Öne Çıkanlar
Son Eklenenler
Tamamlanmış Kitaplar
Premium Kitaplar
Polis arabalarının kırmızı ve mavi tepe lambaları limanın sisli havasını yararken, antreponun önü tam bir kaos alanına dönmüştü. Kelepçelenen mafya üyeleri, bağrışmalar ve siren sesleri geceyi yırtıyordu.
Karan, ambulansın arkasına oturmuş, sağlık görevlisinin yüzüne sürdüğü tentürdiyota aldırmadan uzaklara bakıyordu. Yüzündeki kanı elinin tersiyle sildi, üzerindeki battaniyeyi atıp ayağa kalktı. Bakışları, az ötede duran Lena ve Biricik’e kaydı.
İkisi de polislere talimat veriyor gibiydi. Siyah, camları filmli bir cip yanaştı. İçinden çıkan resmi kıyafetli adamlar Lena ve Biricik’e yaklaşarak başlarıyla selam verdiler.
"Teşkilat binasına geçiyoruz Yüzbaşı," dedi adamlardan biri Lena’ya bakarak.
Karan yavaş adımlarla ikisine doğru yürüdü. Yüzünde ne bir şaşkınlık ne de bir yıkım vardı; sadece hafif, alaycı bir tebessüm oturmuştu.
Biricik abisinin yaklaştığını görünce duruşunu hemen düzeltti. Gözlerindeki o keskin ajan ifadesi bir anda yumuşadı, yerini abisine duyduğu o derin saygıya bıraktı. Hızla öne atılıp Karan’ın eline sarıldı.
"Abi..." dedi Biricik, sesi titreyerek. "Çok özür dilerim. Biliyorum bana çok kızgınsın ama Aras’ın örgütüne sızmam gerekiyordu. Sana baştan söyleyemezdim... İstihbarat Başkanlığı Özel Operasyon Bürosu'ndan Üsteğmen Biricik Yaman ben. Ama ne olursa olsun, sen benim canım abimsin. Senin hakkını asla ödeyemem."
Lena da Karan’a doğru bir adım attı, profesyonel duruşunu korumaya çalışsa da gözlerinde bir mahcubiyet vardı. "Görevi benden öğrendiğini sanıyordun Karan... Benim adım Yüzbaşı Lena. Sen o kafeste dövüşürken bizim amacımız—"
"Amacınız Aras'ın tüm yasadışı ağını çökertmekti," diyerek Lena’nın sözünü kesti Karan. Sesi buz gibi ama bir o kadar rahattı.
Lena ve Biricik aynı anda duraksadı. Karan’ın yüzündeki o sakinlik ikisini de afallatmıştı.
Karan hafifçe kıkırdadı, cebinden çıkardığı sigarayı yakıp derin bir duman çekti. Ardından gözlerini doğrudan kardeşine çevirdi.
"Gerçekten anlamadığımı mı sandın, Biricik?" dedi Karan, gözlerinde gurur dolu ama alaycı bir pırıltıyla. "Daha 19 yaşındasın ama eve her geldiğinde ayakkabılarının altındaki asker postalı çamurunu, omuzlarındaki o tüfek askısı izlerini görmediğimi mi sandın? Benim gibi hayatı sokaklarda, yeraltında geçmiş bir adamı mı kandıracaktınız?"
Biricik’in ağzı açık kaldı. "Abi... Sen... Biliyor muydun?"
"Biliyordum tabii küçük hanım," dedi Karan, elini kaldırıp Biricik’in saçlarını eskisi gibi sevgiyle dağıtarak. "Sen akademideyken seni korumak için kaç tane adamımı arkandan nöbete diktim haberin var mı? Ama helal olsun... İçeri harika sızdın. Hatta bir ara o koridordaki adımı atış açını izledim de... Biricik, o sol gardını hala açık bırakıyorsun abim. Bir ara salona gel de sana şu taktikleri baştan öğreteyim, yoksa teşkilatta rezil edeceksin bizi."
Biricik gözlerinden yaşlar süzülürken gülümsemeden edemedi. Hızla öne atılıp Karan’ın o kanlı, yaralı boynuna sarıldı. "Abi... Sen gerçekten delisin!"
"Deli olmasam senin gibi bir ajanın abisi olamazdım zaten," dedi Karan, kardeşine sıkıca sarılarak.
Bu bölümün ilk 16 paragrafını okudun. Geri kalanını okumak için ücretsiz hesabınla giriş yapabilir veya hemen kayıt olabilirsin.
Bölüm Yorumları
Yorum yapmak için giriş yapın.
Yeni takipçin hayırlı olsun☺☺☺☺
Çoook güzel bir bölümdüüü
Yorum
Yorum bulunamadı.