Öne Çıkanlar
Son Eklenenler
Tamamlanmış Kitaplar
Premium Kitaplar
Deren hafifçe tebessüm edip arkasını döndü ve hastanenin koridorunda adımlarını hızlandırdı. Odanın kapısını kapatıp sırtını ahşap yüzeye yasladığında, göğsünün ne kadar hızlı kalkıp indiğini yeni yeni fark ediyordu. Dört saat... Kendisini sadece birkaç saniye görebilmek için günün tam ortasında saatlerce bekleyen bir adama karşı koymak, düşündüğünden çok daha zordu.
Üzerindeki beyaz önlüğü çıkarıp askıya astı. Aynanın karşısına geçip yüzüne soğuk su çarptıktan sonra çantasını alıp dışarı çıktı. Hastanenin otomatik kapısı açıldığında, tepedeki güneşin yakıcı sıcaklığı yüzüne çarptı. Baran, tam da söz verdiği gibi arabanın yanında, elleri ceplerinde onu bekliyordu.
Araca bindiklerinde tatlı bir sessizlik oldu. Baran, Deren’in o yorgun ama heyecanlı halini hissetmiş gibi radyoyu açtı.
Kısık sesle Yaşar’ın sesi doldu arabanın içine. Tam da en tatlı yerinde yakalamışlardı şarkıyı:
“Kuşlar vurur kanatlarını, gözlerime...
Seni bulurum, seni bulurum her defasında...”
Deren, şarkının sözleriyle birlikte dudaklarının kenarına yerleşen gülümsemeye engel olamadı. Göz ucuyla Baran’a baktığında, adamın da direksiyonu tutan ellerini gevşetip kendisine doğru hafifçe gülümsediğini fark etti.
Çok geçmeden, şehir merkezinden biraz uzak, kocaman pencerelerinden içeri gün ışığı dolan sakin bir kahveciye geldiler. İçerisi öğlen saati olmasına rağmen oldukça sakindi; köşedeki havadar masalardan birine geçip oturdular.
Gelen taze kahve kokusu, Deren’in üzerindeki hastane kasvetini anında dağıtmıştı. Fincanından bir yudum alıp sırtını koltuğa yasladı.
"Eee," dedi Deren, gözlerini Baran’ın üzerinde gezdirip o hınzır tebessümünü tekrar takınarak. "Masa, kahve ve dört saatlik sabrın sonucu... Şimdi dinliyorum seni Baran Bey. Zihnini bu kadar meşgul edecek ne yapmış olabilirim?"
Baran fincanını masaya koydu, dirseklerini masaya dayayıp Deren’e doğru biraz yaklaştı. Gözlerinde, kendi karanlık dünyasını tamamen dışarıda bırakan, sadece Deren'e özel o samimi bakış vardı.
"Hiçbir şey yapmadın," dedi Baran, sesi bu kez daha alçak ama bir o kadar net çıkıyordu. "Sadece oradaydın. Ve ben, hayatımda ilk defa bir şeyin değişmesini istemedim."
Deren, "Hiçbir şey yapmadın," cümlesinin ağırlığıyla bir an ne söyleyeceğini bilemedi. Baran’ın gözlerindeki o katı, erişilmez duvarlar sanki bu masada, tam da bu öğle güneşinin altında eriyip gidiyordu. Bakışlarını kaçırmak istese de yapamadı; adamın sesindeki samimiyet, hastanedeki o yorucu nöbetin tüm izlerini bir anda silip atmıştı.
Fincanını iki eliyle sarıp hafifçe salladı. İçindeki heyecanı saklamak adına yüzüne yine o tatlı, meydan okuyan gülüşünü yerleştirdi.
"Hiçbir şey yapmamış hâlim buysa..." dedi sesini biraz kısıp ona doğru eğilerek. "Bir de çaba sarf ettiğimi düşünsene Baran? Dört saat değil, günlerce beklemek zorunda kalırdın herhalde."
Baran’ın dudaklarının kenarı hafifçe yukarı kıvrıldı. O sert, ciddi çehresine nadiren uğrayan ama uğradığında da Deren’in kalbini teğet geçen o gerçek gülüşlerden biriydi bu. Masaya dayadığı kollarını gevşetip arkasına yaslandı.
Bu bölümün ilk 16 paragrafını okudun. Geri kalanını okumak için ücretsiz hesabınla giriş yapabilir veya hemen kayıt olabilirsin.
Bölüm Yorumları
Yorum yapmak için giriş yapın.
çook güzel olmussss
Yorum
Yorum bulunamadı.