Öne Çıkanlar
Son Eklenenler
Tamamlanmış Kitaplar
Premium Kitaplar
Gece yarısını çoktan geçmişti. Karakolun o ağır, rutubetli ve dezenfektan kokulu nezarethane odasında Caner’le baş başaydık.
Caner köşedeki tahta banka kıvrılmış, ceketini kafasına çekmişti. Ama uyumuyordu. Bacaklarını sallayıp duruyordu.
"Abla," dedi pürüzlü bir sesle. "Sence o adama az mı vurduk?"
"Süzme yoğurtla adama vurmak zaten başlı başına bir sanat eseriydi Caner," dedim, sırtımı nezarethanenin soğuk demir parmaklıklarına dayayarak. "Ama az bile yaptık. O kadının çığlığı hâlâ kulağımda."
"Valla benim de," dedi Caner oturur pozisyona geçerek. Gözlerinde o her zamanki şapşal neşe yoktu bu sefer. "Sana bir şey diyeyim mi? Sen o demir boruyu çekip adamın bacağına geçirdiğinde 'Helal olsun ablama' dedim içimden."
Gülümsedim. "Sen de zeytin kavanozuyla fena patlatmadın hani."
İkimiz de kısa bir an sustuk. Karakolun içinden arada sırada telsiz cızırtıları ve kapı kapanma sesleri geliyordu. Dışarıda dünya akıp gidiyordu ama biz demir parmaklıklar arkasında zamanın dışına fırlatılmış gibiydik.
Tam o sırada koridordan ağır adım sesleri duyuldu. Adımların ritminden bile kimin geldiğini anlıyordum artık.
Bu bölümün ilk 8 paragrafını okudun. Geri kalanını okumak için ücretsiz hesabınla giriş yapabilir veya hemen kayıt olabilirsin.
Bölüm Yorumları
Yorum yapmak için giriş yapın.
caner adamım ya :D allahtan caner gibi bi kardeşim yok kesin müebbet yerdim cxhvhb
Çok güzel olmuş bitanem ama Yavuz'a gıcık kaptım
Yorum
Yorum bulunamadı.