Öne Çıkanlar
Şu An Trend
Son Eklenenler
Yazarın anlatımıyla...
Saat gecenin dördüne geliyordu. Yılmaz ailesinin en sakin, en yeşil dairesinde çıt çıkmıyordu.
Mutfaktan salona doğru, elinde üzerinde taze nane yaprakları yüzen bir fincan melisa çayı ve boynunda devasa bir puset askısıyla Berk süzüldü. Ayağındaki o efsanevi tüylü terlikleriyle, parkedeki tek bir tahtayı bile gıcırdatmadan yürüme konusunda adeta uzmanlaşmıştı.
Salonda, pencerenin kenarındaki geniş sallanan koltukta İdil oturuyordu. Kucağında minik Toprak, emzik sesi eşliğinde kıkır kıkır uykuya dalmak üzereydi. İdil’in gözaltları hafifçe morarmıştı ama Toprak’ın sapsarı saçlarını okşarken yüzünde tarif edilemez bir dinginlik vardı.
Berk, sıfır sesle gelip İdil’in yanındaki pufa oturdu. Çay fincanını masaya bıraktı, ardından gözlüklerini burnunun üstünde düzeltip hayranlıkla karısına ve oğluna baktı.
"Botanik çiçeğim..." dedi Berk, fısıltıdan da öte bir sesle. "Bitki çayın hazır. İçine bir damla da bal damlattım, laktasyon sürecine iyi gelir."
İdil başını kaldırıp Berk’e baktı. Gözlerinin içi gülüyordu. "Berk... Sen inanılmaz bir adamsın biliyor musun? Gecenin dördünde bana melisa çayı demliyorsun, bir de laktasyon diyorsun şapşal."
Berk, yavaşça uzanıp İdil’in boştaki elini sımsıkı tuttu. Sonra bakışlarını kucaklarındaki Toprak’a çevirdi. Minik oğlan, babasının sesini duymuş gibi minicik burnunu kırıştırdı, hafifçe gerindi.
"İdil..." dedi Berk, sesi ilk defa bu kadar duygusal ve derin çıkarak. "Biliyor musun, ben laboratuvarda yıllarca en nadide tohumları inceledim. Toprağın nasıl can bulduğunu, bir fidenin güneşe nasıl uzandığını milim milim hesapladım. Ama... Şu an kucağımızda duran şey, bilimsel hiçbir denklemle açıklanamaz."
İdil eğilip Berk’in yanağına yumuşacık bir öpücük kondurdu. "Çünkü o bizim sevgimizle büyüdü Berk. Senin o kocaman, merhametli kalbinle..."
Berk’in gözleri gözlüğünün arkasında buğulandı. Parmak uçlarıyla Toprak’ın kadife gibi yumuşak eline dokundu. Minik Toprak, parmağını hissettiği an küçücük avucuyla Berk’in işaret parmağını yakaladı.
"Toprak Bey..." dedi Berk, gözyaşını çaktırmadan silerek. "Köklerin o kadar sağlam ki... Baksana, şimdiden babayı avucunun içine aldın. Ozan enişten senin için 'komşu çocuğu' deyip dursun, sen bu ailenin en güçlü, en toprağa bağlı fidanı olacaksın."
İdil hafifçe kıkırdadı. "Ozan’ı takma sen aşkım, o Kumsal’ın etrafına sur örmekle meşgul şu an."
"Örsün örsün," dedi Berk sırıtarak. "Toprak büyüyünce o surların dibine en güzel sarmaşıkları ekecek zaten."
Berk yavaşça ayağa kalktı, İdil’in kucağındaki Toprak’ı incitmeden aldı. Oğlunu göğsüne bastırıp kalbinin tam üstüne yerleştirdi. Toprak, babasının kalp atışlarını duyunca derin bir iç çekip tamamen uykunun kollarına bıraktı kendini. Berk, oğlunu pencerenin kenarındaki ahşap beşiğe narinlikle yatırdı.
Sonra gelip İdil’in yanına, koltuğa oturdu. Kolunu İdil’in omzuna attı, onu göğsüne çekti. İdil fincanından bir yudum alıp başını Berk’in omzuna yasladı.
"Seni çok seviyorum Berk..." dedi İdil, gözleri kapanırken.
"Ben de seni çok seviyorum botanik çiçeğim," dedi Berk, İdil’in saçlarını koklayarak. "Bizim bahçemiz, hayatımdaki en güzel mevsim..."
Bu bölümün ilk 18 paragrafını okudun. Geri kalanını okumak için ücretsiz hesabınla giriş yapabilir veya hemen kayıt olabilirsin.
Bölüm Yorumları
Yorum yapmak için giriş yapın.
Hala berk Ozan’ın o sözüne mi takıntılı boş ver berk çocuğunu korumak için öyle yapmış senin arkadaşın büyüyünce neler olacak orasını kim bilir 😁😁😁😁😁
Yorum
Yorum bulunamadı.