Aynı Yüz, Farklı Hayat
2. Bölüm: Tanımadığım İnsanlar
Kapının önünde öylece kalmıştım.
Karşımda duran kız bana sanki yıllardır tanıyormuş gibi bakıyordu. Gülümsemesi samimiydi, sesi sıcak… Ama benim içimde tek bir duygu vardı:
Yabancılık.
“Ece, iyi misin?” diye sordu.
Adımı tekrar ondan duymak garip hissettirdi. Sanki başkasının ismini taşıyordum.
“Ben…” dedim ama devamını getiremedim.
Ne söyleyebilirdim ki?
“Merhaba, ben kim olduğumu bilmiyorum.”
Bunu söylesem bana inanırlar mıydı?
Kız alnıma dokundu.
“Yine mi başın ağrıyor? Dün gece olanlardan sonra hâlâ kendine gelemedin galiba.”
“Dün gece ne oldu?” diye sordum.
Yüzündeki gülümseme bir anda kayboldu.
“Ece… hatırlamıyor musun?”
Kalbim hızla atmaya başladı.
Hatırlamak.
Bu kelime son zamanlarda hayatımın en büyük sorunu olmuştu.
Başımı salladım.
“Hayır.”
Kız bana uzun uzun baktı.
“Şaka yapıyorsun, değil mi?”
Cevap veremedim.
Çünkü ben bile bunun gerçek olduğuna inanamıyordum.
Okula giderken etrafı izledim.
Sokaklar tanıdıktı ama aynı zamanda yabancıydı. Daha önce hiç görmediğim yerleri biliyordum. Hangi sokağın köşesinden dönmem gerektiğini, hangi binanın önünden geçeceğimi biliyordum.
Ama bunu nasıl bildiğimi bilmiyordum.
Sanki beynimin içinde bana ait olmayan anılar vardı.
Yanımdaki kız konuşmaya devam ediyordu.
“Ece, bugün biraz garip davranıyorsun.”
“Ben… biraz yorgunum.”
Yalan söylemek zorunda kaldım.
Okulun kapısından içeri girdiğim anda herkes bana baktı.
Bazıları gülümsedi, bazıları selam verdi.
Ama ben hiçbirini tanımıyordum.
Bir grup kız yanıma geldi.
“Ece, sonunda geldin!”
Biri bana sarıldı.
Ben ise kollarımı nereye koyacağımı bilemedim.
Onlar benim arkadaşlarımdı.
Ama ben onların yabancısıydım.
Koridorda yürürken duvarlardaki fotoğraflara baktım.
Bir panoda okul etkinliklerinden fotoğraflar vardı.
Ve oradaydım.
Gülümsüyordum.
Yanımda yine aynı çocuk vardı.
Fotoğraftaki bakışları dikkatimi çekti.
Bana öyle bakıyordu ki…
Sanki beni kaybetmekten korkuyordu.
Fotoğrafın altında isimler yazıyordu.
Ece Yılmaz & Deniz Aras
Deniz…
Bu ismi görünce içimde garip bir his oluştu.
Sanki onu tanıyordum.
Ama hatırlamıyordum.
Tam o sırada arkamdan bir ses geldi.
“Fotoğrafa bakmaya devam mı edeceksin, yoksa kaçmaya mı çalışacaksın?”
Olduğum yerde kaldım.
Yavaşça arkamı döndüm.
Karşımda fotoğraftaki çocuk duruyordu.
Deniz.
Gözleri bana dikkatlice bakıyordu.
“Sen…” dedi.
Bir an sustu.
“Bana böyle bakamazsın.”
Kaşlarımı çattım.
“Nasıl?”
“Beni ilk kez görmüş gibi.”
İçim ürperdi.
Çünkü haklıydı.
Onu ilk kez görüyordum.
Ama o beni tanıyordu.
Hem de çok iyi tanıyordu.
“Beni tanıyor musun?” diye sordum.
Deniz’in yüzündeki ifade değişti.
Kırılmış gibiydi.
“Ece…”
Adımı söylerken sesi titredi.
“Bunu bana sorma.”
“Neden?”
Çünkü vereceği cevaplardan korkuyordum.
Bir süre sustu.
Sonra cebinden eski bir fotoğraf çıkardı.
Fotoğrafta ben vardım.
Ama arka tarafına yazılmış bir cümle vardı.
“Bunu unutursan, her şey yeniden başlayacak.”
Fotoğrafı elimden aldım.
“Bu ne demek?”
Deniz gözlerini kaçırdı.
“Sen gerçekten hiçbir şey hatırlamıyorsun.”
Başımı salladım.
“Hayır.”
Derin bir nefes aldı.
“Ece… sana anlatmam gereken çok şey var.”
“Ne gibi?”
Bana baktı.
“Sen dün gece hastaneden çıktığında herkes bir şeylerin değiştiğini fark etti.”
Sustum.
“Çünkü sen geri döndün.”
Kalbim hızla çarpmaya başladı.
“Ne demek geri döndüm?”
Deniz cevap vermeden önce etrafa baktı.
Sanki biri bizi dinliyormuş gibi.
Sonra yavaşça söyledi:
“Çünkü sen kaybolduğunda… yerine başka biri gelmişti.”
O an dünya durdu.
Çünkü artık tek bir sorum vardı.
Eğer ben geri döndüysem…
Ben nereye gitmiştim?
Bölüm Yorumları