Öne Çıkanlar
Şu An Trend
Son Eklenenler
Efes Antik Kenti’nin çıkışındaki çay bahçesinde hava bir anda daha da kaotik bir hal aldı. Çünkü otobüste arka sırada uyuklayan ve gezinin ilk yarısında kafasını gruptan çıkarmayan Cesur, nihayet tamamen uyanıp çetenin merkezine iniş yapmıştı.
Doğu, Burak ve Cesur... Üçüz olmalarına rağmen Doğu sanki iki tane yürüyen felaketle dünyaya gelmiş gibi tek başına saç baş yoluyordu. Burak ve Cesur zekâ, şebeklik ve bela çıkarma konusunda aynı beynin iki yarısı gibi hareket ederken; Doğu ise 7/24 bu ikisinin arkasını toplamaktan (koruma) modunda gezen çilekeş büyük kardeşti
***
Güneş Ege ufuklarında batıp restoranın ışıkları yanarken, açık büfe alanının hemen yanındaki masada tam bir dedikodu kazanı kaynamaya başlamıştı.
Alara tabağına aldığı tatlıyla kızlar masasına doğru ilerlerken, Burak ile Cesur sinsi bir plan yapmış gibi tam yolunu kestiler. İkizler, ellerindeki içecek bardaklarıyla Alara’nın sağında ve solunda bitti."
"Ooo Alara Hanım! Tatlı tabağı tepeleme maşallah. Baran’ın yanından kaçıp şeker komasına girmeye mi karar verdin?"
"Valla Alara, Baran suit odada sabahtan beri 'Bavul güzeli acaba ne yiyor, acaba Efes'te dengesini bir daha ne zaman kaybedecek' diye duvarlara bakıyor haberin olsun."
Alara tabağını korumaya çalışarak iki ikiz fırlamaya ters bir bakış attı
" Ulan bu kim"
Burak sırıttı
" üçüzüm nasıl aynı ben dimi kız"
" Bu maldan üç tane mi var"
Cesur araya girdi
"Kız çok ayıp ben niye mal oldum"
" Sus be "
"Biz bir takımız kızım! Doğu bizi durduramazken sen hiç durduramazsın."
Alara yanakları kızararak yanlarından sıyrılmaya çalışırken, Doğu arka masadan hızla kalkıp ikisinin birden ensesinden yakaladı
"Bırakın ulan kızı! Yine ne darlıyorsunuz Alara’yı?! Yürüyün masanıza!"
Tam Burak ile Cesur Doğu’ya karşı direnmeye başlayacaktı ki, açık büfenin hemen arkasındaki palmiyelerin gölgesinden iki tanıdık ses yükseldi. Restorandaki gürültüden uzaklaşan Memet Hoca ile Selma Hoca, garsonların durduğu bölmede baş başa konuşuyorlardı.
Bizim çete bir anda buz kesti. Burak parmağını dudaklarına götürüp "Şşşt!" yaptı. Doğu bile ikizlerin ensesini bırakıp kulak kabarttı.
Memet Hoca, elindeki çay tepsisinden sıcak bir bardağı Selma Hoca’ya doğru uzattı. Yüzünde o sert ders anlatma halinden eser yoktu; son derece nazik, neredeyse çekingen bir edayla konuştu
"Selma Hanım, bütün gün çocukların gürültüsünü çektiniz, çok yoruldunuz. Sizin için taze demlenmişinden aldım, biraz dinlenin lütfen."
Selma Hoca tatlı bir tebessümle çayı aldı. Yanakları hafifçe pembeleşmişti. Sesini alçaltarak cevap verdi
"Ay Memet Bey... Gerçekten düşünceli haliniz beni benden alıyor. Çok kibarsınız, hiç gerek yoktu aslında..."
O an zaman durdu.
Burak ile Cesur birbirine baktı. İkisinin de gözleri fal taşı gibi açıldı, dudakları titremeye başladı. Aynı beyni paylaşan ikizler, daha fazla dayanamayıp restoranda yankılanan devasa bir kahkahayı patlattılar
Bu bölümün ilk 26 paragrafını okudun. Geri kalanını okumak için ücretsiz hesabınla giriş yapabilir veya hemen kayıt olabilirsin.
Bölüm Yorumları
Yorum yapmak için giriş yapın.
Süper
BAYILDIM 😻 🫶🏻🫂
Yorum
Yorum bulunamadı.