Öne Çıkanlar
Son Eklenenler
Tamamlanmış Kitaplar
Premium Kitaplar
Otobüs tamamen durduğunda içerideki sessizlik daha da ağırlaştı.Kimse yerinden kalkmadı.Ben de kalkmadım.Elimi bavulumun sapından çekemiyordum.Camın ardından gördüğüm kale, uzaktan göründüğünden bile daha büyüktü.Sanki dağın içine oyulmuştu.Kuleleri gökyüzünü deliyor, yüzlerce pencerenin arkasında sarı ışıklar titriyordu.Demir kapının üzerindeki dev kuzgun heykeli, ay ışığında gerçekten canlıymış gibi görünüyordu.Bir an kanatlarını çırpacak sandım.Şoför ayağa kalktı."Bavullarınızı alın."Sesi sert değildi.Ama itiraz edilemeyecek kadar kararlıydı.Tek tek otobüsten inmeye başladık.Ayağım taş zemine değer değmez buz gibi bir rüzgâr yüzüme çarptı.İçgüdüsel olarak montumun yakasını kaldırdım.Hava şehirdekinden en az on derece daha soğuktu.Etrafıma baktım.Otobüs dışında hiçbir araç yoktu.Hiçbir yol görünmüyordu.Sadece sonsuza uzanıyormuş gibi duran kara orman...Ve önümde yükselen Kuzgun Akademisi."Kaç kişi geldik?"Kendi kendime saymaya başladım.On dört.Hayır...On beş.En arkada oturan siyah kapüşonlu çocuk da inmişti.Yüzünü hâlâ göremiyordum.Başını eğmiş, elleri cebinde sessizce yürüyordu.Sanki buraya ilk kez gelmiyormuş gibiydi.Kapının önünde siyah cüppeli üç kişi bizi bekliyordu.Ortadaki kadın uzun boyluydu.Omuzlarına kadar inen gri saçları vardı.Keskin bakışlıydı.Hepimizi tek tek süzdü.Sonra elindeki listeyi açtı."İsimler okunacak.""Adınızı duyunca öne çıkın."İlk isim söylendi.İkinci...Üçüncü...Sıra bana geldi."Vera Arden."Bir adım öne çıktım.Kadın bana birkaç saniye baktı.Normalden uzun sürdü.Sonra kaşları hafifçe çatıldı.Yanındaki yaşlı adama dönüp alçak sesle bir şey söyledi.Adam bana baktı.Yüzündeki ifade değişti.Şaşkınlık...Hayır.Endişe.Sanki beni burada görmeyi beklemiyorlardı.Hiçbir şey anlamıyordum.Liste okunmaya devam etti.Son isim de söylendikten sonra kadın listeyi kapattı."Akademiye hoş geldiniz.""Bundan sonra eski hayatınız geride kaldı.""Buradan ayrılmak, sandığınız kadar kolay değildir."Kimse gülmedi.Çünkü kadın şaka yapmıyordu.Tam o anda...Demir kapılar kendi kendine hareket etmeye başladı.Gıcırtı sesi bütün avluda yankılandı.İki dev kapı yavaş yavaş açılırken içeriden sıcak değil...Daha da soğuk bir hava yükseldi.İçeri ilk adımı attığım an garip bir his yaşadım.Sanki görünmez bir şey bedenimin içinden geçmişti.Refleksle arkamı döndüm.Kapılar kapanıyordu.Ağır ağır...Geriye baktığımda ormanı son kez gördüm.Sonra demir kapılar tamamen kapandı.GÜÜÜMM!Çıkan ses göğsümde yankılandı.İşte o an anladım.Ben artık sadece yeni bir okula gelmemiştim.Geri dönüşü olmayan bir yere adım atmıştım.Kapılar arkamızdan kapanırken çıkan ses, sanki bütün kalenin duvarlarında yankılandı.İçimden istemsizce ürperdim.Ne kadar mantıklı düşünmeye çalışırsam çalışayım, içimdeki o tuhaf his geçmiyordu.Buraya ait değildim.En azından öyle hissediyordum.Önümüzde uzanan taş yol, akademinin ana binasına kadar devam ediyordu.Yolun iki tarafında yüzlerce yıllık çam ağaçları vardı.Dalları öylesine uzundu ki ay ışığını neredeyse tamamen kesiyorlardı.Taş zeminde yürürken ayakkabılarımızın çıkardığı ses dışında hiçbir şey duyulmuyordu.Ne kuş sesi...Ne böcek...Ne de rüzgâr.Sadece sessizlik.Yanımda yürüyen siyah saçlı kız sessizce etrafına bakıyordu.Otobüste benimle konuşan oydu."Burası..." dedim fısıldayarak."...çok sessiz."Kız gülümsedi."İlk gün herkes aynı şeyi söyler.""Sen ilk kez gelmiyor musun?""Geliyorum.""O zaman nereden biliyorsun?"Omuz silkti."Annem burada okumuş."Tam başka bir şey soracaktım ki önümde yürüyen çocuklardan biri aniden durdu.Herkes ona çarpmamak için yavaşladı.Çocuk başını kaldırmış, akademinin en yüksek kulesine bakıyordu."Ne oldu?" diye sordu biri.Çocuk cevap vermedi.Yalnızca elini kaldırıp kuleyi işaret etti.Hepimiz aynı yere baktık.En üst kattaki dar pencerelerden birinde biri duruyordu.Uzun siyah bir siluet...Yüzünü seçemiyordum.Ama...Bize baktığından emindim.Bir göz kırpması kadar kısa sürdü.Sonra perde kapandı.Sanki orada hiç kimse olmamıştı.İçimdeki huzursuzluk biraz daha büyüdü.Ana binanın kapısına ulaştığımızda iki dev ahşap kapı kendiliğinden açıldı.İçerisi beklediğimden çok daha sıcaktı.Yüksek tavanlı giriş salonunda onlarca mum yanıyordu.Taş sütunlar tavana kadar yükseliyor, duvarlarda eski tablolar sıralanıyordu.Tablolardaki insanların gözleri...Nedense beni izliyormuş gibi hissettiriyordu.Salonun tam ortasında geniş, kıvrılarak yukarı çıkan bir merdiven vardı.Merdivenin iki yanında siyah mermerden yapılmış kuzgun heykelleri duruyordu.Heykeller o kadar gerçekçiydi ki kanatlarındaki her tüy seçilebiliyordu."Yeni öğrenciler."Kalın bir ses bütün salonda yankılandı.Hepimiz aynı anda sesin geldiği yere döndük.Merdivenlerden uzun boylu bir adam iniyordu.Siyah cüppesi yere kadar uzanıyordu.Kırlaşmış saçları omuzlarına dökülüyordu.Ama en dikkat çekici yanı gözleriydi.Biri ela...Diğeri griydi.Adam son basamağa geldiğinde ellerini arkasında birleştirdi."Ben Akademi Müdürü Alaric Voss."Salondaki herkes sessizleşti."Bundan sonra burası sizin eviniz."Kısa bir duraksamanın ardından ekledi:"Ya da mezarınız."Kimse gülmedi.Adam da şaka yapmamıştı.Yaklaşık yarım saat süren kurallar konuşmasından sonra isimlerimize göre kulelere ayrıldık.Benim elimdeki kartta şu yazıyordu:Batı KulesiOda 217Merdivenleri çıkarken bacaklarım ağrımaya başlamıştı.Bu okulun kaç katlı olduğunu gerçekten merak ediyordum.Sonunda eski ahşap kapının önünde durdum.Kapının üzerine küçük pirinç rakamlarla 217 yazılmıştı.Derin bir nefes alıp kapıyı açtım.Oda beklediğimden büyüktü.İçeride dört yatak vardı.Büyük bir şömine...Eski kitaplarla dolu raflar...Yuvarlak kurşun camlı pencereler...Ve tavandan sarkan demir bir avize.Odaya benden önce iki kişi gelmişti.İlk kız pencerenin önünde oturuyordu.Kızıl saçları omuzlarına dökülüyordu.Elinde kalınca bir kitap vardı.Başını kaldırıp bana baktı."Merhaba."Gülümsedi."Ben Elin."Sesinde sıcak bir şey vardı.İlk kez biraz rahatladığımı hissettim.Diğer kız ise yatağını düzenliyordu.Kıvırcık kumral saçları vardı.Bana dönüp el salladı."Ben Mira.""Vera."Valizimi yatağın yanına bıraktım.Mira yanıma gelip fısıldadı."İlk gün mü?""Evet.""Belli oluyor.""Neden?""Çünkü hâlâ merak ediyorsun."Kaşlarımı çattım."Merak etmek kötü mü?"Elin kitabını kapattı."Burada bazen evet."Tam o sırada koridordan bir zil sesi yükseldi.Dong...Dong...Üç kez çaldı.Elin'in yüzündeki gülümseme bir anda kayboldu.Mira da pencereye yöneldi."Başladı...""Ne başladı?" diye sordum.İkisi de cevap vermedi.Koridordan koşan ayak sesleri geliyordu.Ardından...Bir çığlık.O kadar yakındı ki...Sanki bizim kapımızın hemen önünden yükselmişti.Odadaki üçümüz aynı anda birbirimize baktık.Ve kapının dışından yavaşça...Üç tok ses duyuldu.Tak.Tak.Tak.Mira'nın yüzü bembeyaz kesildi.Fısıldayarak sadece tek bir cümle söyledi:"Vera...""...sakın kapıyı açma."
Bu bölümün ilk 1 paragrafını okudun. Geri kalanını okumak için ücretsiz hesabınla giriş yapabilir veya hemen kayıt olabilirsin.
Bölüm Yorumları