Öne Çıkanlar
Son Eklenenler
Tamamlanmış Kitaplar
Premium Kitaplar
Ateş'in son sözleri kulaklarımda yankılanıyordu."Benden kaçamazsın."Ona öfkeyle baktım."Bir gün yanıldığını anlayacaksın."Hiçbir şey söylemedi.Sadece arkasını dönüp konağa doğru yürüdü.Ben de mecburen peşinden gittim.---O geceden sonra konağın içindeki hava değişti.Artık peşimde sürekli iki kişi dolaşmıyordu.Kapım dışarıdan kilitlenmiyordu.Bahçeye tek başıma çıkmama bile izin veriliyordu.Bu beni şaşırtmıştı.Ama yine de buna güvenmiyordum.Bir sabah bahçedeki salıncakta tek başıma otururken elimde olmadan gökyüzünü izliyordum.Bazen...Hiç hatırlayamadığım geçmişim canımı daha çok yakıyordu.Tam o sırada yanıma biri oturdu.Başımı çevirmeden kim olduğunu anlamıştım.Ateş.Aramızda uzun bir sessizlik oldu."Neden sürekli beni izliyorsun?" diye sordum."Seni izlemiyorum.""Yalan.""Sen öyle sanıyorsun."Sinirle ayağa kalkacaktım ki başım bir anda döndü.Dengemi kaybettim.Tam yere düşecekken güçlü bir el kolumdan tuttu.Refleksle elini ittim."Dokunma bana!"Ateş hemen geri çekildi."Başın döndü.""İyiyim.""Değilsin.""Sana ne?"Birkaç saniye sustu."Doktor ilaçlarını düzenli kullanmadığını söyledi."Şaşkınlıkla ona baktım."Doktorla mı konuştun?""Evet.""Neden?""Çünkü senin durumundan ben sorumluyum."Bu söz beni daha da sinirlendirdi."Ben senin sorumluluğun değilim!"Sesim bahçede yankılandı."Ben bir insanım.""Beni istediğin gibi yönetemezsin."Ateş gözlerini benden ayırmadan konuştu."Hiç istemedim."Alaycı bir şekilde güldüm."Gerçekten mi?""Zorla evlendiren sen değil misin?""Kaçıran sen değil misin?""Hayatımı mahveden sen değil misin?"Her cümlemde sesi biraz daha yükseliyordu.Ama Ateş yine bağırmadı.Sadece sessizce beni dinledi.Sonunda tek bir cümle kurdu."Bir gün neden yaptığımı anlayacaksın."Başımı iki yana salladım."Hayır.""Geldiği gün bile seni affetmeyeceğim."Ateş'in yüzünde belli belirsiz bir acı geçti.Ama yine sakladı.Arkasını dönüp yürümeye başladı.Tam konağın kapısına ulaşmıştı ki istemsizce elimi başıma götürdüm.Gözlerimin önünde görüntüler belirmeye başladı.Bir çift mavi göz...Bir nikâh masası...Parmağımdaki yüzük...Ve bir erkek sesi..."Sonsuza kadar..."Başım zonklamaya başladı."Dur..."Dizlerimin bağı çözüldü.Yere yığılacakken biri beni tuttu.Bu kez itmeye bile gücüm kalmamıştı.Kulaklarımda sadece Ateş'in sesi vardı."Hibe!""Hibe, bana bak!"Ama ben cevap veremiyordum.Çünkü zihnimde ilk kez...Geçmişimin kapısını aralayan bir anı uyanıyordu.Gözlerimi açtığımda yine aynı odadaydım.Başım zonkluyordu.Komodinin üzerindeki su bardağına uzanırken kapı yavaşça açıldı.İçeri Ateş girdi.Elinde ilaçlar vardı."Doktor bunları içmeni söyledi."Yatağın üzerinde doğruldum."İstemiyorum."İlaçları masaya bıraktı."Baş ağrıların daha da artacak.""Sana güvenmiyorum."Sessizce bana baktı."Biliyorum."Arkasını dönüp çıkacakken telefonumun titreşim sesi duyuldu.Kaşlarımı çattım.Telefonumu bana geri vermiş olması bile şaşırtıcıydı.Ekrana baktım.Bilinmeyen numara.Mesajı açtığım anda nefesim kesildi.Furkan:"Dayan Hibe.""Seni oradan çıkaracağım.""Sana söz veriyorum."Gözlerim doldu.İkinci mesaj hemen ardından geldi."Ne olursa olsun sakın umudunu kaybetme."Telefonu göğsüme bastırdım.Demek beni unutmamıştı.Tam mesajı tekrar okuyacakken telefon elimden alındı.Başımı kaldırdım.Ateş...Ekrana kısa bir süre baktı.Yüzündeki ifade değişmedi.Telefonu yavaşça kapattı."Telefonumu ver."Hiçbir şey söylemeden telefonu masaya bıraktı."Onun buraya gelmesini istemiyorum."Öfkeyle ayağa kalktım."Sen karar veremezsin!"Bu kez sesi ilk kez sertleşti."Veririm.""Neye göre?""Çünkü o buraya gelirse ölecek."Sinirle güldüm."Yoksa öldürecek misin?"Ateş birkaç saniye sustu.Sonra sessizce konuştu."Gerekirse..."Bu söz içimi buz gibi yaptı."Senden nefret ediyorum."Kapıya doğru yürüdü.Tam çıkarken durdu."Nefret etmeye devam et.""Ama Furkan'ın bu konağa gelmesine izin vermeyeceğim."Kapı kapandı.Yatağa oturdum.Telefonu tekrar elime aldım.Furkan'ın mesajına uzun süre baktım.İçimde küçücük de olsa bir umut yeşermişti.---Akşam olduğunda konağın elektrikleri kısa süreliğine kesildi.Koridor tamamen karanlığa gömüldü.Kapıyı açıp dışarı çıktım.Tam merdivenlere yönelirken ayağım kaydı.Bir anda boşluğa düştüm.Çığlık atacakken güçlü kollar beni tuttu.Ateş...Nefes nefeseydim.O ise hâlâ beni bırakmamıştı."İyi misin?"Kolunu sertçe ittim."Bırak."Hemen geri çekildi.Elektrikler yeniden geldi.İkimiz de birkaç saniye birbirimize baktık.İlk kez...Gözlerinde öfke değil, sadece endişe gördüm.Ama bunu görmek istemedim.Başımı çevirip odama doğru yürüdüm.Arkamdan sadece tek bir cümle duyuldu."Kendine dikkat et, Hibe."Cevap vermedim.Ama o gece yatağıma uzandığımda aklımı kurcalayan tek şey Furkan'ın mesajı değildi.Merdivenlerden düşerken...Ateş beni tutmasaydı...Belki de gerçekten ölecektim.Ve bu düşünce, ondan nefret etmeyi hiç istemediğim kadar zorlaştırıyordu.Kâğıdı elimde sıkıca tuttum.Kalbim deli gibi atıyordu.Furkan...Demek beni unutmamıştı.Demek gerçekten beni buradan çıkarmaya çalışıyordu.Hızla notu yastığımın altına sakladım.Tam o sırada kapı çalındı."Hibe."Ateş'in sesiydi.Cevap vermedim.Kapı açıldı.Elinde bir tepsi vardı.Kaşlarımı çattım."Bu da ne?""Yemek.""İstemiyorum."Tepsiyi masaya bıraktı."Sabah da bir şey yemedin.""Aç değilim.""Soğumadan ye."Sinirle güldüm."Bana bu kadar değer veriyormuş gibi davranmayı bırak."Yüzü bir anda sertleşti."Değer verdiğimi kim söyledi?"Ona öfkeyle baktım."O zaman neden uğraşıyorsun?""Buna mecburum.""Mecburmuş..."Alay ederek başımı salladım."Senin hiçbir hareketin normal değil."Ateş cevap vermedi.Kapıya yöneldi.Tam çıkacakken durdu."Bir saat sonra aşağı ineceksin.""Neden?""Misafirimiz var.""Ben kimseyle görüşmek istemiyorum.""Bu bir istek değil."Kapı kapanınca derin bir nefes verdim.Masaya yaklaştım.Tam tepsiyi itecektim ki tabağın altında küçük, katlanmış bir peçete olduğunu fark ettim.Şaşkınlıkla açtım.Peçetenin içine küçücük harflerle yazılmış tek bir cümle vardı."Bu gece kuzey bahçesindeki eski çeşmenin yanında ol."Altında yine aynı isim yazıyordu.Furkan.Kalbim hızlandı.Demek konağın içine kadar ulaşabilmişti.Belki de bugün...Buradan kurtulabilecektim.Notu hızla cebime koydum.Kimse görmemeliydi.Aynaya baktım.Yüzüm hâlâ solgundu.Ama gözlerimde uzun zamandır ilk kez umut vardı.Tam o anda kapı yeniden açıldı.Baran içeri girdi."Patron bekliyor."Başımı salladım.Sessizce onun peşinden yürüdüm.Merdivenlerden inerken salondan konuşma sesleri geliyordu.İçeri girdiğimde uzun masanın etrafında birkaç kişi oturuyordu.Hepsi Ateş'e büyük bir saygıyla bakıyordu.Ben içeri girince herkes sustu.Ateş gözlerini bana çevirdi."Gel."Olduğum yerde kaldım."Buradan da duyuyorum."Bakışları sertleşti."Yanıma otur.""Hayır."Salondaki hava bir anda gerildi.Baran ile Kaya birbirlerine baktılar.Kimse nefes bile almıyordu.Ateş yavaşça ayağa kalktı.Ağır adımlarla bana doğru yürüdü.Tam önümde durdu.Alçak sesle konuştu."İnat etmeyi bırak."Ben de gözlerinin içine bakarak cevap verdim."Önce beni özgür bırak."İkimiz de birkaç saniye birbirimize baktık.Sonunda Ateş derin bir nefes aldı."Bir gün bunu neden yaptığımı anlayacaksın."Başımı iki yana salladım."Hayır.""Anlamayacağım.""Çünkü senden nefret ediyorum."Bu sözlerimden sonra Ateş'in yüzündeki ifade ilk kez çok kısa bir anlığına değişti.
Bu bölümün ilk 1 paragrafını okudun. Geri kalanını okumak için ücretsiz hesabınla giriş yapabilir veya hemen kayıt olabilirsin.
Bölüm Yorumları