Öne Çıkanlar
Son Eklenenler
Tamamlanmış Kitaplar
Premium Kitaplar
"Furkan..."Fısıldayarak adını söyledim.Furkan hızla yanıma geldi.İkimiz de birkaç saniye konuşamadık.Sonra beni sıkıca sarıldı."İyi misin?"Başımı salladım."Buradan gidelim.""Arabayı biraz ileride bıraktım."Tam yürümeye başlayacakken konağın bahçesinde projektörler aynı anda yandı.Gözlerimi kapatmak zorunda kaldım."Kaçmaya çalışacağını biliyordum."O sesi duyduğum an kanım dondu.Ateş...Merdivenlerin başında durmuş bize bakıyordu.Yanında Baran, Kaya ve silahlı adamlar vardı.Furkan beni arkasına aldı."Hibe, korkma."Ateş yavaşça merdivenlerden indi."Demek içerideki köstebeyin sahibi sendin."Bakışlarını Furkan'a çevirdi."Cesursun."Furkan dişlerini sıktı."Onu senden kurtarmaya geldim."Ateş kısa bir kahkaha attı."Kurtarmaya mı?"Sonra bana baktı."Hibe.""Sana son bir kez soruyorum.""Onunla gitmeyi gerçekten istiyor musun?"Hiç düşünmeden cevap verdim."Evet."Bu cevabımdan sonra Ateş birkaç saniye sessiz kaldı.Sonra başını eğip acı bir tebessüm etti."Anladım."Bir anda elini kaldırdı.Baran ve Kaya silahlarını doğrulttu.Furkan da silahını çekti.Bahçede nefesler tutulmuştu.Tek bir kurşun...Ve her şey başlayacaktı.Tek bir kurşun...Ve her şey başlayacaktı."Namusuzluk yapmayın!" diye bağırdım."Kimsenin ateş etmesini istemiyorum!"Sesim bahçede yankılandı.Kimse kıpırdamadı.Ateş gözlerini üzerimden ayırmadan konuştu."Baran.""Evet patron.""Silahını indir."Baran hiç tereddüt etmeden silahını indirdi.Ardından Kaya da aynı şeyi yaptı.Furkan ise silahını hâlâ Ateş'e doğrultuyordu."Bana güvenmiyorum." dedi sertçe.Ateş hafifçe başını eğdi."Ben de sana güvenmiyorum."İkisi birkaç saniye birbirine baktı.Bahçedeki gerilim her geçen saniye büyüyordu.Furkan yavaşça bana döndü."Hibe, gel."Hiç düşünmeden ona doğru bir adım attım.Tam ikinci adımı atacaktım ki Ateş'in sesi duyuldu."Bir dakika."Durup arkamı döndüm."Ne var?"Ateş cebinden küçük siyah bir telefon çıkardı.Ekranı bana çevirdi."Gitmeden önce bunu izle."Kaşlarımı çattım."Ne saçmalıyorsun?""Eğer izledikten sonra yine gitmek istersen...""...seni durdurmayacağım."Şaşkınlıkla ona baktım.Furkan hemen araya girdi."Hibe, sakın inanma.""O seni oyalamaya çalışıyor."Ateş'in sesi yine sakindi."Kararı sen vereceksin."Telefonu uzattı.Birkaç saniye tereddüt ettim.Sonra telefonu elime aldım.Videoyu açtım.Ekranda güvenlik kamerası görüntüleri vardı.Tarih...Kazadan bir gün önceyi gösteriyordu.Nefesim kesildi.Görüntüde ben vardım.Arabama doğru yürüyordum.Bir süre sonra görüntüye başka biri girdi.Yüzünü seçemiyordum.Kapüşonluydu.Arabanın önünde eğildi.Sonra hızla uzaklaştı.Video tam o anda durdu.Şaşkınlıkla Ateş'e baktım."Bu kim?"Ateş telefonu geri aldı."Devamını henüz göstermeyeceğim.""Neden?""Çünkü henüz zamanı değil."Öfkeyle bağırdım."Benim geçmişimle ilgili bir şey biliyorsan söyle!"Ateş bana birkaç saniye baktı.Sonra sadece tek bir cümle kurdu."Geçmişini sana anlatan insanların hepsi doğruyu söylemiyor."Furkan sert bir adım öne çıktı."Yeter!""Onun aklını karıştırmayı bırak."Ateş bu kez ilk kez Furkan'ın gözlerinin içine baktı."Gerçekten...""...en çok korktuğun şey onun gerçeği öğrenmesi değil mi?"Furkan'ın yüzü gerildi.Hiçbir şey söylemedi.Bu sessizlik içimde tuhaf bir huzursuzluk oluşturdu.İkisine de baktım."Bana söylemediğiniz ne var?"Kimse cevap vermedi.Rüzgâr bahçedeki ağaçları sallıyordu.İçimde yine aynı his oluşmuştu.Sanki herkes benim adıma karar veriyor...Ama hiç kimse bana gerçeği anlatmıyordu.vidyo bittiğinde odanın içini ağır bir sessizlik kapladı.Furkan'ın yüzü bembeyaz olmuştu.Öfkeyle Ateş'e baktı."Bu görüntülerle ne anlatmaya çalışıyorsun?"Ateş sakinliğini bozmadan ayağa kalktı."Anlaman gerekeni."Furkan yumruğunu sıktı."Ben Hibe'yi almaya geldim.""Onu bana ver."Ateş başını iki yana salladı."Hayır.""Neye dayanarak?""Gitmeyecek."Furkan bana döndü."Hibe.""Sana zarar veriyor mu?"Bir an duraksadım.Hayır diyemiyordum.Evet de diyemiyordum.Çünkü bana gerçekten dokunmamıştı.Ama beni zorla burada tutuyordu."Furkan..."Tam konuşacakken Ateş araya girdi."Karar vermesi gereken bir durumda değil."Furkan sinirle ona döndü."Onun yerine konuşmayı bırak!"Bir anda ortam gerildi.Baran ve Kaya silahlarına uzandı.Ateş tek eliyle onları durdurdu."Silah yok."Sonra bana baktı."Sadece tek bir soru soracağım."Sessizce bekledim."Eğer şu an onunla gidersen...""...sana bütün gerçeği anlatabilecek mi?"Furkan'ın bakışları bir an yere kaydı.Bunu fark ettim.Ateş hafifçe gülümsedi."Benim cevabımı biliyorsun."Furkan dişlerini sıktı."Geçmişi şimdi anlatmanın zamanı değil.""Demek hâlâ saklıyorsun.""Yeter!"Furkan öfkeyle Ateş'in yakasına yapıştı.Baran hemen araya girecekti ki Ateş eliyle yine engel oldu.İkisi göz göze kaldı."Ona yaklaşmayacaksın." dedi Furkan.Ateş'in sesi buz gibiydi."Yaklaşacağım.""Çünkü o burada kalacak."Furkan bana döndü."Hibe.""Ben seni buradan çıkaracağım.""Bugün olmazsa yarın.""Söz veriyorum."Bu sözleri duyunca gözlerim doldu.Tam ona doğru bir adım atacaktım ki Ateş bileğimden tuttu.Bir anda ona döndüm."Bırak beni!""Bırakamam.""Neden?"İlk kez sesini yükseltti."Çünkü seni tekrar kaybetmeyeceğim!" derin bir sessizlik oluştu.Söylediği cümleyi sanki kendisi de fark etmişti.Hemen bakışlarını kaçırdı.Furkan ise şaşkınlıkla ona baktı."Demek sonunda ağzından kaçırdın."Ateş sert bir ifadeyle kapıya yöneldi."Baran.""Evet patron.""Misafirimizi dışarı çıkar."Furkan direnmeye çalıştı."Hibe!""Seni burada bırakmayacağım!"Ben de peşinden gitmek istedim."Furkan!"Ama Ateş kolumu bırakmadı.Kapı kapanana kadar Furkan'ın sesi yankılandı."Dayan Hibe!""Seni almaya geleceğim!"Kapı kapandığında sadece ikimiz kalmıştık.Öfkeyle kolumu Ateş'in elinden çektim."Mutlu musun şimdi?"Cevap vermedi."Sana güvenmemi mi bekliyorsun?"Yavaşça bana döndü."Hayır.""O gün gelene kadar...""...sadece hayatta kalmanı bekliyorum."Ne demek istediğini anlayamamıştım.Ama ilk kez...Ateş'in gözlerinde, öfkenin arkasına saklanmış derin bir korku gördüm._____Ertesi sabah gözlerimi açtığımda odanın penceresinden içeri süzülen güneş ışığı yüzüme vuruyordu.Bir an nerede olduğumu unuttum.Sonra gözlerim odanın kapısına takıldı.Konağın odasındaydım.Derin bir nefes verdim.Kaçma planım başarısız olmuştu.Üstelik Furkan'ın gönderdiği not da artık işe yaramıyordu.Kapı hafifçe tıklandı.İçeri bu kez Ateş girdi.Elinde kahve fincanı vardı.Masaya bıraktı."Bunu sevdiğini hatırlıyorum."Kaşlarımı çattım."Ben hatırlamıyorum."Kısa bir sessizlik oldu.Ateş fincana baktı."Doğru..."O tek kelimeyi söylerken sesindeki kırgınlığı fark etmemek imkânsızdı.Ama kendimi buna inandırmak istemiyordum."Bugün ne istiyorsun benden?""Hiçbir şey."Şaşkınlıkla yüzüne baktım."Hiçbir şey mi?""Sadece biraz hava alacaksın."Alay ederek güldüm."Esirine gezinti mi yaptıracaksın?""İstersen öyle düşün."Arkasını dönüp çıktı.Birkaç dakika sonra Baran geldi."Hazır mısın?""Mecbur muyum?""Evet."İç çekerek ayağa kalktım.Konağın arka bahçesine çıktığımızda şaşkınlıkla etrafa baktım.Burası beklediğim gibi kasvetli değildi.Büyük ağaçlar, rengârenk çiçekler ve eski bir taş gölet vardı.Rüzgâr hafifçe eserken yaprakların sesi duyuluyordu.Ateş göletin kenarında durmuş, sessizce suya bakıyordu.Beni fark edince sadece başını çevirdi."Otur.""Oturmayacağım.""İnat etmeyi gerçekten seviyorsun.""Sen de insanları zorlamayı."Bir an bana baktı.Sonra hiç beklemediğim bir şey yaptı.Silahını çıkarıp Baran'a uzattı."Al."Baran şaşkınlıkla silahı aldı."Kaya, siz de gidin."Baran ile Kaya birbirlerine baktılar."Patron...""Gidin."İkisi de uzaklaştı.Şimdi bahçede sadece ikimiz kalmıştık.İçimde istemsiz bir tedirginlik oluştu."Neden onları gönderdin?""Çünkü seninle konuşmak istiyorum.""Ben konuşmak istemiyorum.""Biliyorum."Sessizlik çöktü.Dakikalarca hiçbirimiz konuşmadık.Sonunda merakıma yenildim."Madem beni öldürmeyecektin...""Neden kaçırdın?"Ateş gözlerini gölete çevirdi."Çünkü başka çarem yoktu.""Yalan.""İstersen öyle düşün."Öfkeyle ayağa kalktım."Senin söylediğin hiçbir şeye inanmıyorum."Tam yürüyüp gidecekken ayağım yerdeki taşa takıldı.Dengemi kaybettim.Tam düşeceğim sırada güçlü bir kol belime sarıldı.Ateş...Beni yere düşmeden yakalamıştı.Birkaç saniye göz göze kaldık.Kalbim anlamsız bir şekilde hızlandı.Hemen geri çekildim."Bana dokunma."Ateş sessizce ellerini indirdi."İsteseydim düşmene izin verirdim.""Belki de vermeliydin."Bu sözümden sonra yüzü yine o kısa anlığına değişti.Sanki söylediklerim beklediğinden daha fazla canını yakmıştı.Ama yine hiçbir şey demedi.Arkasını dönüp yürümeye başladı.Ben ise olduğum yerde kaldım.İlk kez aklıma tuhaf bir soru gelmişti.Eğer gerçekten anlattıkları kadar acımasız biriyse...Neden bana tek bir kez bile zarar vermemişti?Bu sorunun cevabını bilmiyordum.Ama farkında olmadan, aramızdaki duvarın ilk taşı o gün yerinden oynamıştı......
Bu bölümün ilk 1 paragrafını okudun. Geri kalanını okumak için ücretsiz hesabınla giriş yapabilir veya hemen kayıt olabilirsin.
Bölüm Yorumları