Öne Çıkanlar
Şu An Trend
Son Eklenenler
Direksiyon Kael'in ellerinde gitmemiz gereken yere yön verirken bizde direksiyon gibi kendi yolumuza yön vermeye çalışan iki kişiydik.
Aklımdaki düşüncelerin beni nereye götüreceğini bilmesem de içimdeki kötü his beni bir şeylere hazırlıyor gibiydi. Mutsuzdum çünkü kafamda çok soru işareti vardı.
Lina hiç tanımadığı görmediği bir yere gitmek için hazırlanıyordu. Nasıl varlıklar olduğunu bilmediği yaratıkların yanına gidecekti.
Sadece o da değil, diğer sevdiklerimde ona eşlik ediyordu. Diğerleri Eliza'yı havaalanında bekleyecek olsa da Eliza tek başına geri dönebilecek miydi? Cadılar ona bir tuzak kurabilir miydi?
Yol kenarındaki ağaçlar, geceyle bütünleşmiş siluetler halinde akıp giderken her gölge, ayrılığın yankısını hatırlatıyordu. Karanlık bile içimdeki hüznü ve endişeyi saklayamıyordu.
Bu dönüş artık bir kavuşma değil vedanın ardından gelen ağır bir sessizlikti.
Gece yolunun sessizliği içimi sararken, Kael'in arabayı daha da hızlı sürmeye başlamasıyla lastiklerden gelen kayma sesi beni düşüncelerimden ayıran şey olmuştu.
Motorun ritmik uğultusu, yerini yükselen bir sese bırakmıştı. Kendimi bıraktığım, içine gömüldüğüm koltuktan doğrularak "Kael ne oluyor?" diye sordum.
"Peşimizde biri var." Kael'in sesi oldukça boğuk çıkmıştı. Karanlık bakışları dikiz aynasında parlıyordu. Zaten gergin olan bedenim daha da gerildi ve etrafımızda sallanan ağaçlara yan gözle bakarak "Vampirler mi?" diye sordum.
"Emin değilim, sadece ağaçların bu kadar sallanması normal değil."
Braşov'a oldukça yaklaşmıştık, öyle ki dağların silueti karanlığın içinden yükselmeye başlamıştı. Farların ışığı, karanlığı yararak önümüzdeki virajları açığa çıkarıyor; ben ise yan koltukta, Kael'in yüzünden durum ne kadar kötü onu anlamaya çalışıyordum.
Onun bakışları oldukça temkinliydi. Tam o an ani bir fren sesiyle gelen sarsılma çığlık atmamı sağlamıştı. Kafamın torpidoya çarpmasını önleyen şeyse Kael'in eliydi.
Kael öylesine öfkelenmişti ki burun delikleri kocaman açılıp kapanıyordu.
"Sen iyi misin?" diye sordu yoldan gözünü ayırmayarak. Onun yola neden öfkeyle baktığını anlamasam da kafamı kaldırdığımda neden öfkelendiğini anlamıştım.
"İyiyim," dedim korku dolu sesimle fısıldayarak.
Önümüzde dört vampir yolu geçmemizi engellemek için bariyer görevi üstlenmiş gibiydiler. Farların ışığı onların yüzlerini daha da belirgin kıldığında istemsizce içimi titreten bir nefes aldım. Dört vampirde erkekti ve arabanın içinden Kael'in çıkmasını bekler gibiydiler.
Kael'in çıkmasını engellemek istercesine elim koluna gitti ve onu sıkıca sardı.
"Ne yapacağız?" diye sorduğumda Kael'in eli arabanın kapısına gitti.
"Sen burada kal." Dediğinde bende çoktan kapımı açmaya yeltenmiştim.
"İstedikleri benim arkadaşımsa benimle konuşmaları gerek seninle değil." Diyerek Kael kapısını açtığında bende açtım.
Kael'in elini tutamayacağımı biliyordum , onun bana aşık olduğunu anlamamaları gerekiyordu. Çenemin korkudan titrediğini belli etmemek için onlara doğru giderken dişlerimi öylesine sıkıyordum ki biraz daha çabalasam dişlerim kırılabilirdi.
Onlara baktığımda birincisinin uzun boylu ve ince yapılı olduğu gözüme çarpmıştı, yenmesi kolay biri gibi duruyordu. Duruşu öyle hissettirse de onunla göz göze geldiğimde bakışı içimi delip geçen bir hançeri andırıyordu. Yüzündeki keskin hatlar, sanki bir heykel ustası tarafından yapılırcasına muazzamdı.
Bu bölümün ilk 22 paragrafını okudun. Geri kalanını okumak için ücretsiz hesabınla giriş yapabilir veya hemen kayıt olabilirsin.
Bölüm Yorumları