Öne Çıkanlar
Şu An Trend
Son Eklenenler
gri clio'nun tekerlekleri berke'nin ofisinin bulunduğu o küçük, modern plazanın önünde acı bi çığlıkla durduğunda, mideme giren o kramplar artık dayanılmaz bi boyuta ulaşmıştı.
arabadan nasıl indik, o asansörle dördüncü kata nasıl çıktık hatırlamıyorum. asansörün kapıları açıldığı an karşılaştığımız manzara tam bi kaostu.
berke'nin gece gündüz demeden, ege'yle birlikte kendi elleriyle kurduğu o yazılım ofisi polislerle ve ellerinde evrak çantaları olan sivil, takım elbiseli adamlarla doluydu.
ege ofisten içeri adım attığı an, okyanus gözlerindeki o fırtına yerini ölümcül bi sessizliğe bıraktı. çenesindeki kaslar seğiriyodu.
berke bizi gördüğü an, ter içinde kalmış yüzüyle bize doğru koştu. elleri titriyodu.
"ege," dedi nefes nefese, sesi çaresizlikten titriyodu. "adamlar her şeyi alıyo abi. bütün ubuntu sunucularının fişini çektiler, mühürlüyolar! aylardır uğraştığımız o react native mobil uygulamasının, next.js ile ayağa kaldırdığımız web platformunun bütün kaynak kodlarını kopyalıyolar şu an!"
ege berke'nin omuzlarını tutup onu sakinleştirmeye çalıştı ama gözleri, bilgisayarların başında dikilen o takım elbiseli adamların üzerindeydi.
"ne hakla lan?" diye kükredi ege, sesi ofisteki bütün o uğultuyu bıçak gibi keserek. öne doğru bi adım attı. "ne hakla benim kodlarıma, benim sunucularıma el koyuyosunuz?"
takım elbiseli adamlardan biri, elinde bi dosyayla bize doğru döndü. yüzündeki o sinsi, küçümseyen ifade bana direkt olarak pars'ı ve haldun karahanlı'yı hatırlattı. adam karahanlı holding'in avukatlarından biriydi.
"ege bey," dedi adam ukala bi sesle. "sakin olun. biz sadece savcılığın verdiği tedbir kararını uyguluyoruz. şirketinizin geliştirdiği bu platformun arka planında kullanılan bazı algoritmaların, karahanlı holding'in teknoloji iştiraklerinden birine ait patentli kodlar olduğu tespit edildi."
"ne saçmalıyosun sen be?" diye bağırdı berke, kendini tutamayarak. "biz o platformun her bi satır kodunu, typescript'ten tut tailwind tasarımlarına kadar ege'yle bu ofiste sabahlayarak kendimiz yazdık! çaldığınızı resmileştirmek için sahte dava açmışsınız!"
avukat sırıttı. "buna mahkeme karar vericek berke bey. o zamana kadar, bütün serverlarınıza, nginx loglarınıza ve veri tabanlarınıza devlet el koymak zorunda. geçmiş olsun."
ege'nin ellerinin iki yanında yumruk olduğunu, parmak boğumlarının bembeyaz kesildiğini gördüm. babasının gölgesinden kurtulmak, kendi ayakları üzerinde durmak için inşa ettiği o tek kaleyi de gözlerinin önünde yıkıyolardı. üstelik bunu, onların kendi elleriyle yazdıkları koda "çalıntı" iftirası atarak yapıyolardı.
ege o avukata doğru öyle bi adımladı ki, adam istemsizce bi adım geri çekildi.
"babanıza söyleyin," dedi ege, sesi bağırmıyodu ama jilet gibi keskindi. "haldun karahanlı o çok sevdiği yalılarında saklanıp, böyle kağıt parçalarıyla benim emeğimi çalabiliceğini sanıyosa çok yanılıyo. benim platformumu çökertip piyasadan silmek istiyosunuz, çünkü sizin o hantal şirketlerinizin bizim yazdığımız kodlarla baş edemiyceğini biliyosunuz."
avukat yutkundu ama bozuntuya vermemeye çalıştı. "tehditleriniz sadece davanızı zorlaştırır."
Bu bölümün ilk 17 paragrafını okudun. Geri kalanını okumak için ücretsiz hesabınla giriş yapabilir veya hemen kayıt olabilirsin.
Bölüm Yorumları