Öne Çıkanlar
Son Eklenenler
Tamamlanmış Kitaplar
Premium Kitaplar
KONUM: YERALTI MAHZENİ
ZAMAN: 23 AĞUSTOS 2016, SAAT 20:15
Mahzenin içi kapkaranlık, nemli ve ölümcül bir sessizliğe gömülmüştü. Betonun soğukluğu sırtıma işliyor, toprak kokusu ciğerlerime doluyordu. Sadece yaralı askerlerin hırıltılı nefesleri ile Melis'in acil müdahale seti içindeki telaşlı ellerinin çıkardığı metalik sesler duyuluyordu. İçinde bulunduğum bu korkunç keşmekeşin ortasında, zihnim sürekli beni korumak için hiç düşünmeden kendini mermilerin önüne atan o deli yüzbaşıya gidiyordu. Meydanın ortasında, ölümün gözünün içine bakarak türkü söyleyen o dik endamı, o saf cesareti gözlerimin önünden gitmiyordu. Bir an önce geri dönmesi, o kapıdan sağ salim girmesi için içimden kelimelerini bile seçemediğim dualar ediyordum.
Kerem'in sığınağa gelmesinin ardından yarım saat ya geçmiş ya geçmemişti ki, Sarp o koca gövdesiyle zifiri karanlığın içinden belirdi; yüzbaşıyı adeta kucağında getirip bırakmış ve yine o tekinsiz gecenin içinde kaybolmuştu. Yaman'ın saatler öncesindeki o yırtıcı, o biat etmez halinden eser kalmamıştı şimdi. Yaraları yüzünden nefes bile almakta zorlanan, çökmüş bir adam vardı karşımda. Yüzü bembeyaz kesilmişti; dudakları çatlamış, alnından sızan ter ve kan karışımı yanağına doğru süzülüyordu.
O kapıdan girdiğinde, içimden yükselen o ani refleksle ona doğru yürüyüp istemsizce sarılmak, iyi olduğunu hissetmek istemiştim. Tam o salisede Yaman dengesini kaybetti ve koca gövdesiyle doğrudan üstüme devrildi. İstediğim şey, o katışıksız gerçeklikle birlikte ışık hızıyla gerçekleşmişti. "Keşke başka bir şey dileseydim..." diye geçirdim içimden, göğsüme çöken o ağır askeri donanımın altında nefesim kesilirken. Sırtındaki kan, yeleğin kumaşından sızarak tişörtüme geçiyordu; sıcak ve yapışkan bir his.
Melis telefonunun loş ekran ışığıyla sırtındaki yarayı inceledi. "Kurşun derinde Alya. Çıkaramayız, burada tıbbi imkân yok. Ama tampon yapmazsak bir saate kalmaz kan kaybından ölür."
Korkudan titreyen sesimi bastırmaya çalışarak sadece, "Nasıl... Nasıl yapacağım?" diye sordum. Bu adamın gözlerimin önünde, bu rutubetli betonun üzerinde ölmesine izin vermeyecektim.
"Bastır," dedi Melis, sesindeki profesyonel soğukkanlılığı korumaya çalışarak. "Sıkıca bastır. Tüm ağırlığını ver."
Bu bölümün ilk 8 paragrafını okudun. Geri kalanını okumak için ücretsiz hesabınla giriş yapabilir veya hemen kayıt olabilirsin.
Bölüm Yorumları