Öne Çıkanlar
Son Eklenenler
Tamamlanmış Kitaplar
Premium Kitaplar
Odadaki bütün sesler bir anda kesildi. Duvardaki eski saatin tıkırtıları, şöminedeki odunların çıtırtısı bile durmuş gibiydi. Dünyanın ekseni kaydı, bastığım zemin ayağımın altından tamamen çekildi. Kadir Bey’in dudaklarından dökülen o son cümle, odaya saatli bir bomba gibi düşmüş, patlamasının ardından arkasında sadece yıkıcı bir sessizlik bırakmıştı.
"Sen Reşat Karahan’ın öz kızısın. Sen Baran’ın babasından olan, bu hayattaki tek kız kardeşisin."
Zihnimde bu kelimeler yankılandıkça içimdeki nefes tükendi. Masaya tutunmaya çalıştım ama parmaklarım gücünü yitirmişti. Bakışlarım ağır ağır Baran’a kaydı.
Baran donakalmıştı. Bana doğru uzanan, saniyeler önce elimi bir an bile bırakmayan o eli havada asılı kalmıştı. Siyah gözlerinde daha önce hiç şahit olmadığım dehşet dolu bir karanlık, tam anlamıyla yıkıcı bir çaresizlik belirdi. Dudakları aralandı ama tek bir kelime bile çıkmadı. Yüzündeki o sarsılmaz, koruyucu adam resmen saniyeler içinde kül olup gitti.
"Hayır..." dedim, sesim boğazımdan pürüzlü, zayıf bir fısıltı halinde çıktı. Başımı iki yana salladım. "Hayır, bu... bu imkansız."
Baran bir adım geriledi. Göğsü hızla kalkıp iniyordu. Yıllardır tanıdığım, her fırtınada önümde dağ gibi duran o adam, ilk kez bir fırtınanın altında eziliyordu. Gözlerini benden kaçırdı, ardından aniden Kadir Bey’in üzerine yürüdü. Ahşap masaya öyle bir şiddetle vurdu ki, üzerindeki gaz lambası titredi.
"Yalan söylüyorsun!" diye kükredi Baran. Sesi odanın duvarlarında yankılanırken damarları fırlamıştı. "Eski bir Karahan oyunu bu! Babamın kirli geçmişini örtmek için uydurduğun kahpece bir yalan! Doğruyu söyle Kadir! O dosyayı kim hazırlattı sana?!"
Kadir Bey oturduğu yerde bir milim bile kıpırdamadı. Gözlerindeki o ağır vicdan azabı, Baran’ın öfkesinden çok daha derindi. Cebinden sararmış, kenarları yıpranmış küçük bir deri defter çıkarıp masanın üzerine koydu. Baran’a doğru yavaşça itti.
"Baban Reşat Karahan’ın el yazısını tanırsın Baran," dedi adam, sesi fısıltıdan farksızdı. "Bunu bana öldüğü gün teslim etmesi için vasiyet eden oydu. 'Günü geldiğinde kızım gerçeği bilsin' demişti. Ama ben korktum... Karahanlar'ın gazabından korktum ve seni o yetimhane kapısına terk edip Muğla’ya kaçtım Deren."
Baran masanın üzerindeki deftere baktı. Parmakları titriyordu. Hayatımda ilk kez Baran Karahan’ın ellerinin titrediğini görüyordum. Yavaşça uzandı, defteri açtı. Sayfaları tarayan siyah gözlerindeki o sert ifade, yerini yavaş yavaş tam bir yıkıma bıraktı. Defterdeki el yazısı... Babasına aitti.
O an aramızdaki hava buz kesti. Aramızdaki o derin bağ, sığındığımız o güvenli liman, dokunuşlarımız, bakışlarımız... Bütün geçmişimiz devasa bir enkazın altında kaldı.
Ben ayağa kalkmaya çalıştım ama bacaklarım beni taşımadı. Yere doğru yığılacakken Kadir Bey’in masadaki bastonuna tutundum. Baran defteri elinden düşürdü. Sayfalar ahşap zemine dağıldı. Bana döndü. Bakışlarında öyle ağır bir acı, öyle kaskatı bir çaresizlik vardı ki, aramızdaki mesafe birkaç adımdan binlerce kilometreye uzandı sanki.
Bu bölümün ilk 12 paragrafını okudun. Geri kalanını okumak için ücretsiz hesabınla giriş yapabilir veya hemen kayıt olabilirsin.
Bölüm Yorumları