Ben İzel,
Sivilcelerim, sihay noktaları ve kalın çerçeveli gözlükleri olan bir İzel,
Ailesi tarafından sevilmeyen İzel,
Başarılı olmayan İzel,
Yetenekli olmayan bir İzel,
Ben yetersiz bir İzel,
İşte bu bendim , bir arkadaşım yoktu.
Zaten olmasını istemezdim.
Ben istenmeyen kişiydim.
Okulun ilk günü insanlar tarafından
kurban seçilen kişide bendim.
Bu bilmem kaçıncı okul değiştirmem olucaktı bilmiyordum.
Ama babamın dediğine göre bu beni kaydettirecekleri son okuldu.
Arabadan indim ve güneşin altında bekleyen kalabalığa doğru yürümeye başladım ta ki birisi bana çarpana kadar ben dengemi zor sağlarken o yerdeydi.
Elimi uzattım ama kalabalık çoktan etrafımızı sarmıştı kızı dikkatlice inceleyince sarışın ela gözlü ve hafif çilleri vardı bu kadar güzel olmasından anlamam lazımdı bu okulun popüler kızı olacaktı.
Ve benle çarpıştığı için okulun ilk gününden dikkatleri üstüne çekmişti
Bense artık zorbalanacak kişi olmuştum ama güzel bir kız öne geçip uzattığım elime vurarak çekil demişti buda o yalaka olmalıydı.
Ama ne yazık ki başrol kız bu her daim onu satabilecek kızı göremiyordu.
İşte buna başrol mallığı denirdi.
Eğilip yerdeki kitaplarını toplamaya başladım o sırada arkadaşı ismi Ela olduğunu duymuştum kitaplarını ona verdim gözleri kızarmış bir şekilde oturuyordu bu yüzü kim görse her iki cinste aşık olurdu.
Ama genelde saf numarası yaparlardı derin bir oh çektim.
Ve işte okulun o üçlü herkesin aşık olduğu sonrasında ise aynı kıza aşık olup kavga edecek o erkek grubu geliyordu. Hayatı anlamak bu kadar basitti en önde duran basketbol takım kaptanı olmalıydı ve buraya cidden üniformasıyla terli bir halde gelmişti lakin burdaki herkesin onun karizmasına kapıldığı için bunu kimse fark etmez yada umursamazdı muhtemelen de başrol kızımız bu çocukla olucaktı.
Sagdaki ise bir boksöre benziyordu yeraltı dövüşlerinden çıkmış gibiydi
okula ne zamandan beri böyle gelmek serbesti anlamıyordum
soldakini tahmin edebiliyorsunuzdur
evet bu bir sanatçı ruhlu çocuktu
ve buraya koşarak gelmiş olmaliki resim önlüğü bile çıkarmamıştı
yüzünede çene hatları belli olsun diye kırmızı boya sürmüştü.
Bu salaklığa cidden inanan var mıydı be ve evet başrolümüz basketbolcu Emre kıza ceketinin cebinden çıkardığı mendili uzatmıştı
arada da adını söylemişti
muhtemelen şimdi bunun temizlik takıntısıda vardır ve evet varmış
ortalık bu dedikoduyla alevlenmişti
topluluk bu yıl ki çiftini seçmişti
Daha erkek karakter çıkar mıydı bilmiyordum ama artık her şeyi tahmin edebiliyordum.
Anlaşılan bu zilin çalacağı yoktu
bari hiç kimsenin aklına gelmeyen o şeyi yapmak için merdivenlere yöneldim okulu gezcektim
Sınıfımı bulduğumda rastgele bir sıraya çantamı koydum artık o kadar deneyimliydim ki çantamın fermuarına kilit takmıştım her şeye önlem alınmaydı.
Bütün koridorları dolaşıp sonunda reviri bulabilmiştim
İçeri girdiğimde hemşire yoktu.
Zaten süs olarak yapılmış bir yere benziyordu. Bana en yakın sedyeye geçip oturdum dolaptan oksijenli su almıştım ve yavaşça elime sıkıyordum ki perdeyi biri açtı bu kimdi be şimdi elini ağzıma kapatmıştı konuşursan ikimizde yanarız dediğinde aramızda bir karış bile yoktu nefesini hissedebiliyordum anlamıştım kızın platoniği olucaktı ve harcanacaktı
harcanan karakterler için her zaman bir travma oluşmuştu kalbimde
ah ah keşke hepsine sarılıp ben sizi seviyorum diyebilseydim ama imkansızdı. Elini agzımdan çektiğinde işaret diliyle bişiler demeye başladım ne dediğimi ben bile bilmiyordum o an ki keşke zort oluş yüz ifadesini görebilseydim ama eşofmanının şapkası yüzünü örtüyordu. Hiç bişey demeden poşetten yeni bir pamuk aldı ve bileğimdeki kanı temizliyordu şuan ilgilenmesi gereken kişi ben değildim ama zaten bir daha görüşmeyeceğimiz için bişi yapmıyordum ve beni dilsiz sanıyordu belki dilsizlere bir travması olabilirdi yani o kadar çok kitap okumuştum ki anlayabilirdim
içimden onun yüzünü görebilme arzusu oluştu acaba neye benziyordu ama hikayeye göre daha zamanı değildi bu başrol kızın hakkıydı, en sonda dayanamadım ve elimi ondan kurtarıp sedyeye yattım uykum gelmişti birden zaten okulun ilk günü diye erkenden uyandırılmıştım annem tarafından
Gözlerimi çok kısa açmaya çalışarak ona bakacaktım ama sağ olsun gözlük camlarım resmen gözüme girmişti buna gülmemek için muhtemelen kendini zor tutuyordur lakin her şey mükemmelken bir flaş sesi duydum hadi canım benim fotoğrafımı mı çekmişti o yüzünü gösteremeyen adam şu anki halinden gayet memnundu herhalde bir anda kalkıp onun yüzüne küfretmeyi o kadar çok istiyordum ki o anda adım seslerini duydum sonunda bu adamdan kurtuluyormuydum yoksa
Ona gözlerimle o iş bende diye bir bakış attım ayağa kalktığımda bileğimden tutup beni kendine çevirdi ve boynumu resmen tavana dikmek zorunda kalmıştım.
Dikkatli ol demişti.
Hadi canım ordan sen olmasaydın şuan rüyamın en güzel kısmında olurdum neyse kapıyı açtığımda o an ne yapacağımı bende bilmiyordum bu söz anca başrollere giderdi ama benim her zaman yedek bir planım olurdu adamlar yanıma geldiğinde birden engelli taklidi yapmaya başlamıştım içersen gülüş sesini duyabiliyorum bu adam malmıydı onu kurtarma planımı boşa çıkarmıştı dışarı çıktığında bana dönerek onlar benim adamlarım dediğinde utanmadan göz devirdim ve sınıfa yürümeye başladım ama yerini unutmuştum
Bütün sınıf kapılarını tek tek çalarak sonunda sınıfımı bulmuştum.
İlk günden niye bunları yaşıyordum ya herhalde bir tesadüftü sırama oturduğumda sıra arkadaşımın o olduğunu anlayınca anlamıştım olayı bana "dönerek elini uzattı ve ben Asrın dedi"
Bölüm Sonu
Bölüm Yorumları
Yorum yapmak için giriş yapın.
Bence harika olmuş izelle o kadar ortak noktam var sadece ailem beni seviyor bı bu farklı bu arada kalemine sağlık
Yorum
Yorum bulunamadı.