Öne Çıkanlar
Son Eklenenler
Tamamlanmış Kitaplar
Premium Kitaplar
Salonda tam anlamıyla huzurlu —ve Yılmaz standartlarına göre mucizevi sayılacak— bir tatlılık esiyordu.
Babam salondaki berjerin üzerine kurulmuş, nazar boncuklarıyla süslenmiş alçılı bacağını uzatmış, elinde limon kolonyasıyla huzur içinde dinleniyordu. Merdivenlerden yuvarlanıp bacağını kırdığından beri evde tam bir gazi muamelesi görüyordu. Annem ise mutfaktan getirdiği adaçayı tütsüsünü dumanı üstünde salonda gezdirip "Evdeki nazar tamamen çıksın, babanızın bacağına yeni bir aura gelsin," diye mırıldanıyordu.
Ev duman altı olmuştu
Gören içerde yangın var sanır
Şaka o kadar değil
Salondaki halının tam ortasında ise asıl tatlı kaos yaşanıyordu. İdil’le ikimiz, henüz birkaç aylık olan minik ikizlerimiz Atlas ve Alparslan’ı yere sermiş yumuşacık battaniyenin üzerine oturtmuştuk. İkisi de tombiş yanakları, devasa gözleriyle bize bakıp gülümsüyor, minik ellerini havada sallıyorlardı.
Ben Atlas’ın karşısına geçmiş, yüzümü onun minicik burnuna kadar yaklaştırmıştım.
"Hadi bakayım Atlas..." dedim, en şefkatli ve ısrarcı ses tonumu takınarak. "De bakayım. Ab-la! Ab... la! Abla diyeceksin paşam. Hadi, ilk kelimen 'Abla' olsun, ablan sana kurban olsun!"
Bu bölümün ilk 8 paragrafını okudun. Geri kalanını okumak için ücretsiz hesabınla giriş yapabilir veya hemen kayıt olabilirsin.
Bölüm Yorumları
Yorum yapmak için giriş yapın.
Kaan Mina sahnesi gelirmi yakında minik arışmalarını özledikdeee
Yorum
Yorum bulunamadı.