Öne Çıkanlar
Şu An Trend
Son Eklenenler
boğazın o soğuk rüzgarı, karahanlı yalısının devasa altın kapılarına çarparken, gri clio'muz o lüks araçların, maybach'ların arasında adeta sessiz bi hayalet gibi duruyodu.
berke arka koltukta kucağındaki laptoptan son kontrolleri yapıyodu. "ubuntu sunucularındaki docker container'ları aktif ettim," diye mırıldandı gözlerini ekrandan ayırmadan. "verileri şifreleyip doğrudan yalının ana projeksiyon sistemine bağlıyorum. ege, sen bana 'şimdi' dediğin an, haldun'un o süslü sunumu yerine cehennemi izliycez."
ege direksiyondaki ellerini çekti, başını yavaşça bana çevirdi. okyanus gözleri karanlıkta bile tehlikeli bi şekilde parlıyodu.
"hazır mısın kraliçem?" diye sordu fısıltıyla.
"hiç olmadığım kadar," dedim.
arabadan indiğimizde, flaşlar patlamaya başlamıştı bile. haldun karahanlı bu zirveyi sadece iş adamları için deil, basın için de büyük bi şova dönüştürmüştü. ege elimi sımsıkı kavradı. o simsiyah smokini, benim o siyah ipek, yırtmaçlı elbisemle kırmızı halıya adım attığımız an, etraftaki o sahte elitlerin bakışları anında bize döndü. sanki bi kutlamaya deil, gerçekten bi cenazeye gelmişiz gibi görünüyoduk. onların cenazesine.
yalının o devasa balo salonuna girdiğimizde, içerisi tıklım tıklım doluydu. kristal avizelerin altında herkes ellerinde şampanyalarla holdinglerin sözde başarılarını konuşuyodu.
salonun tam ortasındaki o dev sahnenin arkasında kocaman bi led ekran vardı.
ege'yle birlikte kalabalığı yara yara, en ön sıralara yakın bi noktada durduk. berke hemen arkamızda, omuzundaki siyah sırt çantasının içindeki gizli klavyeyle tetikte bekliyodu.
gözlerim sahnenin sağ tarafındaki o karanlık köşeye kaydığında, onu gördüm. pars.
lacivert bi takım elbise giymişti ama duruşu... o her zamanki kibirli, dünyayı ben yarattım duruşu tamamen gitmişti. yüzü kireç gibiydi, elleri ceplerindeydi ama gerginlikten omuzları çökmüştü. babasının onu nasıl harcadığını bilmenin o korkunç ağırlığı altında eziliyodu resmen. beni ve ege'yi gördüğünde yutkundu, gözlerini kaçırdı.
"şov başlıyo," diye fısıldadı ege kulağıma, o alaycı ses tonuyla.
salonun ışıkları kısıldı. alkışlar eşliğinde haldun karahanlı sahneye çıktı. yüzünde o sahte, babacan yatırımcı gülümsemesi vardı. mikrofona yaklaştı.
"değerli dostlarım, kıymetli basın mensupları," diye gürledi haldun bey. "vadi üniversitesi ve karahanlı holding olarak, bu gece sizlere sadece bi eğitim vizyonu deil, geleceğin dürüst ve şeffaf yatırım planlarını sunmaktan gurur duyuyorum. biz, gücümüzü her zaman adaletten ve temiz ticaretten aldık."
ege alaycı bi şekilde kıkırdadı. "temiz ticaret ha? berke... indir şunları."
"vuruyorum," diye fısıldadı berke arkamızdan.
haldun karahanlı tam "şimdi ekranlarda yeni projemizi görüceksiniz" diyerek elindeki kumandaya bastığı an...
salonun o devasa led ekranı bi anlığına tamamen siyah oldu. sonra, devasa, kırmızı harflerle yazılmış bi hata kodu belirdi.
ve saniyeler içinde, o süslü sunumun yerini berke'nin sistemden çektiği o iğrenç belgeler aldı.
önce milyon dolarlık off-shore hesaplarına yapılan transferlerin banka dekontları dev ekranda belirdi. hemen ardından, vadi üniversitesi'nin o "tam burslu" kontenjanlarını kullanarak devleti nasıl dolandırdıklarını anlatan iç yazışmalar... ve en sonunda, belgelerin altındaki o kocaman, inkar edilemez ıslak imzalar.
Bu bölümün ilk 22 paragrafını okudun. Geri kalanını okumak için ücretsiz hesabınla giriş yapabilir veya hemen kayıt olabilirsin.
Bölüm Yorumları