Öne Çıkanlar
Son Eklenenler
Tamamlanmış Kitaplar
Premium Kitaplar
DEREN
Sabahın ilk ışıkları pencerenin storlarından içeri süzülürken alarmın sesiyle gözlerimi açtım. Gece boyunca rüyamda sürekli siyah arabalar, karanlık koridorlar ve bana elini uzatan Baran’ı görmüştüm.
Hızlıca yataktan kalkıp duşa girdim. Üzerime şık ama rahat bir gömlek, koyu renk bir pantolon geçirdim. Ameliyat öncesi kahve içmeden duramazdım ama bugün içimde garip bir telaş vardı.
Çantamı ve hastane kartımı alıp daireden çıktım. Merdivenleri hızlı adımlarla inip bina kapısını açtığımda, sabahın o taze, soğuk havası yüzüme çarptı. Ve o an... Gördüğüm şeyle olduğum yerde kaldım.
Benim beyaz arabam, tam da binanın çıkışındaki kaldırımın kenarına, sıfıra sıfır yanaştırılmış durıyordu. Akşam hastane bahçesinde unuttuğum, sonra da Baran’dan mahcupça getirmesini rica ettiğim arabam tam karşımdaydı işte. Gece yarısı o haliyle bile unutmamış, halletmişti.
Yüzümde istemsizce kocaman bir tebessüm belirdi. "Sözünün eri adamsın Baran..." diye fısıldadım.
Sokak her zamanki gibi sakindi. Şehrin o erken saatlerdeki tatlı sessizliği vardı. Arabaya doğru adımlayıp sürücü koltuğuna oturdum. Anahtarı kontağa taktığımda, torpido gözünün üzerine bırakılmış küçük, katlanmış bir kağıt parçası dikkatimi çekti.
Kalbim yine o tanıdık ritimle çarpmaya başladı. Kağıdı elime aldım. Üzerinde uzun uzun cümleler yoktu; tam da onun gibi sert, kısa ve netti. Sadece iki cümle yazılmıştı o kendine has kararlı el yazısıyla:
"Araban kapıda ...Ameliyatında başarılar doktor hanım."
Kağıdı göğsüme bastırdım. Gözlerimi kapatıp derin bir nefes aldım. Bütün o soru işaretleri, belirsizlikler, hayatındaki o karanlık sırlar hâlâ duruyordu biliyordum. Ama o an, bu arabanın içinde, o küçücük kağıt parçasını tutarken... Kendimi uzun zamandır ilk defa bu kadar güvende ve bu kadar özel hissettim.
Arabayı çalıştırıp hastanenin yolunu tuttum. O sırada ne sokağın başındaki gölgelerden, ne arka sokakta konumlanmış araçlardan, ne de beni güvenli bir mesafeden çaktırmadan takip eden o adamlardan haberim vardı. Baran, etrafıma öyle gizli ve etten bir duvar örmüştü ki, ruhum bile duymuyordu.
BARAN
Deponun soğuk, nemli betonunda yürürken adımlarımın sesi boşlukta çınlıyordu. Bütün gece uyumamış, Aylin’in siber ekibiyle birlikte o mesajın izini sürmüştük. Ve sonunda... Sinyalin çakıştığı o ilk noktayı yakalamıştık.
Karşımda, sandalyeye bağlanmış duran adamın yüzü kan revan içindeydi. Poyraz başucunda durmuş, elindeki deri eldivenleri düzeltiyordu.
"Konuştu mu?" dedim, sesimdeki buz gibi soğukluk depodaki havayı daha da dondurdu.
Ömer yanıma geldi. "Abi, adam 'Gölge' lakaplı bir tetikçi. Fotoğrafı çeken bu değil ama sinyali bu aktarmış. 'Biz sadece Baran Bey’e uyarı vermek istedik, kıza dokunmayacaktık' deyip duruyor."
Adamın önüne kadar yürüdüm. Saçlarından tutup başını yukarı kaldırdım. Gözlerinin içine baktım; korku, göz bebeklerinde büyüyordu.
"Uyarınızı aldım," dedim tane tane, fısıldar gibi. "Ama siz bir şeyi yanlış hesapladınız."
Bu bölümün ilk 18 paragrafını okudun. Geri kalanını okumak için ücretsiz hesabınla giriş yapabilir veya hemen kayıt olabilirsin.
Bölüm Yorumları
Yorum yapmak için giriş yapın.
Mukemmel olmıss
Yorum
Yorum bulunamadı.