Öne Çıkanlar
Son Eklenenler
Tamamlanmış Kitaplar
Premium Kitaplar
Melis, rutubetli mahzenin bir köşesine yığılmış gibi çökmüş, zihnindeki katran karası karanlığı Sarp'ın hayaliyle dağıtmaya çalışıyordu. Onun dışarıda ne yaptığını, o vahşi çöl gecesinde nasıl hayatta kaldığını delice merak ediyordu. Dudaklarından dökülen, bildiği tüm dualar sadece o hayaletin esenliği ve bir an önce bu cehennemden kurtulabilmeleri içindi. Sarp'a dair göğsünde büyüyen, hayatında daha önce hiç tatmadığı bu tekinsiz duygulara bir anlam veremiyordu. Ama kendini bu hislerin akıntısına teslim etmekten de alıkoyamıyordu. Çünkü bu karanlık adamın hayali, bu sığınaktan sağ çıkacağına dair içindeki yegâne umut ışığıydı.
Yavaşça elini kaldırdı, Sarp'ın az önce büyük bir titizlikle sardığı kolundaki yaranın üzerine koydu. Parmak uçları hafifçe uyuşmuş gibiydi ama aklı sadece, adamın o buz gibi parmaklarının tenine dokunduğu, yarasını sardığı o birkaç saniyeye çakılı kalmıştı. Zihnini bu boğucu mahzen duvarlarının dışına taşımak için Sarp'la birlikte lüks bir restoranda yemek yediğini, yeni şehirler keşfettiğini ya da İstanbul'da loş bir sinema salonunda yan yana oturduklarını hayal etti. Melis bu hayallerle kendinden geçmek üzereyken, Yaman Yüzbaşı'nın az önce onu yakaladığında söylediği o imalı sözler zihnine nüksetti. Bir şeyler hissetse ne olacaktı ki sanki? Kafasında cevapsız sorular, tehlikeli hayaller ve her şeyden çok, bu coğrafyanın el değmemiş vahşetinden beslenen bir korku vardı.
Gözleri loş ışıkta Yaman'ın sırtına tampon yapmaya devam eden Alya'ya takıldı. İçinden, her şeyin sorumlusu olarak onu gören ufak bir kızgınlık dalgası geçti yine ama bu haksız öfkeyi, daha önceki seanslarında yaptığı gibi hızla bastırıp görmezden gelmeyi seçti.
Mahzendeki herkes kendi içsel dehlizlerinde kaybolmuşken, Yaman hayatında ilk kez o çelik zırhını indirmiş, çocukluğunun en büyük yarasını Alya'ya göstermişti. Tam o esnada, göğsündeki telsizden kulaklığına yayılan o yırtıcı cızırtı ve Skadi'nin son, çaresiz "Sen kimsin?" nidası mahzendeki tüm havayı emdi.
Yaman, sanki sırtındaki mermi ve bacağındaki yaralanma hiç yokmuş gibi delice bir güçle ayağa fırladı. Gözleri dönmüştü. Timden üç asker, komutanlarının canlı bir intihara kalkışmasını engellemek için üzerine kapaklandı, onu zorlukla zapt etmeye çalıştılar. Ancak bir kaç saniyeden bile kısa süren o vahşi boğuşmanın ardından, Yaman'ın vücudundaki tüm adrenalin ve enerji bir anda boşaldı. Ağır gövdesi, içi boşalmış bir çuval gibi acıyla beton zemine yığıldı. Sırtındaki tampon yere düştü, kan yeniden sızmaya başladı.
Tam o sırada telsizden yeni, pürüzsüz bir cızırtı yükseldi.
"Skadi konuşuyor Barut... Burayı dinle."
Hattın ucundan gelen mekanik ses yerini ani bir sessizliğe bıraktı. Saatlerdir koskoca bir köyün içinde yeri tespit edilemeyen keskin nişancı, birkaç dakika içinde birileri tarafından paketlenmişti. Telsizden bu kez daha tok, daha buyurgan ve keskin bir erkek sesi dalgalandı:
Bu bölümün ilk 8 paragrafını okudun. Geri kalanını okumak için ücretsiz hesabınla giriş yapabilir veya hemen kayıt olabilirsin.
Bölüm Yorumları
Yorum yapmak için giriş yapın.
Güzeldi ama Skadi'nin kadın olması beni biraz üzdü. Adam zannederek ölmemesi için dua bile etmiştim.
Yorum
Yorum bulunamadı.