Öne Çıkanlar
Son Eklenenler
Tamamlanmış Kitaplar
Premium Kitaplar
KONUM: SURİYE – TÜRKİYE SINIRI, MÜLTECİ KAMPI
ZAMAN: 25 AĞUSTOS 2016, SABAH – AKŞAM
Bütün gece kesik kesik, karmaşık rüyalar görmüş ve her birinde bir şekilde Yaman da rüyalarıma dahil olmayı başarmıştı. Bazen bir gölge gibi mahzenin kapısında duruyor, bazen de çocukluğumun geçtiği o uzak bahçelerden bana bakıyordu. Bu adama karşı içimde, o kargaşanın ortasında uyanan bu garip duygulardan kaçamayacağımı kabul ettiğim uzun bir uyku şöleni desem daha doğru olurdu.
Gözlerimi açtığımda, çadırın güneşle birlikte ısınmaya başlayan o kirli tavan bezine uzun süre bakarak derin bir iç geçirdim. Dışarıdan rüzgârın sürüklediği ince kum tanelerinin brandaya vururken çıkardığı fısıltı benzeri sesler geliyordu. Bu sabah bölgedeki çocuklarla tanışacağım güzel bir gün olacaktı, bunu içten içe hissediyordum. Ama keşke yanımda çocukların o ürkek yüzünü güldürecek biraz oyuncak, iki renkli hamur falan da olsaydı diye düşünmeden edemedim. Elimde sadece birkaç paket saman kağıdı, tükenmez kalemler ve kurumuş birkaç boya kaleminden başka hiçbir materyal yoktu. Bu da bütün gün çadırda resim yapacağımız ve çocukları sadece bu soluk çizimler üzerinden gözlemlemeye çalışacağım anlamına geliyordu.
Sert, ince yatağımdan kemiklerimin sızısıyla güçlükle çıkıp yan tarafımda büzülerek uyuyan Melis’i hafifçe sallayarak uyandırdım: “Melis, hadi kalk artık.”
Melis gözlerini aralayıp gerindi, yüzünü buruşturdu: “Şu dışarıdaki tuvaletlere gitmekten nefret ediyorum. Hele sabahın bu saatlerinde, o sıcak başlamadan öncesi tam bir işkence oluyor orası ya, off...” diyerek yataktan zorla çıktı.
Yine o keskin, ağır kokunun yayıldığı, çadırların arasında metrelerce uzayan tuvalet sırasında uykulu gözlerle bekliyorduk. Etrafımızda kadınlar, kucaklarında ağlayan bebekler ve kirden rengi solmuş fistanlarıyla bekleşen insan kalabalığı vardı. O sırada önümüzde duran küçük bir çocukla iletişim kurmak için eğilip birkaç girişimde bulundum ama çocuk derin, kapkara gözleriyle bana yabancı bir şeye bakar gibi baktı, ardından annesinin eteklerine sıkıca yapışıp beni tamamen görmezden gelmeyi başardı.
Melis kollarını göğsünde bağlayıp hafifçe gülümsedi: “İşin çok zor Alya. Dillerini de hiç bilmiyorsun, nasıl anlaşacaksın bu miniklerle?”
Bu bölümün ilk 8 paragrafını okudun. Geri kalanını okumak için ücretsiz hesabınla giriş yapabilir veya hemen kayıt olabilirsin.
Bölüm Yorumları
Yorum yapmak için giriş yapın.
Harikaydı
güzel olmus 🌸
Her zamanki gibi mükemmel bayıldımm🙃
Yorum
Yorum bulunamadı.