Öne Çıkanlar
Son Eklenenler
Tamamlanmış Kitaplar
Premium Kitaplar
Defne! Saat kaç oldu, farkında mısın?”
Defne derin bir nefes aldı. Daha gözlerini tam açamamıştı bile.
“Geliyorum.”
Her sabah aynıydı. Kahvaltı masasında sessizlik, ardından peş peşe gelen uyarılar…
“Bu dönem notların düşmeyecek.”
“Antrenmanını aksatmayacaksın.”
“Bizi utandıracak hiçbir şey yapmayacaksın.”
Defne, içinden geçenleri söyleyemediği için çantasını alıp evden çıktı. Spor lisesine vardığında bahçe her zamanki gibi kalabalıktı. Basketbol toplarının yere vuruluş sesleri, voleybol antrenmanından gelen düdükler ve öğrencilerin kahkahaları birbirine karışıyordu.
Tam spor salonuna doğru yürürken bir anda önüne bir basketbol topu yuvarlandı.
Defne topu eline aldı.
“Top kimin?”
Kalabalığın arasından uzun boylu, sarışın bir çocuk yürüyerek yaklaştı.
Elini uzattı.
“Benim.”
Defne topu ona verdi.
“Bir dahaki sefere biraz dikkat et.”
Çocuk hafifçe gülümsedi.
“Sen de yoluna biraz dikkat et.”
Defne gözlerini devirdi.
“Komikmiş.”
Tam o sırada tribünden birkaç kızın sesi yükseldi.
“Kuzey! 8 Numara!”
Defne ilk kez o çocuğun kim olduğunu öğrendi.
Kuzey…
Okulun basketbol takımının yıldızı.
Ve nedense ilk izlenimi hiç de iyi olmamıştı.
Defne voleybol antrenmanına girdi. Antrenör, yeni sezondan ve turnuvanın yavaş yavaş yaklaştığından bahsetti.
“Çalışmalara ara vermeyeceğiz. Turnuva yaklaşıyor. Hepinizden disiplinli olmanızı ve elinizden gelenin en iyisini yapmanızı istiyorum.”
Defne, kaptan olarak takımını motive etti. Antrenman kaldığı yerden devam etti.
Antrenman bittikten sonra Defne su almaya gitti. O sırada basketbol takımı da antrenmandan çıktı. Kuzey arkadaşlarıyla konuşurken Defne’yi tekrar gördü, ama konuşmadılar. Defne gözlerini devirdi.
Kuzey’in arkadaşlarından biri,
“O kız yeni kaptan değil mi?” diye sordu.
Kuzey omuz silkti.
“Bilmem.” dedi, ukala bir tavırla.
Defne de arkadaşına dönüp,
“Şu basketbolcular kendilerini ne sanıyor?” dedi.
Hoparlörden gelen duyurunun ardından herkes birbirine baktı.
“Acaba bir hata mı yaptık da toplantı olacak?” diye fısıldaşmaya başladılar.
Kimi yeni kurallar geleceğini düşündü, kimi ise turnuvayla ilgili bir açıklama yapılacağını…
Ceylin, Defne’ye döndü.
“Defne, bilmiyorum ki… Okulun ilk gününden toplantı mı olur? Umarım uzun sürmez.”
Defne, ellerini göğsünde bağladı.
“Ben de bilmiyorum.”
Defne çantasını tek omzuna taktı. Tam okuldan çıkacakken Kuzey ve Karan’ın gülüşmelerini duydu.
“Kesin yine geç kalacaklar.” diye söylendi.
Kuzey bunu duydu ama hiçbir şey demedi. Sadece itici bir şekilde gülümsedi.
Defne, bu gülümsemeye daha da sinirlenmişti.
“Gerçekten sinir bozucu.”
Ceylin gülmeye başladı.
“Bence seni biraz ama biraz sinirlendirdi.”
“Hiç de bile! O beni nasıl sinirlendirsin ki?”
Ceylin gülümseyerek Defne’nin koluna girdi.
“Hadi, yarın öğreniriz.”
İkili okuldan çıkıp eve doğru yürümeye başladı.
Bir süre havadan sudan konuştular. Turnuvadan, derslerden ve yeni sezondan…
Bir kavşağa geldiklerinde yolları ayrıldı.
“Yarın görüşürüz.”
“Görüşürüz.”
Defne eve vardığında derin bir nefes aldı. Daha kapıyı açar açmaz annesinin sesi duyuldu.
“Neredeydin sen?”
“Antrenmandaydım.”
“Üzerini değiştir, sonra derslerinin başına geç. Bu yıl notlarında en ufak bir düşüş istemiyorum.”
Defne sessizce başını salladı.
“Tamam.”
Odasına geçti, çantasını yatağın üzerine bıraktı ve pencereye doğru yürüdü.
“Bir gün… Sadece bir gün bile olsa kimsenin bana ne yapacağımı söylemediği bir hayat istiyorum.” diye fısıldadı.
Telefonuna bir bildirim geldi.
Okul Duyurusu: Yarın saat 09.00’da tüm sporcuların katılımıyla toplantı yapılacaktır. Katılım zorunludur.
Defne telefonu kapattı.
“Umarım düşündüğüm kadar sıkıcı geçer…”
Ama yarının hayatını değiştireceğinden haberi yoktu.
Defne formasını giydi. Çekmecesinden Victoria’s Secret body mistini çıkarıp üzerine sıktı.
Aynaya baktı ve kendi kendine mırıldandı:
“Umarım bu koku kadar günüm de sakin ve huzurlu geçer… Ama annem biraz zor
Dinliyorum.”
“Hâlâ ne yapıyorsun, küçük hanım? Ben kahvaltıyı hazırlayana kadar biraz kitap oku, bir şeyler yap. Zaten akşama kadar elinde telefon… Bana yardım ettiğin de yok. Bari okul birincisi ol. Necla teyzene beni rezil mi edeceksin? Kızının notları full yüzmüş. Sen ise şu beş para etmez voleybolla uğraşıyorsun.”
Defne derin bir nefes aldı. Cevap vermek istedi ama sustu. Çünkü ne söylerse söylesin, annesinin fikrini değiştiremeyeceğini biliyordu.
Defne formasını giydi. Çekmecesinden Victoria’s Secret body mistini çıkarıp üzerine sıktı.
Aynaya baktı ve kendi kendine mırıldandı:
“Umarım bu koku kadar günüm de sakin ve huzurlu geçer… Ama annem varken biraz zor.”
“Defne!” diye seslendi annesi.
“Dinliyorum.”
“Hâlâ ne yapıyorsun, küçük hanım? Ben kahvaltıyı hazırlayana kadar biraz kitap oku, bir şeyler yap. Zaten akşama kadar elinde telefon… Bana yardım ettiğin de yok. Bari okul birincisi ol. Necla teyzene beni rezil mi edeceksin? Kızının notları full yüzmüş. Sen ise şu beş para etmez voleybolla uğraşıyorsun.”
Defne derin bir nefes aldı. Cevap vermek istedi ama sustu. Çünkü ne söylerse söylesin, annesinin fikrini değiştiremeyeceğini biliyordu.
Defne formasını giydi..
Defne eline bir kitap alıp okumaya başladı. Annesi de kahvaltıyı hazırlarken söylenmeye devam etti.
“İşi gücü telefon zaten… ‘Ben anneme biraz yardım edeyim.’ yok. Necla teyzenin kızı hem derslerinde yüz alıyormuş hem de annesine yardım ediyormuş. Kadın bana diyor ki, ‘Kızım bana yardım etmeseydi ben bu işlerin içinden zor çıkardım.’ Sen de anca git voleybolunla uğraş. Ben biliyorum, yıl sonu bir dersten 90’ın altında not getir de gör, seni o okuldan nasıl aldırıyorum.”
Babana söyleyeyim mi seni, ha? Şu yandaki kuaföre veririz artık seni. Umarım okulda da o uyduruk arkadaşlarınla konuşmuyorsundur. Biraz Necla teyzenin kızı Elif’le arkadaş ol da o sana derste nasıl başarılı olduğunu anlatsın.”
Defne içinden geçirdi:
“Evet… Bizim evde insanların sevgisi ders başarılarına göredir. Bu yüzden annem hep başarılı olmamı ister. Ama sonu yine aynı…”
Defne derin bir nefes aldı.
“Anne, kahvaltıyı hazırladın mı artık? Okula geç kalacağım da.”
Annesi kaşlarını çattı.
“Aaa! Bir de bana ‘Kahvaltıyı hazırladın mı?’ diyor. Ayıp ya! Hazırladım, hadi geç de otur ye.”
Toplantı biter.
“Demek sen Kuzey’e öyle davranıyorsun?”
“Size ne?”
“Kim var dışarıda? Bu komik değil!”
“Al… Başka seçeneğin yok gibi duruyor.”
“Borçlu değilsin. Ama bir dahaki sefere o kızlarla tek başına uğraşma.”
Kuzey…”
“Hm?”
“Bir şey sorabilir miyim?”
“Sor.”
“O kızlar neden bana bunu yaptı?”
Kuzey derin bir nefes aldı.
“Çünkü bana takıntılılar.”
Defne kaşlarını çattı.
“Nasıl yani?”
“Beni sevgilileriymişim gibi görüyorlar. Konuştuğum ya da yardım ettiğim her kıza laf atıyorlar. Ben de artık umursamıyorum.”
“Yani bütün bunlar senin yüzünden mi oldu?”
Kuzey omuz silkti.
“Ben istemedim. Ama onlar kafalarında farklı bir hikâye kuruyor.”
Defne başını iki yana salladı.
“Gerçekten çok saçma.”
“Katılıyorum.”
İkisi de kısa bir süre sessiz kaldı. Defne eşofmanı geri uzattı.
“Yine de… Teşekkür ederim.”
Kuzey hafifçe gülümsedi.
“Rica ederim.”
Bu bölümü beğendin mi?
Bölüm Yorumları
Yorum yapmak için giriş yapın.
mükemmell
Yorum
Yorum bulunamadı.