Keyifli okumalar ..
● ● ●
_ Nerede bu lanet olasıca kız Rose ? Susup durma karşımda.Birgün delirip bende zavallı teyzem gibi bir odaya kapatıldığımda mı aklı başına gelecek ? Mathilda ' ya söyle bana bir çay yapsın.Bir işi yaradığın yok zaten.
Hanımı arkasını dönüp uzaklaştığında Rose tuttuğu nefesi serbest bırakırken arkasındaki otlardan gelen hışırtıyla olduğu yerde bir çığlık koyverdi.Bugün şans ondan yana değildi belli ki.
_ Ah Rose senin bu korkak tavırların birgün tavuğumuz Lili gibi ölmene sebep olacak.
_ İnanın bana hanımım ölümüme sebep olacak sizden başkasını göremiyorum bu şatoda.
_ Yapma Rose seni bu kadar severken bunları duymam kalbimi kırıyor.
_ Elinizdeki otlara bakılırsa yine ormandan geliyorsunuz.Birgün yabani hayvanlara yem olacaksınız diye endişeleniyorum.
_ O ormanda otlardan başka bir canlının yaşadığına şüpheliyim.Bir kuş cıvıltısı bile duymadım yıllardır.Yaşayan bir ölü gibi.
_ Bu çok daha korkunç ya hanımım.Hayaletli bir orman şüphesiz yaşayanlardan daha tehlikelidir.
_ Hala bu masal efsanelerine inanıyor musun Rose ? Hadi gidelim de biran önce şu saçlarımdan kurtulayım.Bu sıcak hava da sanki başımdan dumanlar çıkacakmış gibi hissediyorum.
Bianca odasına girip kapıyı kapattığında çoktan başındaki saçlarını çıkarıp bir kenara bıraktı.Bugün öylesine yorulmuştu ki adım atacak enerjisi bile yoktu şuan.Rose ne kadar üstündekileri çıkarmak için ısrar etse de ona aldırış etmeden gözlerini kapatarak uykuya daldı.
~ ~ ~
Uyandığında güneş çoktan yerini geceye bırakmış.Alacakaranlıkta parlayan ay tüm ihtişamıyla geceyi aydınlatıyordu.Yatakta gerinip vücudunu gevşetirken bacağındaki acıyla küçük bir inilti kaçtı dudaklarından.Bugün üstüne düştüğü yer olmalıydı.Morarmaya başladığına emindi ve biran önce merhem yapmayı aklına not ederek yerinden doğruldu.
Yanıbaşındaki masasının üzerindeki sepete uzanarak aldığında çoktan mutfağa inen merdivenlere doğru yürümeye başlamıştı bile.Umarım bacağına değeceği kadar etkili olurdu sonucu.Yıllardır birçok kitap okumuş ve ihtiyar şifacıdan da her yaraya iyileştirecek merhemler yapmayı öğrenmişti.Fakat hala kendi çaresinin ilacını bulamıyor oluşu belli etmese de günden güne onu umutsuzluğa itekliyor ve hayatını böyle geçireceğini kabullenemeyen annesine de iyi gelmiyordu.
Eline aldığı taşla otları ezerken kulağına gelen sesle irkilerek arkasını döndü.
_ Bianca neredesin sen sabahtan beri ? O ihtiyar bunak sana işe yaramaz otlar vereceğine bir kutu yapıştırıcı verse çok daha etkili olurdu.
Bakışları dışarıya çıkmış bir tutam saça takıldığında sesini bir desipel daha yükselterek konuşmayı sürdürdü.
_ Sana kaç defe dedim.Şu saçlarınla odandan çıkma diye.
Bianca oldukça sakin bir şekilde hergün tekrarlanan azarını dinlerken annesini sakinleştirme zamanının geldiğini düşünerek konuşmaya başladı.
_ Sakin olun anneciğim.Bu kadar üzüntü yüzünüzde bir kırışıklık daha açmaktan geri durmayacaktır.Bundan sonra daha dikkatli olacağım.
Eliyle saçını üzerine giydiği pelerinin şapkasına sokarken işine tekrar geri döndü.Bir taraftan otları birbirine karıştırıp ezerken diğer yandan ise hala siniri geçmemiş annesini dinlemeye devam ediyordu.
_ Hep aynı palavralar Bianca.Ah benim gibi dul olarak yaşamak istemiyorsan bir hanımefendi olduğunu unutmamalısın.Gelen bunca talibi geri çevirerek kendini daha çok lanetlemeyi bırak.Yarın Lord Albert gelecek ve bu sefer kaçmayı aklından bile geçirme.
Annesi biraz daha söylenerek yanından ayrıldığında karışımı istediği kıvama gelmişti.Odasına geri dönüp aynanın karşısına geçtiğinde şapkasından özgür kalan tutumları omuzlarına düştü.İlk önce bakışları gözlerine oradan da saçlarına doğru ilerledi.
Kimi ne göre bir lanetti saçları.Ne saçmalıyordu ki herkes bunun bir lanet olduğunu söylerdi şüphesiz.Bembeyaz beline kadar uzanan saçlarını izledi bir süre.Kaç defa kesmiş, defalarca kez boyamış olsa da ne boyu ne de rengi değişmişti bunca yıldır.Elindeki karışıma baktı tekrar.Yavaşça eline alarak saçlarına yedirmeye başladı.
Ona kalsa saçlarını seviyordu.Ama annesi hep bir lanet olarak görüp,sakladığı için mi bilinmez kusurlu olduğuna inanmış ve bunu değiştirmek için birçok denemeler yapmıştı.Sonuç ise şuan da olduğu gibi başarısızlıktan başka birşey değildi.Gözlerinde biriken yaşları gerisin geriye göndererek açık olan pencerenin önüne ilerledi.Bu gece kendisinin aksine yıldızlar tüm geceyi aydınlatmaya yetecek kadar parlıyordu.
Gözleri ormana doğru kaydığında uçsuz bucaksız ağaçlarla kaplı yeri izledi uzun bir süre.Küçükken anlatılan efsaneleri düşündü etrafı tararken.Ormanın ilerisindeki bir ışık hüzmesi gördüğüne yemin edebilirdi.Sanki sarmaşıklarla kaplı bir duvar etrafında ateş böcekleri uçuşuyormuşcasına etrafı aydınlatıyordu.
İlk defa şahit olduğu bu görüntü adeta onu büyülemiş olmalıydı.Çünkü gözlerini hipnoz edilmiş gibi oradan ayıramıyordu.Sarmaşıkları takip ettiğinde sanki gökyüzüne değebilecekmiş gibi etrafı kaplamış,gözlerinin görebildiği her yere uzanıyordu.Her gece baktığı bu orman ilk defa ona bir ölü olmadığını kanıtlamak mı istemişti ?
Tüm gece gözüne girmeyen uykuyla öylece seyretmeye devam etmiş ve sabahın ilk ışıklarında sanki hiç orada yokmuş gibi herşey eskisi haline geri dönmüştü.Oysa o gördüğü şeyden emindi ve içindeki soru işaretleri cevaplarına kavuşmadan da rahat edemeyecekti
Rose'nda dediği gibi onun asıl laneti hiç şüphesiz sonunun gelmeyeceğini düşündüğü merakı olmalıydı.
~ ~ ~
Bianca yaptığı onca planlara inat şuan aynanın karşısında gelecek olan annesine göre müstakbel nişanlısı için süsleniyor ve yetmezmiş gibi yanında getirecek olduğu kuzeni Adel içinse sinirine hakim olması çalışıyordu.İçindekileri yüzüne yansıtabilse şöminede yanan ateşten bile daha kırmızı olabilirdi.Aklına gelenle yanında olan Rose'a çevirdi hızla başını.
_ Annem şato da mı hala Rose ?
_ Evet hanımım mutfak bölümünde olmalı.Bugünün kusursuz geçmesi için gün aydınlanır aydınlanmaz işlere koyuldu.
_ Desene Mathilda'yı uzun bir gün bekliyor.Annem misafirleri gidene kadar başından asla ayrılmayacaktır.
Bianca dudaklarından çıkan kıkırtıya engel olamazken taşmak için an kollayan siniri ise biraz da olsa yatışmıştı.
_ Saçınızı da taktık mı herşeyiniz tamam hanımım.
_ Desene kafamı da uzun bir gün bekliyor.
Rose hanımının sözlerine gülerken çoktan başındaki peruğu yerini almış ve teninin beyazlığına inat simsiyah saçları omuzlarına dökülüyordu.
~ ~ ~
Bütün şato hazırlıklarını tamamlamış Lord Albert'ı beklerken Bianca bunu çoktan unutarak , yarın için planını son defa gözden geçirmeye başlamıştı bile.Gördüğü ateş böcekleri ki - o varlıkları tek benzeteceği hayvan bu olurdu - buraya çok uzak kalıyordu.Güneş doğduğunda yola çıksa bile dönmesi yarını bulurdu.Ciğerlerini doldurduğu havayı oflamayla dışarıya verdiğinde kapısı açılmış ve Rose nefes nefese konuşmaya başlamıştı
_ Hanımım geldiler.Anneniz sizi çağırdı.Neredeyse şatoya varmak üzere olduklarını ve geç kalmamanızı özellike tembih etti.Hazırsanız size eşlik edeyim.
Görünüşe bakılırsa annesi yine Rose 'u azarlamış olmalıydı.Kızın alacağı yanıt için korkusunu buradan bile anlayabiliyordu.
_ Endişenme Rose.Annem seni yine azarlamış olmalı.Daha fazla bekletmeyelim.
Bianca önden ilerlerken Rose arkasından onu takip etmeye başladı.Merdivenlerden inip,şatonun çıkışına yöneldiklerinde dışarıdan gelen misafirlerinin sesleri geç kaldıklarının sözlü kanıtı olmalıydı.Daha dışarıya adım atar atmaz bütün gözler genç kıza dönerken içindeki bıkmışlığa inat yüzüne kondurduğu yapay tebessümle ilk önce annesini sonra Lord Albert' ı selamladı
_ Hoşgeldiniz Lordum.Umarım yolculuğunuz rahat geçmiştir.
_ Ah Bianca görüşmeyeli güzelliğine güzellik katmışsın.
Bianca aldığı iltifatla hafif gülümserken gözlerini hemen Lord Albert'in yanında duran kuzenine çevridi
_ Hoşgeldin Adel.Uzun bir aradan sonra seni görmek ne güzel.
Söylediklerinin aksine onu bir kaşık su da boğacak kadar nefret ediyordu bu kızdan
Adel söylenilen sözler karşısında kahkaha atarken zorda olsa cevap verebilmişti.
_ Daha bir yıl bile olmamıştı oysaki.Beni bu kadar özlediğini bilmiyordum Bianca.Geçen balo da yaşadığın talihsiz kazadan dolayı çokça üzüldüm.Erken ayrılmak zorunda kaldığım için bağışla beni.
_ Dediğin gibi talihsiz bir kazaydı.Şimdi bu tatsız konuları bırakıp içeriye geçelim.Açıkmış olmalısınız.
Annesinin cümlesiyle hepsi yemek salonuna geçerken,Bianca o kızı boğmamak için verdiği müdaleyi kazanmış ve dahası için derin bir nefes daha almıştı.Talihsiz bir kaza dediği şey onun başının altından çıkmadıysa o da Bianca değildi.Gözlerinin önüne gelen rezil anılarla başını sağa sola salladı.Bir hafta dedi içinden,sadece bir hafta dayanması gerkiyordu.Sonra belki şanslıysa bir yıl kadar bu cadoloz kızdan uzak kalabilirdi. Tabi annesinin planlarından habersizce sarfettiği bu düşünceler onu rahatlatırken yanındakilere eşlik ederek salona doğru ilerlemeye devam etti.
Bölüm Yorumları