvallah bacım da...
"Saçmalama Hüma."
Dedim ellerimi başımın arasına alırken. Öyle bir beş dakika durmuşumdur sanırım. Kendimi, senelerce evde beslenilip hevesi kaçınca sahibinin sokağa bıraktığı tekir kedi gibi hissetmeye başladığımda ayağa kalktım ve
“Valla ben bu halde uzun bir süre eve dönmek istemiyorum. Bizimkiler de toplanmıştır zaten okulda. En iyisi erkenden yanlarına gitmek.”
Dedim Hüma’ya
"Ya şu an benim işim var. Bir on beş dakikaya biter zaten. Size sonradan katılırım ben."
Diyerek bedbaht bacısını savurdu başından.
Bu arada köylü kızın işi asla bitmez arkadaşlar.
"O zaman ben gidiyorum. Sen sonra gel."
Dedim sitemli.
Bana kapıya kadar eşlik etmişti. Vedalaşıp eski okulumun yolunu tuttum.
Çok önceden ilk okul ve ortaokul arkadaşlarımla ortak karar alıp tatilin ilk günü buluşmak için eski okulumuzda toplanacaktık. Onları tekrar göreceğim için çok heyecanlıyım. Evet biliyorum. Düşünmem gereken bir evlilik mevzusu var ama bana ne canım. Ben arkadaşlarımla ilgileneceğim. Herkes kendine yeni bir gelin adayı bulsun.
Arkamdan bir öksürük sesi duyduğumda kafamı çevirdim. Karşımda bir adet elleri cebinde köz, kömür, kor… Ateş miydi? her neyse o vardı. Göz göze geldiğimizde tekrar önüme dönüp yürüdüm. Bu ne şimdi? Beni verdikleri adam takipçi sapık çıktı.
Peşimden gelmeye devam edince sinirle arkamı döndüm.
"Yeterince huzurumu kaçıramadın herhalde? Beni takip etmeyi bırak."
Alaycı bir tavırla konuştu.
"Seni takip etmiyorum."
“Öyle mi? O zaman ne diye peşimdesin?”
“ Çünkü… şu an tek başına dolaşmana izin veremem.”
ifadesi hep aynıydı. Tam bir duvar. istinat duvarı.
“İzin veremez misin?! Pardon da sen kimsin?”
Şeytan diyor al yerden bir kaya fırlat ağzının ortasına.
“Haklısın. Kimse değilim.”
Ne?
“Henüz.”
NE!
Aaaa. Hemide arsız. Bir dakika. Sanki sübliminal bir mesaj var burada. Çıvdıvıcam ama ben.
"Bana bak. Bu konuşma burada bitecek. Anlaşıldı mı? Hiç uğraşamam seninle."
Diyiverdim sinirle.
Söylediği sözler cinlerimi tepeme attırırken o hala bana bakarak sırıtıyordu.
"Sapık herif. Defol git başımdan."
Dediğim gibi koşmaya başladım. Ara sıra da arkama bakıyordum. Ben koşuyordum. Oysa o bir gram hızlanmadan aynı hızıyla yürüyordu. Ayy! İçim tırstı.
Ecrin’in evine vardığımda (Ecrin’in evi de bizden biraz yukarıda kalıyor. Evet onunla da aynı köydeyiz.) kapıyı öyle sert yumrukluyordum ki ev üzerime çökecek sandım. Kapı açılır açılmaz Ecrin'le beraber içeri daldım. Kapıyı büyük bir gürültüyle kapattığım sırada Ecrin ani bir hareketle koluma vurdu.
"N'apıyorsun kızım sen? Ödümü kopardın."
"Hoş buldum canım. Ben de seni çok özledim. Uzun zamandır görüşmüyoruz zaten. Gel oturma odasına geçelim."
Deyip Ecrin’i oturma odasının kapısına doğru ittirdim. Saçmaladığım farkına varmış olacakki kendini ellerimin arasından kurtarıp yüzüme sinirle baktı.
"Bu halin ne senin? Bir şey mi oldu?"
"Şşşt. Bağırma. Köyü (Ateş’i) başımıza toplayacaksın. "
"Esrigün, sen iyi misin?"
Bir koltuğa oturup ses çıkarmamaya çalıştım. Ecrin başımda dikilip sorularına devam etti.
"Sana ne olduğunu sordum."
Saklanbaç oynuyorum Ecrin. Olan bu.
"Az bir sus gız. Vallaha beni bulacak. "
"Kim seni bulacak?"
"A..."
Cümlelerime devam edemeden kapı çalmaya başladı. Huzursuzlukla yerime sinerken
"Aha. Geldi işte münasebetsiz."
Dedim. Ecrin tam kapıyı açmak için giderken durdurdum.
"Sakın kapıyı açma. Açarsan ve beni sorarsa ben yokum. Mümkünse öldüm. Tamam mı?"
"Ne saçmalıyorsun kızım sen? Annem gelmiştir. Annemden mi kaçıyorsun?"
Ecrin kapıyı açmak için gittiğinde ben de pencereden kimin geldiğine baktım. Ben biliyordum işte. Ayı herif gelmiş. Ne olur açma Ecrin.
"Kim o?"
Diye sordu Ecrin.
"Merhaba. ben Ateş.”
Bir kaç saniye sessizleşti herkes. Ecrin. kızın dili tutuldu iyi mi?!
"Esri burda mı?”
"Evet de. Tanıyamadım ben sizi."
Ecrin’in sözleri arkadaşlık bağımızı tırmalarken korkuyla Ateş'in gitmesini bekliyordum.
"Girebilir miyim? Teşekkürler."
Dedi. Bu durumda içeriye girdi. Allah'ım Ateş içeriye girdi. Ben ne yapacağım? Yanımda duran koltuk yastığını alıp yüzümü kapatdım.
He Esrigün. Ne güzel saklandın sen öyle. İnan hiç bir yerin görünmüyor.
Saçma düşüncelerime sonvermek için kafamı yastığa bastırdım.
Kapı açılıp duvarla bütünleştiğinde odayı soğuk bir hava kapladı. Ve işte o tahammül edemediğim ses.
"Esri. Demek buradaydın."
Yastığı bakmadan fırlattım. Yakalayıp koltuğunun altına aldı.
“Seni tanımıyorum ki ben aa. Kimsiniz beyfendi siz?"
Ecrin içeriye girip bize anlamaz bakışlar attı.
"Esrigün. Burda neler oluyor?"
Diye sordu ellerini beline yerleştirip.
"Ben de bilmiyorum ki."
Dedim kısaca. Daha sonra devam etti “beyfendi” konuşmaya.
"Ama ben biliyorum. Ve anlatmaya da hazırım. Tabi beni dinlersen."
Biliyormuş muş. Hıh.
Ecrin,
"Tabiki dinleriz. Dinlemez miyiz? Dimi Esrigün?"
Diye sordu bana bakıp. Sanki Ateş ona anlatacakmış gibi heyecanla kıvrandı.
Dedikodu dozunu almamışsın ya. Hoplaya hoplaya gel Ecrin. Aman özel mözel bilme sen.
"Ben dinlemek falan istemiyorum. Hem senin burada ne işin var? Defolup gitsene."
Dedim bağırarak.
Sakın beni yanlış tanımayın. Ben böyle bir insan değilim. Anlayışlı bir insanımdır. Ama böyle karşınıza pat diye bir öküzü oturtup bununla evleneceksin deseler. Siz de benim gibi davranırdınız. Beni de anlayın yani.
"Önce bir dinleyelim istersen Esrigün."
Dedi Ecrin. ECRİNNNN!
"Sen de mi Ecrin? Yabancının birini neden dinlemek istiyorsun ki? Onu tanımıyoruz bile."
"Öyle ama. Sonuçta buraya kadar gelmiş. Dinlemezsek ayıp olur."
What is this AYIP!
Sustum.
"Esri. Otur ve ben…”
“hayır . hayır . hayır. duymak istemiyorum. İs-te-mi-yo-rum.”
"Her halükarda beni dinlemek zorundasınız Esrigün hanım."
hah. sen bir prensessin, ben bir köleyim öyle mi? Ah bu gençlik.
"Se... Sen!"
Öfkeyle koltuğa oturdum. Kulaklarımı ellerimle kapattım. Az da olsa merak ediyorum söyleyeceklerini. Ama minnacık.
Ateş, hemen yanıma oturdu. Aramızda on santim kadar vardı. Ecrin de tam karşımıza oturup Ateş'i dinlemeye koyuldu.
“Seni ikna etmeye gelmedim ne yazık ki. aslında sizin evinizde daha rahat bir muhabbet ortamı olabilirdi. Böyle bir başkasının evinde olmamız pek iyi olmadı. Sana şu an da söyleyebileceğim çok az şey var. Birlikte olmamız gereken konular var. Ve bu senin seçimin değil ne yazık ki.”
Ecrin ağzı açık dinliyordu. Fazla mı geldi Ecrin hanım. ben ve evlilik… bence de biraz aşırıya kaçtı mevzu.
"Esrigün şu an beni sevmediğini söyleyebilir veya düşünebilir. Ama eminimki bazı şeyleri birlikte yoluna sokabiliriz.”
Gözlerini Ecrin’in üzerinden çekip bana çevirdi. Karşılık vereceğimi biliyor gibiydi. ama aynı zamanda hiçte umusamayacakmış gibi bakıyordu.
Bu bölümü beğendin mi?
Bölüm Yorumları
Yorum yapmak için giriş yapın.
harika olmuss
Belki güzeldir ama çoooook uzun ama başarılı
Yorum
Yorum bulunamadı.