Öne Çıkanlar
Şu An Trend
Son Eklenenler
Gözlerimi kapattığım her gece aynı yere sürüklenmeye başlamıştım.
Karanlık, soğuk ve sessiz... ama sessizlikten daha korkutucu olan şey, o bakıştı. Buz mavisi gözler zihnime kazınmış gibiydi. Ne zaman uykuya dalsam, karanlığın içinden belirip beni bir şeylerden kurtarmaya çalışıyor ama sonra... Kurtardıktan sonra onun sivri dişlerini boğazımda hissederek uyanıyordum. Her defasında...
Nefesim kesilmiş, kalbim göğsümden fırlayacak gibiydi... Rüyalardan sonra gecelerimin kabusa dönüşmesiyle birkaç akşamdır Elizalarda kalmaya başlamıştım. Artık lavanta yağıda etki etmiyordu.
Sabah kabusların etkisiyle uykumu alamadan uyanmıştım. Okula gitme zamanıydı, kızlardan duyduğuma göre benim yokluğumda Thomas'ta okula gelmemişti, bugünde ondan köşe bucak kacacaktım, mesajlarına cevap vermiyor, aramalarını açmıyordum ama o çok ısrarcıydı ve bu iyice sinirimi bozmaya başlamıştı.
Üzerime bir sweetshirt geçirdim ve altıma kot pantolonumu giyerek çantamı aldım. İçine birkaç defter koyarak aşağıya indim. Luca arka camdan atlayarak eve girmişti. Birden yerimden sıçradım ve "Ah!" dedim. Ona alışsamda sabahları uyku sersemi halimle bazen yaptığı şeyler beni ürkütebiliyordu.
"Nylaa." Dedi gülümseyerek ve bana sarıldı. Aramızda güzel bir bağ oluşmuştu, burada kaldığım günlerde daha fazla yakınlaşmıştık açıkcası onlar gerçekten ailem gibi olmuştu.
Okula geldiğimde arabamı park ederek kimseye gözükmeden sınıfa gitme derdindeydim. Daha doğrusu Thomas'a gözükmek istemiyordum. "Hey, güzellik." Diye kalın bir ses duyunca olduğum yerde kaldım. Korkarak arkamı dönerken gelen kişinin Lina olduğunu fark edince "Lina! Ciddi misin?" diye somurttum.
"Hah, onunla karşılaşmaktan bu kadar çekindiğini bilmiyordum."
"Çekindiğim falan yok, onu görmek istemiyorum o kadar." Bu doğruydu ama mutlaka bir gün görecektim ve bu olabildiğince hızlı olmalıydı.
Derse girdiğimizde Lina'yla oturmuştum. Kafam allak bullaktı ve konuşamayacak kadar yorgundum. Hoca gelmiş ve tahtaya çoktan birkaç kelime yazarak bunların anlamlarını sormaya başlamıştı. Önceki derste bu kelimeleri öğrenmemiz bir ödevdi.
Her harf, her formül gözlerimin önünde dağıldığında aklıma yine o an gelmişti. Beni kucaklayan buz mavisi gözler... Defterim açık, kalem elimde dinliyor gibi bakıyordum ama gördüğüm şeyler buz mavisi gözlerdi.
"Odaklan Nyra," diye kafamı salladığım an hocanın gözleriyle karşılaşmıştım.
"Nyra, sen ne düşünüyorsun bu konuda?" Profesörün sesi beni aniden sınıfın ortasına çekmişti.
Yüzü sert çizgilerle doluydu alnında ise derinleşmiş kırışıklıklar vardı. Gözlüklerinin ardında, sabırla ama sorgulayıcı bir bakışla bana bakıyordu. Sanki tüm yorgunluğumu, uykusuzluğumu fark etmiş gibiydi.
"Tekrar söyleyebilir misiniz?" diye sordum. Tam olarak ne ile ilgili konuştuklarını bile bilmiyordum.
Profesörün sorusu kulaklarımda çınladı, bu bildiğim konulardandı o yüzden sevindim.
"Hocam," dedim, sesimi biraz titrek ama kararlı çıkararak.
"Genetikte mutasyonların yalnızca zararlı olmadığını, bazen çeşitliliği artırarak türün uyumunu güçlendirdiğini biliyoruz. Doğal seçilim sürecinde bu çeşitlilik, özellikle çevresel değişimlere karşı hayatta kalma şansını artırıyor."
Bu bölümün ilk 18 paragrafını okudun. Geri kalanını okumak için ücretsiz hesabınla giriş yapabilir veya hemen kayıt olabilirsin.
Bölüm Yorumları