Öne Çıkanlar
Şu An Trend
Son Eklenenler
2. şanstan biraz öncesi…
Peki ne zamandı o 2. şans? O öncesi?
Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, 2 kişi birbirini çok sevdi. Ya da öyle düşündüler, veya öyle olmasını dilediler. Öncesinde soru işaretiydi her şey ikisi için de. Ama o gün, her şey değişti.
Emir, içindeki sevgiyi daha fazla karanlık odalarda gizli saklı tutmak istemedi. Her hikâyede olduğu gibi, aşkını itiraf eden ilk, söyleyen ve inatla Çiçek’ten de aynısını bekleyen ilk o oldu. İstediğini belirten ilk o oldu ama en sonunda ilk çekip giden de o oldu. O büyülü lise gününü diğerlerinden ayıran bu olmuştu; birbirlerine aşklarını itiraf etmişlerdi o gün.
Çiçek, hayatının o döneminde yalnızca şükür ediyordu. Hayalini kurduğu an bir gerçekliğe dönüşmüştü. Başını yastığa koyduğunda bile yüzünde, ismi gibi, çiçekler açardı o dönem.
Bilirsiniz, her hikâyenin sonu böyledir aslında. Mutlu son yoktur. En mutlu son bile ilişkinin sıradanlaştığı ana verilen isimdir sadece.
Mutsuzluğu bir kenara, onların sonu fazlaca umutsuzdu bir yandan da… Ayrılık konuşması bile yapmamışlardı ayrılırken. Öyle ki, Çiçek’in Emir’e yazdığı son mektubu bile okumaya tenezzül etmemişti Emir. “Yarısına kadar okudum.” deyip mahkeme duvarından farksız surat ifadesiyle geri vermişti mektubu Çiçek’e.
Öylece bakakalmıştı Çiçek…
Yalnızca o an değil. Sonraki senelerde de. Ne zaman hissetse Emir’in geçtiği yerleri, yolları, duvarları; hep bakmıştı sadece, sakin ve sessizce…
Canından can gitmişti her seferinde. Öyle ki, acısından bahsedemiyordu bile. Etrafında tek bir kişi bile yoktu onu anlayacak. Hatta anlamayacak bir kimse bile yoktu. Çiçek’in sağı solu hep boşluktu. Hayatında onu sevdiğine inandığı bir Emir vardı, Emir de bırakıp gitmişti onu bir an bile düşünmeden, bir neden dahi sunmadan.
Kafasındaki soru işaretleriyle öylece kalmıştı Çiçek senelerce. Nedenler sarmıştı dört bir yanını, niyelerle süslenmişti baktığı her yön, her tarafı.
Vedalar hep acıtır zaten ama en büyük yara, nedensiz gidişlerin bıraktığı acıdır.
Çiçek çok inanmıştı oysa… Herkesin gözünde basit bir lise aşkıydı, Emir’in gözünde bile. Ama Çiçek için durum bundan ibaret değildi işte. O, olması gerekenden çok sevmişti Emir’i. Hazmedememişti bu sessiz ve ağır gidişi.
Okunmayacağını bile bile her gün saçma sapan mektuplar yazmıştı ona. Gururu kırıldıktan sonra Emir tarafından okunmasını istemezdi de zaten. Ama biliyordu, işin sonunda o mektupları tüm dünyaya göstermek vardı.
Kararını vermişti.
Yazacaktı.
Bu sevgisiz sevgiyi yazacaktı. Kalemin gücüyle gösterecekti sevgisinin gücünü; buruşturulup bir kenara atılacak kadar basit olmadığını.
İlk 3 mektubu seçti. Nefret, Sevgi ve Aşk isimlerini verdi onlara. Sonra da katlayarak bir kenara bıraktı.
O mektupların zamanı gelecekti ama daha zamanı değildi…
Ve o gün geldiğinde Emir dışında herkesin okumasını isteyecekti mektuplarını.
Bu bölümün ilk 20 paragrafını okudun. Geri kalanını okumak için ücretsiz hesabınla giriş yapabilir veya hemen kayıt olabilirsin.
Bölüm Yorumları