Öne Çıkanlar
Son Eklenenler
Tamamlanmış Kitaplar
Premium Kitaplar
Ankara Yüksek Güvenlikli Askeri Cezaevi’nin yeraltı bloklarında nem, pas ve gri beton kokusu hakimdir. Dışarıdaki dondurucu ayaz, yerin üç kat altındaki koridorlara kadar sızmaktadır.
Askeri helikopter cezaevinin pistine indiğinde, Karan ve Kasırga Timi kapıları kırarcına dışarı fırladı. Lena, karargah direktöründen aldığı özel sorgu iznini nizamiye komutanına uzattı.
"Albay Turgut'un olduğu 4. Blok! Kimse içeri girmeyecek, tüm kameraları kapatın!" dedi Lena, sesi buz kestirerek.
Nizamiye nöbetçileri geri çekilirken, demir kapılar diye arkalarından kapandı.
Karan, koridorun sonundaki 404 numaralı ağır çelik kapıya doğru adımladı. Yüzünde ne bir tereddüt ne de öfke çığlığı vardı; sadece bir avcının hedefine kilitlendiği o korkunç sessizlik...
Efe ve Osman kapının önünde nöbet pozisyonu aldı. Efe, Karan’ın omzuna dokundu. "İçeride ne yaparsan yap boksör... Biz buradayız."
Lena çelik kapının ağır kilidini çevirdi. Kapı gıcırdayarak açıldığında, hücredeki tek ampulün altında kelepçeli vaziyette oturan Albay Turgut başını kaldırdı. Yüzündeki morluklar Ankara’daki kazadan kalmaydı.
"Yüzbaşı..." dedi Turgut, alaycı bir şekilde sırıtmaya çalışarak. "Beni yargılamaya mı geldik?"
Karan odaya girdi. Lena kapıyı arkalarından kapatıp kilitledi.
Turgut, Karan’ı görünce sırıtışı dondu. Boksörün gözlerindeki katıksız vahşet, adamın iliklerine kadar titremesine yetti.
"Sen..." dedi Turgut, geriye doğru çekilmeye çalışarak. "Senin burada ne işin var?!"
Karan tek bir kelime etmedi. Adım adım masaya yaklaştı. Üzerindeki deri ceketi çıkarıp sandalyenin arkasına astı. Sargı bezini çıkarıp ellerine sarmaya başladı. Sargının tıkırtısı ve kemiklerinin çatırdayışı hücrede yankılandı.
"Koleksiyoner her şeyi anlattı Turgut," dedi Lena, buz gibi bir tonla. "O gece o eve giren, tetiği çeken ve benzin döküp evi yakan sendin."
Turgut’un gözleri büyüdü. "H-hayır... O yalan söylüyor! Ben sadece emir aldım!"
Karan masayı tek bir tekmeyle duvara fırlattı
Turgut daha ne olduğunu anlamadan, Karan adamı boğazından yakaladığı gibi beton duvara çarptı. Hücrenin tavanından tozlar döküldü.
"Emir aldın öyle mi?!" diye kükredi Karan. Sesi cezaevinin derinliklerinde yankılandı. "Çocuktum lan ben! Yangının ortasında annemin, babamın çığlıklarını dinledim! O üniformayı giyip bir aileyi diri diri yaktın!"
Karan’ın sağ kroşesi Turgut’un çenesinde patladı. Adamın ağzından kanlar saçılırken Karan durmadı. Adamı yere atmadı; yakasından tutup duvara çivileyerek yumruklamaya devam etti. Her yumrukta yıllardır biriken acı, yetim kalışının sızısı ve o yangının sıcaklığı patlıyordu.
"Bu babam için!" "Bu annem için!" "Bu çaldığın çocukluğum için!"
Turgut kanlar içinde yere yığıldı, nefes almakta zorlanıyordu. "Lütfen... Öldürme..." diye inledi.
Karan, adamın göğsüne dizini basıp yakasından tuttu. Yüzünü Turgut’un kanlı yüzüne yaklaştırdı. "Seni öldürmeyeceğim Turgut. Ölüm senin için bir ödül olur. Seni bu beton hücrede, her gece o yangının çığlıklarıyla yaşamaya mahkum edeceğim."
Karan ayağa kalktı. Yıllardır sırtında taşıdığı devasa yük, o karanlık hücrenin zeminine dökülmüştü sanki.
Bu bölümün ilk 22 paragrafını okudun. Geri kalanını okumak için ücretsiz hesabınla giriş yapabilir veya hemen kayıt olabilirsin.
Bölüm Yorumları
Yorum yapmak için giriş yapın.
yeni bölüm ne zaman
Aağğağa acil devamı lazım mükemmel olmuş
Çooookkk iyiii
Yorum
Yorum bulunamadı.