Öne Çıkanlar
Son Eklenenler
Tamamlanmış Kitaplar
Premium Kitaplar
Kapıya vurulan üçüncü sesin ardından odanın içine ağır bir sessizlik çöktü.Kimse nefes almıyormuş gibiydi.Mira'nın yüzü bembeyaz olmuştu.Elin ise gözlerini kapıdan ayırmadan yavaşça yatağının altına uzandı.Oradan ince, siyah saplı bir hançer çıkardı.Gözlerim büyüdü."...O da ne?"Parmağını dudaklarına götürdü."Şşşt."Kapıya yeniden vuruldu.Tak...Bu kez yalnızca bir kez.Ardından...İnce bir kız sesi duyuldu."Lütfen..."Ses titriyordu."...kapıyı açın."Boğazım düğümlendi."Birisi yardım istiyor."Tam kapıya doğru yürümeye başlayacaktım ki Mira kolumu öyle sert tuttu ki canım yandı."Delirdin mi?""Duymuyor musun?""Duyuyorum.""O zaman neden—""Çünkü bu sesi herkes duyuyor."Ne dediğini anlayamadım.Koridordan başka kapıların da açılmadığını fark ettim.Onlarca oda vardı.Ama tek bir kapı bile aralanmıyordu.Yardım isteyen kız yeniden konuştu."Lütfen...""...çok üşüyorum."Ses o kadar gerçekti ki içim parçalandı.İçimdeki her şey kapıyı açmam gerektiğini söylüyordu.Elin bana baktı.Bu kez sesi çok ciddiydi."Vera.""Bu okuldaki ilk gecen.""Bunu sakın unutma.""Burada duyduğun her ses...""...gerçek olmak zorunda değil."Kalbim deli gibi atıyordu.Ses yeniden geldi.Bu kez ağlıyordu."Ne olur...""...beni içeri alın."Tam o sırada...Koridorun diğer ucundan sert ayak sesleri yükseldi.Birileri koşuyordu.Ardından tok bir erkek sesi duyuldu."HERKES ODASINDA KALSIN!"Kapının önündeki ağlama sesi bir anda kesildi.Tamamen.Sanki hiç olmamıştı.Üçümüz de birbirimize baktık.Hiç kimse konuşmadı.Sonra...Koridordan geçen ayak sesleri de uzaklaştı.Yaklaşık on dakika boyunca odada tek kelime edilmedi.İlk konuşan Mira oldu."Neredeyse açıyordun."Başımı eğdim."Evet.""Her yeni öğrenci aynı hatayı yapıyor.""Kimdi o?"Elin derin bir nefes verdi."Bilmiyoruz.""Öğretmenler de söylemiyor.""Bazen çocuk sesi olur.""Bazen yaşlı biri.""Bazen annen."Mideme yumruk yemiş gibi oldum."...Annem mi?"İkisi de başını salladı."İlk gece herkes en çok güvendiği kişinin sesini duyar."Sırtımdan aşağı soğuk bir ürperti indi.Aklıma otobüse binmeden önce gelen o telefon geldi.Annem gerçekten aramış mıydı?Yoksa...O da mı...Hayır.Bunu düşünmek bile istemiyordum.Geceyi neredeyse hiç uyumadan geçirdim.Şöminedeki ateş sabaha kadar yandı.Ne zaman gözlerimi kapasam koridordaki sesi yeniden duyuyordum."Lütfen...""...kapıyı aç."Sabah olduğunda odanın penceresinden içeri solgun bir ışık süzülüyordu.Saat kaçtı bilmiyordum.Telefonum hâlâ çalışmıyordu.Duvar saati ise gece geldiğimizden beri aynı zamanı gösteriyordu.Mira esneyerek ayağa kalktı."İlk kahvaltıyı kaçırmak istemezsin.""Neden?""Çünkü müdür konuşma yapacak."Elin kitaplarını çantasına yerleştirirken bana küçük, koyu lacivert bir ceket uzattı."Üniforman."Kumaş beklediğimden ağırdı.Kolunda gümüş iplikle işlenmiş bir kuzgun arması vardı.Aynaya baktığımda kendimi tanımakta zorlandım.Siyah etek.Beyaz gömlek.Koyu lacivert ceket.Ve göğsümdeki arma...Garip bir şekilde, bana aitmiş gibi duruyordu.Koridora çıktığımız an durdum.Gece duyduğum kapının tam önünde...Üç uzun çizik vardı.Taş zemine işlenmiş gibiydiler.Eğilip dokundum.Taş parçalanmıştı.Bunu insan eliyle yapmak mümkün değildi."Onlara dokunma."Mira beni kolumdan çekti."Neden?""Şans getirmez.""Kim yaptı bunları?"İkisi de cevap vermedi.Merdivenlerden aşağı inmeye başladık.Koridorlar gündüz bile loştu.Duvarlardaki eski tablolar sanki bizi izliyordu.Bazı öğrenciler yanımızdan geçerken bana kısa kısa bakıyorlardı.Fısıldaşıyorlardı."...o mu?""...emin misin?""...işaret görünmüyor.""...ama o."Yine aynı cümle.O.Kim olduğumu bilmiyorlardı bile.Peki neden bana böyle bakıyorlardı?Sorularımın sayısı artıyordu.Cevaplarım ise hiç yoktu.Ve tam yemek salonunun devasa kapıları önünde durduğumuz sırada...İçeriden bir çığlık yükseldi.O kadar ani ve güçlüydü ki salondaki bütün konuşmalar aynı anda kesildi.Mira'nın yüzü gerildi.Elin'in elindeki kitap yere düştü.Ben ise olduğum yerde donup kaldım.Çünkü içimde, bunun daha başlangıç olduğuna dair açıklayamadığım bir his vardı.Çığlık...Bir anlığına bütün okul sessizliğe gömüldü.Koridorlarda yankılanan ses, taş duvarlara çarpıp tekrar kulağıma döndü.Kimse hareket etmiyordu.Öğrenciler olduğumuz yerde donup kalmıştık.Sonra yemek salonunun ağır kapıları hızla açıldı.İçeriden siyah cüppeli iki öğretmen koşarak çıktı.Birinin elinde uzun gümüş bir asa vardı.Diğeriyse telaşla koridorun sonuna doğru bağırdı."Kimse bulunduğu yerden ayrılmasın!"Elin derin bir nefes verdi."...Başladı.""Ne başladı?" diye sordum.Kimse cevap vermedi.Bir dakika bile geçmeden bütün koridor öğretmenlerle doldu.Öğrenciler fısıldaşmaya başlamıştı."Yine mi?""Bu kadar erken olmazdı.""Geçen yıl da..."Cümlelerin hiçbiri tamamlanmıyordu.Sanki herkes aynı korkuyu biliyor ama adını söylemekten çekiniyordu.Tam önümde duran uzun boylu bir çocuk arkadaşına eğildi."Bu kez kimi aldı?"Kalbim hızlandı.Kimi aldı?Ne demekti bu?Bir insan mı?Bir yaratık mı?Yoksa...Mira kolumu tuttu."Gel.""Nereye?""Yemek salonuna.""Az önce biri çığlık attı!""Evet.""Gitmeyecek miyiz?"Mira başını iki yana salladı."Burada öğretmenler ne diyorsa onu yaparsın.""Merak etmek...""...bazen ölüm sebebidir."Bu okulda herkes ölümden bahsediyordu.Sanki hava durumundan söz eder gibi.Yemek salonuna adım attığım anda istemsizce durdum.Burası...Hayal ettiğimden bile büyüktü.Tavanı göremeyecek kadar yüksekti.Duvarlar tamamen siyah taştandı.Yüzlerce mum havada asılı duruyor, hiçbir şeye bağlı olmadan yavaşça hareket ediyordu.Salonun iki yanında uzanan uzun masalar neredeyse sona ermiyordu.Her masanın üzerinde lacivert örtüler, gümüş tabaklar ve kristal bardaklar dizilmişti.En ileride, taş bir platformun üzerinde öğretmen masası bulunuyordu.Ortasında ise dün gece bizi karşılayan Müdür Alaric Voss oturuyordu.Herkes yerine geçerken ben etrafı izlemekten kendimi alamıyordum.Vampirleri tanımaya çalışıyordum.Cadıları.Kurtadamları.Ama kimseye bakınca "İşte bu vampir." diyemiyordum.Hepsi...Normal görünüyordu.Belki de en korkutucu taraf buydu."Vera."Ses ismimi söyleyince irkildim.Karşımda dün otobüste en arka sırada oturan kapüşonlu çocuk duruyordu.Bugün kapüşonu yoktu.Dağınık siyah saçları alnına düşüyordu.Ten rengi neredeyse mermer kadar solgundu.Ama dikkatimi en çok gözleri çekti.Koyu gri...Neredeyse siyaha yakın.Bana birkaç saniye baktı.Sonra boş sandalyeyi işaret etti."Buraya otur.""Neden?""Çünkü başka yer kalmadı."Gerçekten de salon dolmuştu.İstemsizce oturdum.Çocuk önündeki bardağı eline aldı."Ben Kael."Sesi sakindi.Ne soğuk ne de sıcak.Sadece...Mesafeliydi."Vera.""Biliyorum."Kaşlarımı çattım."Nereden?""Okuldaki herkes biliyor.""Beni mi?""Evet.""Neden?"Kael cevap vermedi.Sadece önündeki bıçağı düzgünce tabağının yanına koydu."Bir süre sonra anlarsın."Bu okulda herkes aynı cümleyi kuruyordu.Sonra anlarsın.Kimse hiçbir şeyi olduğu gibi anlatmıyordu.Tam ona yeni bir soru soracaktım ki bütün mumlar aynı anda söndü.Salon karanlığa gömüldü.Tek bir nefes sesi bile duyulmuyordu.Ve karanlığın içinden Müdür Alaric Voss'un sesi yükseldi."Bu sabah...""...aramızdan bir öğrenci eksik."Fısıltılar bütün salonu sardı.Müdür devam etti."Lucien Blackwood."İsim söylenir söylenmez Kael'in eli hafifçe kasıldı.İlk kez yüzündeki ifade değişmişti.Şaşırmıştı.Belki de...Endişelenmişti."Gece yapılan sayımda odasında bulunamadı.""Akademinin dışına çıkması mümkün değil.""O hâlde..."Müdür salonun tamamını tek tek süzdü."...içimizden biri onu götürdü."Salonda öyle bir sessizlik oldu ki, önümdeki çatalın titrediğini duyabiliyordum.Ve ilk kez...Gerçekten korktum.Çünkü o anda şunu fark ettim.Bu okulun en büyük tehlikesi...Ormanın içindeki yaratıklar olmayabilirdi.Belki de...Yanı başımda oturan öğrencilerdi.Müdürün son cümlesi salonda yankılanmaya devam ediyordu."...İçimizden biri onu götürdü."Kimse konuşmuyordu.Bir kaşığın tabağa çarpma sesi bile çıkmıyordu.Başımı yavaşça çevirip etrafımdaki öğrencileri izledim.Bazıları önündeki tabağa boş boş bakıyordu.Bazıları ise birbirini süzüyordu.Sanki herkes aynı soruyu düşünüyordu.Kim?Tam önümde oturan Kael'in çenesini sıktığını fark ettim.İlk kez yüzündeki sakin ifade kaybolmuştu.Fısıldayarak sordum."Lucien... arkadaşın mıydı?"Kael birkaç saniye sustu.Sonra gözlerini benden ayırmadan cevap verdi."Hayır."Kısa bir duraksamadan sonra ekledi:"Ama kimse onun kaybolmasını istemezdi.""Neden?""Çünkü bu okulda insanlar..."Cümlesini yarıda bıraktı."...kaybolmaz."İçim ürperdi."Ne demek istiyorsun?"Kael tam cevap verecekti ki salonun dev kapıları yeniden açıldı.İçeri üç öğretmen girdi.Ortadaki kadın uzun boyluydu.Omuzlarına kadar uzanan gümüş saçları, lacivert cüppesinin üzerine dökülüyordu.Yüzündeki ifade sertti.Hiç gülmeyen insanlardan biriydi.Müdür ayağa kalktı."İlk dersler iptal edilmedi."Salonda hafif bir uğultu yükseldi."Sorun çözülene kadar hiçbir öğrenci kulelerden tek başına ayrılmayacak.""Gece sokağa çıkma yasağı başlayacak.""Ve..."Bakışlarını bütün salonun üzerinde gezdirdi."...kimsenin ormana yaklaşmasını istemiyorum."Sanki bunu özellikle bana söylemiş gibiydi.Çünkü tam o anda göz göze geldik.Nedense bakışlarını birkaç saniye üzerimde tuttu.Sonra konuşmasına devam etti."Kahvaltınızı bitirin.""Yirmi dakika sonra ilk ders başlayacak."Kahvaltı boyunca neredeyse kimse konuşmadı.Önümdeki tabakta ne olduğunu bile anlayamadığım yemekler vardı.Mor renkli bir meyve.Koyu yeşil ekmek.Altın renginde bir içecek.Çatalla ekmeği kopardım.Şaşırtıcı şekilde sıcacıktı.Mira bana eğildi."İlk gün en çok yemekleri garipsiyor herkes.""Gördüğün her şey bu ormanda yetişiyor.""Şehirden hiçbir şey gelmiyor.""Hiç mi?""Hayır.""Burada kendi kendimize yetiyoruz."Kafam iyice karışmıştı.Bu okul gerçekten dış dünyadan tamamen kopuk muydu?İlk dersimiz için taş koridorlardan geçerken duvarlardaki eski tablolar dikkatimi çekti.Hepsinde eski öğrenciler vardı.Yüzlerce yıl önce yaşamış gibi görünen insanlar...Ama bir tablo önümde durmama neden oldu.Tablodaki genç kızın saçları koyu kahverengiydi.Yüz hatları...Gözleri...Burnu...Neredeyse bana benziyordu.Bir adım yaklaştım.Tablonun altında eski harflerle tek bir isim yazıyordu.V.
ArdenKalbim hızlandı."Arden..."Bu benim soyadımdı.Tam yazıya dokunacaktım ki arkamdan Kael'in sesi geldi."Dokunma."Elimi hemen geri çektim."Bu...""...tesadüf olamaz."Kael uzun süre tabloya baktı."Bu okulda tesadüf diye bir şey yok.""Bu kız kim?""Bilmiyorum.""Yalan söylüyorsun."Kael bana döndü.İlk kez hafifçe gülümsedi."Belki."Sonra yürümeye devam etti.Arkasından bakakaldım.Bu çocuk benden kesinlikle bir şey saklıyordu.İlk dersin yapılacağı sınıfa girdiğimizde şaşkınlığım bir kat daha arttı.Sıralar yoktu.Yuvarlak taş bir salondu.Ortada, siyah mermerden yapılmış büyük bir çember vardı.Çemberin üzerinde karmaşık semboller parlıyordu.Tavana baktığımda ise nefesim kesildi.Tavan yoktu.Onun yerine...Gerçek gökyüzü vardı.Bulutlar yavaşça hareket ediyor, kuzgunlar sınıfın üzerinden uçuyordu."Bu nasıl mümkün olabilir?"Elin gülümsedi."Alışırsın.""Hayır.""Alışamazsın."Sınıfın kapısı açıldı.İçeri siyah saçlı genç bir adam girdi.En fazla yirmi beş yaşındaydı.Üzerindeki uzun lacivert cübbe rüzgâr yokken bile hafifçe dalgalanıyordu.Sınıf anında ayağa kalktı.Ben de onları taklit ettim.Adam tek kelime etmeden bizi süzdü.Bakışları birer birer bütün öğrencilerin üzerinde gezindi.Sonunda bana geldi.Ve...Durdu.Sanki beni tanıyormuş gibi.Yüzündeki ifade bir anlığına değişti.Şaşkınlık mıydı?Yoksa korku mu?Bunu anlayamadan konuştu."Ben Profesör Darius."Sesi sakindi."Ama bugün ders işlemeyeceğiz."Sınıfta hafif bir uğultu yükseldi.Profesör Darius elini kaldırınca herkes sustu."Çünkü akademinin içinde..."Derin bir nefes aldı."...yalnızca bir öğrenci değil."Bakışları yeniden bana kaydı."...çok daha tehlikeli bir şey kayıp."Salonda buz gibi bir sessizlik oluştu.Ben ise neden bana baktığını anlamaya çalışıyordum.İçimde, adını koyamadığım bir his vardı.Sanki bu okul...Beni bekliyordu.
Bu bölümün ilk 2 paragrafını okudun. Geri kalanını okumak için ücretsiz hesabınla giriş yapabilir veya hemen kayıt olabilirsin.
Bölüm Yorumları