Öne Çıkanlar
Son Eklenenler
Tamamlanmış Kitaplar
Premium Kitaplar
Demir kapı, arkalarında devasa bir gürültüyle patlayıp tünelin girişini alevlerle doldururken; Karan, Lena ve Biricik rutubetli dehlizlerin derinliklerine doğru fırtına gibi ilerliyordu.
Tünel dardı. Tavanındaki paslı demir destekler her patlamada üzerlerine toz ve taş parçaları yağdırıyordu
. Duvarlardaki kırmızı acil durum lambaları, üçünün çamur ve barutla kaplı yüzlerinde tekinsiz gölgeler yaratıyordu.
"Işıkları kapatın!" diye emretti Lena, gözlük kılıfından gece görüş ekipmanını çıkarırken. "Burası bizim av sahamız."
Karan ve Biricik anında tüfeklerindeki fenerleri söktü. Tünel, tek bir ışık kırıntısının dahi kalmadığı katran karası bir zifire büründü.
Dumanların arasından tünele dakan ilk paralı asker grubu duyuldu. Postalların beton zemindeki yankısı, kurulan tuzakların ayak sesleriydi. Toplam altı kişi, tüfeklerinin lazer noktalarıyla karanlığı tarayarak ilerliyordu.
"Sağ bende," diye fısıldadı Karan karanlığın içinden. Sesi bir fısıltı değil, tünelin taşlarına kazınan bir ölümdü.
Biricik’in sustained susturuculu tüfeğinden çıkan iki el atışla, öndeki iki askerin kasklarına saplanan mermiler karanlığı böldü. Askerler ne olduğunu anlamadan yere serilirken, Karan duvardaki borulardan destek alarak öne fırladı.
İlk askerin boğazını devasa avucuyla kavradı, adamın kafasını tünelin taş duvarına öyle bir çarptı ki kask darmadağın oldu. Diğer asker silahını Karan’a doğrultmaya çalışırken, Lena karanlığın içinden bir gölge gibi sıyrıldı. Bacağına sakladığı komando bıçağını askerin silah tutan bileğine saplayıp silahı boşa çıkardı, ardından adamın göğsüne indirdiği sert bir tekmeyle onu tünelin derinliklerine fırlattı.
"İlerleyin! Durmak yok!" dedi Lena, askerin tüfeğini havada kapıp şarjörünü kontrol ederken.
Tünel ilerledikçe genişliyor, Karadeniz’in altındaki eski maden ocaklarının devasa mağaralarına açılıyordu. Aşağıdan, tünelin sonundaki gizli limandan gelen gemi motorunun gurultusu ve yük vinçlerinin sesi duyulmaya başlanmıştı. Sevkiyat gemisi limandaydı.
Ancak onları bekleyen tek şey gemi değildi.
Mağara ağzına çıktıklarında, geniş beton platformda onları tepeden tırnağa ağır zırhlarla donatılmış, otomatik kalkanlı ve ağır makineli tüfekli sekiz kişilik özel bir infaz timi karşıladı.
"Tuzak!" diye bağırdı Biricik.
Ağır makineli tüfeklerin ateşi mağara duvarlarını delik deşik ederken, taş kıymıkları yüzlerini kesiyordu. Karan, devasa bir paslı konteynerin arkasına atlayarak Lena’yı yanına çekti. Mermiler konteyneri bir kalbur gibi deliyordu.
"Bu zırhları normal mermi delmez!" dedi Lena, şarjöründeki son çelik çekirdekli mermileri kontrol ederken. "Zayıf noktalarına oynamak zorundayız. Eklem yerleri ve kask vizörleri!"
Karan, belindeki iki adet taruz el bombasını çıkardı. P pimlerini dişleriyle söküp konteynerin üzerinden infaz timinin ortasına fırlattı.
Patlamanın şiddetiyle oluşan şok dalgası mağarayı salladı. Kalkanlı askerlerin dengesi bozulduğu an, Karan bir boğa gibi konteynerin arkasından fırladı.
İlk ağır zırhlı askerin üzerine uçarak adamı beton zemine yapıştırdı. Askerin kask vizöründen içeriye, sağ yumruğunu bir balyoz gibi indirdi. Boksör yumruğu kaskın camını tuzla buz ederken, Karan adamın elindeki ağır makineli tüfeği kaptığı gibi ayağa kalktı.
Bu bölümün ilk 19 paragrafını okudun. Geri kalanını okumak için ücretsiz hesabınla giriş yapabilir veya hemen kayıt olabilirsin.
Bölüm Yorumları
Yorum yapmak için giriş yapın.
Çok iyiiiiiiiiiiiii
Harikulade
Çok iyiii
Yorum
Yorum bulunamadı.