Öne Çıkanlar
Şu An Trend
Son Eklenenler
Banyonun ardından odadaki gergin ama bir o kadar da çekişmeli hava nihayet dağıldı. Alara hızlıca üzerini değiştirip çantasını kaparak kendini odadan dışarı attı. Baran ise arkasından ağır adımlarla, sanki dünya yansa umurunda değilmiş gibi yürüyordu.
Otel restoranına indiklerinde kahvaltı salonu tam bir ana baba günüydü. Tost kokuları, çay kaşıklarının şıngırtısı ve sabah mahmurluğunu üzerinden atmaya çalışan lise son sınıf öğrencilerinin gürültüsü ortamı kaplamıştı.
Alara salonu tarayıp en uçtaki yuvarlak masada oturan kızları görünce rahat bir nefes aldı. Hızla masaya seyirtti ve kendini Sena, İrem ve Nida’nın yanındaki boş sandalyeye bıraktı.
"Kızlar, inanamazsınız! Kabus gibi bir gece geçirdim," diye söze başladı Alara, tabağına zeytin atarken.
Sena hemen çayından bir yudum alıp öne doğru eğildi: "Ne oldu Alara, hayır olsun?" Nida ve İrem de merakla gözlerini açmış ona bakıyordu.
Alara göz ucuyla salonun diğer tarafına baktı. Baran; Doğu, Burak, Alp ve Murat’ın oturduğu masaya geçmişti. Tabağındaki söğüşleri yerken bir yandan da arkadaşlarına dün geceki "oda krizini" oldukça abartılı ve alaycı bir dille anlatıyordu. Doğu ve Burak kahkahalarla masaya vururken, Alp ve Murat da Baran’ın sırtını patpatlıyordu. Baran bir an kafasını kaldırıp Alara’yla göz göze geldi. Dudaklarında yine o gıcık, kendinden emin tebessüm belirdi.
Alara gözlerini devirip hızla kızlara döndü: "O gıcık Baran! Resepsiyon iki gün boyunca aynı odada kalacağımızı söyledi!"
İrem elindeki çatalı düşürüyordu: "Ne?! Ciddi misin sen?"
Nida şaşkınlıkla, "E hoca ne dedi peki?" diye sordu. Sena ise gülmemek için dudaklarını ısırıyordu: "Kızım şaka mı bu? Filmlerdeki gibi kurgu resmen!"
O sırada tur rehberi hocanın düdük sesi restoranda çınladı
"Evet gençler! Kahvaltısını bitirenler dışarıdaki otobüse! İzmir turumuzun ilk durağı için hareket ediyoruz: Tarihi Asansör ve Karataş Sokakları! Herkes otobüsteki yerini alsın!"
Yarım saat sonra gezi otobüsü Karataş semtine varmıştı. Otobüsten inen kafile, Dario Moreno Sokağı’nın taş döşeli, eski Rum evleriyle süslü atmosferine döküldü. Sokak buram buram nostalji ve deniz havası kokuyordu.
Alara; Sena, İrem ve Nida’yı koluna takmış, erkek grubundan mümkün olduğunca uzak durarak sokağın keyfini çıkarmaya çalışıyordu. Renkli cumbalı evlerin önünde durup bol bol fotoğraf çekiliyor, dondurma yiyor ve dedikodu yapıyorlardı.
"Alara biraz sağa kay, arkadaki konak harika çıkıyor!" dedi İrem telefonu hizalayarak.
Alara gülümseyip poz verdi. Tam deklanşöre basılacağı sırada... Sena hafifçe öksürdü, Nida ise kıkırdamaya başladı.
Alara ne olduğunu anlamadan arkasını döndü. Baran ve ekibi—Doğu, Burak, Alp ve Murat—tam Alara'nın fotoğraf çekildiği kadrajın arkasında bitmişti. Doğu ve Burak arkada saçma sapan komik pozlar veriyor, Murat ve Alp ise bir şey yokmuş gibi duvara yaslanmış izliyordu. Baran ise elleri ceplerinde, tam Alara’nın arkasında durmuş, alaycı bir gülümsemeyle doğrudan kameraya bakıyordu.
Bu bölümün ilk 16 paragrafını okudun. Geri kalanını okumak için ücretsiz hesabınla giriş yapabilir veya hemen kayıt olabilirsin.
Bölüm Yorumları
Yorum yapmak için giriş yapın.
Aşkım eline sağlık
Yorum
Yorum bulunamadı.