Öne Çıkanlar
Son Eklenenler
Tamamlanmış Kitaplar
Premium Kitaplar
Ozan’ın "jelibonlu ilan-ı aşkı" ve Beren’in o efsane kıkırdaması kantindeki ana gündem maddemiz haline gelmişti. Masada tam bir bayram havası vardı. Ozan, Beren’in verdiği tarih notlarını göğsüne bastırmış, adeta bir kutsal emanet gibi saklıyordu.
"Yalnız Ozan," dedi Berk, sandalyesinde arkaya kaykılıp esneyerek. "Kız sana 'çok tatlısın' dedi diye hemen düğün salonu bakmaya başlama. Beren nazik kızdır, seni kırmamak için demiştir."
Çoktan bakmaya başlamıştı bile
"Çatla uykucu, kıskanma!" dedi Ozan gururla çenesini kaldırarak. "Aşkımızın temelleri dökülen tarih notları ve jelibonla atıldı bir kere! Sizin gibi pencereye taş atarak romantizm yapmadık biz!"
İdil elindeki çay bardağını masaya vurup gözlerini devirdi. "Ozan, duyan da kızı beyaz atlı prens gibi kurtardın sanacak. Çuval gibi üzerine çakıldın kızın!"
Tam o sırada Kaan, elinde iki tane soğuk içecekle masaya döndü. Birini getirip tam benim önüme bıraktı.
"Al bakalım fırtına," dedi Kaan, her zamanki gibi tek kaşı havada, ukala bir tavırla yanıma otururken. "Sıcak bastı seni, sinir kat sayın yükselmesin."
Bu çocuk neden bana bu kadar iyi davranıyordu derdi neydi
Bu bölümün ilk 8 paragrafını okudun. Geri kalanını okumak için ücretsiz hesabınla giriş yapabilir veya hemen kayıt olabilirsin.
Bölüm Yorumları