Öne Çıkanlar
Şu An Trend
Son Eklenenler
Sevgili Kan Mührü okuyucular, herkese merhaba👋 Biraz ayrı kaldık ama bugünki bölümle özlemimizi gideririz diye düşünüyorumm 🤭
Uzun bir bölüm olması için özen gösterdim, umarım beğenirsiniz...🫶
İyi okumalar dilerimmm, lütfen bol yorum yapmayı ve bölüme oy vermeyi unutmayın ♥️
Kael gitmişti, bende birazdan eve geçip yarınki finalime çalışacaktım ama önce Eliza'nın yanında olmak istediğime karar verdim. Onun o korku dolu yüz ifadesi aklımdan çıkmıyordu.
Akşam yemeği hazırlamak için beraber mutfaktaydık. Salata yapmak için marulları yıkıyordum, Eliza ise yemek malzemelerini tencereye koymuştu. "Eliza," dedim marulların yıkanması bitince.
"Efendim."
"Öyle bir şey olmayacak," dedim. "Kael'in öyle bir şey yapmasına izin vermeyeceğim."
Doğradığı soğanları bırakarak bana döndü , kelimelerini seçmeye çalışır gibiydi.
"Onun gözlerindeki ateşi gördüm Nyra," dedi ve önündeki malzemelere dönerek tekrar onlarla ilgilenmeye başladı. Haklı olabilirdi, Kael şu an o amacında kararlı gözükebilirdi ama bu, onu gerçekleştirebileceği anlamına gelmiyordu.
Ben bir şey demeden önce Eliza tekrar konuştu "Açıkçası vampirlerin sonunun gelmesi umrumda falan değil, yaşamam gerekenden çok yaşadım."
"Luca." Dedim, "Luca ne kadar yaşadı? O bir çocuk ve onun bundan etkilenmemesi için elimden geleni yapacağım."
Eliza cevap vermemişti , onunda Luca'yı düşündüğünü biliyordum. Bu konuyu kapatmaya karar verdim, şimdilik. Bu konuda Kael'e kesinlikle katılmıyordum, kötü vampirler yok olabilirdi ama kurunun yanında yaş yanmayacaktı.
"Eee yemekte ne var?" diye sorduğumda gülümseyerek "Ciorbă de Fasole cu Afumătură" dedi aksanını daha da belirginleştirmeye çalışarak.
"Hah yani kuru fasulye." Dedim gülerek.
"Bunu diyeceğini biliyordum, dedende böyle derdi." Gidip yanağına bir öpücük kondurdum.
"Benim için önemlisin Eliza."
"Sende benim için," dedi sıkıca sarılarak. "Şimdi yemek hazır olana kadar ders çalışabilir miyim?"
"Tabii, sana haber ederim."
Evime girer girmez, odama çıktım ve dağınık olan masama baktım. Dünden kalan derslerim hâlâ ortalıktaydı. Sabah üstümden çıkardığım pijamalarım yatağımın üzerindeydi, giymekte kararsız kaldığım kazaklar yerdeydi. Bu, ortamda ders çalışamazdım. Hızlıca etrafı toparlamaya karar verdim.
Kazaklarımı katladım ve içinde az eşya bulunan dolabıma koydum. Kael eşyalarımı buraya getirmemi istememişti. Söylediğine göre eşyalarımda giderse kendini terkedilmiş gibi hissederdi. Bunu söylediği zaman aklıma geldiğinde gülümsedim. Daha bir kaç saat önce birlikteydik ama ben onu delice özlemiştim.
Çalışma masamdaki fazladan kağıtları topladığımda üstü yazı dolu bir kağıt gözüme çarptı. Alıp atacakken üzerindeki yazılara daha dikkatli baktım.
"Kan, soyun hafızasını taşır; geçmişin gölgeleri damarlarda uyur," yazıyordu. Geçmişin gölgeleri...
Okumaya devam ederken bir yanda genetik taşıyıcılığın modern tanımı gözüme çarpmıştı.
"Taşıyıcı birey, genetik bilgiyi aktarır ama fenotipte tam olarak ortaya çıkmaz."
Diğer yanda efsanelerin dili farklı bir şey söylüyordu: "Taşıyıcı, soyun gücünü saklar, zamanı geldiğinde açığa çıkar."
Bu bölümün ilk 25 paragrafını okudun. Geri kalanını okumak için ücretsiz hesabınla giriş yapabilir veya hemen kayıt olabilirsin.
Bölüm Yorumları